MEDENİYET DİNAMİZMİ
Kâzım Sağlam · 03.10.2015 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Toplumları, devletleri, ülkeleri ayakta tutan onların dayandığı dünya görüşleri ve bu görüşün müşahhas şekli olan medeniyetleridir. Medeniyet ufku, perspektifi, ideali olmayan toplumlar, medeniyet düşüncesi olmayan devletler, millî sınırlarına hapsolurlar, bunun sonucu olarak gelişmiş medeniyete mensup devletlere mahkûm olurlar. Bugün ulus-devletlerin hâkim olduğu bir dünyada bile ulus-devlet kalıbını kırarak veya onu genişleterek dünyada siyaset güdenler, bu ufuktan mahrum olan devletleri kendi kontrolleri altına alabiliyorlar, ulus-devletin zihni ve siyasi sınırlarına saplanıp kalan devletleri sömürüyorlar.
Modern dünya imparatorlukları yıktı, onun yerine adı imparatorluk olmayan yeni imparatorluk kurdu, ABD, Rusya, Çin… İster hükmettiği toprak açısından bakın, ister dünya siyasetine etkisi açısından bakın, ister iktisadî sömürü açısından bakın, ister kendilerine karşı olan devletlere, halklara uyguladıkları muamele açısından bakın, nereden ve hangi zaviyeden bakarsanız bakın modern imparatorluklar kötülenen ve insanlık için yüzkarası (hâşâ) kabul edilen imparatorluklarla bir kıyas yapılırsa görülecektir ki; yenileri daha zalim, daha gaddar, daha acımasız, daha tek tipçi, daha baskıcı ve nefes aldırmaz. Tüm dünyaya tek tip bir hayat dayatıyorlar.
Bütün bunları yok sayarak dönüp bize tarihte medeniyetimizin temsilcisi konumunda olan devletlerimize sırtımızı dönmemizi istiyorlar, bizden Osmanlı’yı, Abbasî’yi, Emevi’yi, Endülüs’ü… kötülememizi ve bunların yapıp ettiklerine karşı çıkmamızı istiyorlar, şayet biz onların yaptıkları yararlı işlerini, iyi devlet idarelerini gündeme taşısak, hemen harekete geçerek gericilikle imparatorluk hayalini kurmakla itham ediyorlar. Bugün bunun yerine güçlü İslâm devletlerinin kurulması ve bunların güçlü devlet olması için çalışılması gerekir. Tersine bugün devletleri güçlendireceğine önlerini kesmek ve küçültülmesi için çaba harcamak gayretlerinde olanları da görüyoruz. Dünyayı tanımayan küçüklüğe razı olan zihinler güçsüz devletlerin Müslümanlara nelere mal olacağını kestiremiyorlar. Güçlü devletlerin ıslahı da daha kolay, dönüşmesi de daha kolay, çünkü güçlü devletler halklarına dayanırlar ve dünyada var olmak için güçlü, beynelmilel bir vizyona ihtiyaç duyarlar. Halkı Müslüman olan böyle bir devlet, ister istemez İslâm medeniyetinin vizyonuna yaslanmak zorunda kalacak, başka türlü dünyaya söz söylemesi ve kendini kabul ettirmesi güçtür. Buna mukabil devletçikler büyük ve güçlü devletlere yaslanırlar bu yaslanma sadece askeri, iktisadi, siyasi değildir, bu yaslanışın esas omurgasını kültürel ve vizyon tarafı teşkil eder.
Medeniyetimizin müşahhas şekli; tarihte kurulan İslâm devletleri, imparatorluklarıdır. Biz onlardan yararlanır, dersler çıkarır, bize uygun kurum-kuruluşlarını bugüne taşımayı bir zenginlik sayarız, hiç kimse bizi köklerinden kopararak türedi bir güruh haline getiremez, buna asla razı olmayız ve müsaade etmeyiz, isteyen istediği yaygarayı koparsın, istediği gibi yeni Osmanlıcılık falan diye yaftalasın. Tabii tarihte hiçbir şeyin ayniyle tekrarlanamadığını da bilenlerdeniz, biz yararlanırız çünkü onlar bizim seleflerimiz.



