MEDENİYET VE ZAMAN
Medeniyet Yöneticisi · 30.11.2017 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Modernlik; insan, doğa, eşya ve evren hakkında bakış açımız, kavrayışımız, yaşam biçimi, alışkanlıklarımız gibi hemen her alanda önemli değişmeler yol açmıştır. İnsanın ontolojik kavrayışı, estetik algısı, etik kavrayışı ve en önemlilerinden biri olarak da zaman algımızı değiştirmiştir.
Modern dönemde insanın zamanı kavrayışı ve zamana yüklediği anlamlarla, zamanı kullanma biçimi kökten değişikliğe uğramıştır.
Zaman, insan zihninin olayların oluş sırasına göre bilişsel olarak kavradığı öncelik/sonralık ilişkisinin bir düzenlemesi olarak tanımlanabilir. İnsanlar, medeniyetler tarih boyunca kendilerine ait bir zaman ve bu zamanı ölçmeye yarayan tarih/saat/takvim birimleri geliştirmiştir. Bu takvim ve zamansal ölçüm birimlerine kendi medeniyetine uygun isimler ve anlamlar yüklemişlerdir. Genellikle ekonomik, siyasal ve teolojik gereksinimlerine uygun olarak ekim/hasat dönemleri, savaşlar, antlaşmalar, dini törenlerin yapılacağı günlerin hesaplanmasında takvim ve zaman ölçüm birimlerinden yararlanılmıştır. Takvimlerini de kendilerince kutsal sayılan başlangıçlara atıf yaparak düzenlemişlerdir. Örneğin Hristiyanlar takvimin başlangıcını tarihsel olarak kesin olmasa da Hz. İsa'nın doğumu ile Müslümanlar ise hicretle başlatmıştır.
Hristiyanlığın kurumsallaşması ve Roma kültürü ile Hristiyanlığın eklektik bir sentezinin yapılmasında büyük katkıları olan Aziz Augustinos aynı zamanda modern zaman kavramının da ilk sistematiğini yapmıştır. Kendi dönemini pagan (putperest) dönemden ayırmak için “modern” kavramını kullanmıştır. Yani anlamı bu zamana, çağa aittir. Augustinos'un önemli bir diğer yönü döngüsel/devinimsel zaman kavramı yerine lineer/ilerlemeci bir zaman anlayışını geliştirmiş olmasıdır. Yunanlılar için zaman devinimsel bir süreçti. Sürekli kendini tekrar ediyordu. Onlar için evrenin ne bir başlangıcı ne de sonu vardır. Augustinos bu anlamda evrenin lineer bir zaman içinde var olduğunu savunmuştur. Bu lineer zaman algısı modernitenin temelinde yer alan ilerlemeci düşünceye de referans olmuştur.
İslâm medeniyeti, zamanı insanın ontolojik varlığına uygun olarak değerlendirmiştir. Evren Allah tarafından yaratılmıştır. Evrenin (kozmos) bir başlangıcı olduğu gibi sonu da vardır. Fakat Allah, zamanın dışında ve ötesinde bir varlık olarak zamandan münezzehtir. Allah, insanı bu dünyada halife olarak seçmiş ve ona “dağların bile yüklenmekten imtina ettiği bir görev” yüklemiştir. Bu görev; evrende adaleti sağlamak, fitne ve fesat çıkaranlara karşı mücadele ve mücahede etmektir. İnsanın mücahedesi kendi nefsinden başlar ve aşama aşama tüm evreni kapsar.
İslâm insanın zaman algısını ise kendi tayin etmiştir. İslâm medeniyetinde gün sabah ezanı ile başlar ve akşam ezanı ile biter. Allah günü çalışmak (mücahede, mübadele), akşamı ise istiratgâh olarak yaramıştır. Günün her vaktini tayin eden, namaz vakitleridir. Öğlenden sonra demek öğlen namazından sonra demektir. Sabah mesaisi, öğle namazında aralanır. Öğlen sonrasından ikindiye kadar mesai yeniden başlar ve ikindi ile kısa bir molaya girer. “Orta namaz” (salatü'l vüsta) ikindi bütün günün en yoğun zamanıdır. Allah özellikle bu vakte dikkat çekmiştir. Akşam namazı ise günün bittiğini ilan eder. Yatsı insanın gecenin üçte birinde kılması gereken bir namazdır. Yani İslâm zamanın tayinini namaz saatlerine göre belirlemiştir.



