MEDENİYET BÜLTENİNİN 49. SAYISI ÇIKTI
Medeniyet Yöneticisi · 03.10.2019 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Kıymetli Okuyucular,
Düştüğümüz yeri bilmek zorundayız. Düştüğümüz yer neresi ise kalktığımız yer de orası olacaktır. Medeniyet, ülke ve Müslümanlar olarak eğitim; düştüğümüz yerin tam merkezinde bulunmaktadır. Bu yüzden bugün için eğitim, millet olarak en esaslı ve en önemli meselemiz olmalıdır.
Ne ekonomi ne ticaret ne turizm ne de başka bir şey, “eğitim-öğretim” kadar birincil meselemiz olmayı hak etmektedir. Medeniyetimizin derin kodlarında iç içe geçmiş bu iki sihirli kelime hep olagelmiştir. Yüzyıllardır insan, aile, toplum ve nesillerin ıslahı ancak bu iki kelimeyle, “talim-terbiye” ile mümkün olabilmiştir. Onlarsız millet, devlet ve toplum olmak, onlarsız saadete ermek ve onlarsız uluslararası arenada söz sahibi olabilmek mümkün değildir. Dün metot neyse, çıkış yolu nasılsa bugün de öyledir ve öyle olmalıdır. Yaşadığımız şu ortamda aynı yol ve yöntemlerle çıkış yolları aramak artık bizler için kaçınılmaz bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Bugün “maarif meselesi” yüzyıllardır devam eden kronik bir vaka hâline geldiyse eğitim tarzımızda, öğretim biçimimizde, çıkış yolumuzda, felsefemizde, durduğumuz yerde, zihniyetimizde ciddi bir problem var demektir. Parametreleri Batılı normlarla oluşturulmuş bir eğitim sistemi, insanı öğretebilir belki ama kadim değerler mikyasınca eğitemez, ıslah edemez, kalplere dokunamaz. İnsana dokunmayan, kalpleri fethetmeyen bir eğitim sistemi; yabancı ve yamalı düşüncelerle, palyatif tedbirlerle, kısır ve sığ politikalarla insanı terbiye edemez ancak öğütür; onu kimlik, kişilik ve düşünce krizine sokar, bunalıma sürükler, nesillere trajediler yaşatır. Hikmet ve adaleti ilmin yanına koymadan, irfan ve merhameti feraset ve basiret ab-ı hayatıyla sulayıp eğitim ve öğretime nakşetmeden millet olarak sahil-i selâmete çıkabilmemiz imkân dâhilinde görünmemektedir. Her şeyin başı olduğu gibi eğitimin başı da bittabi Allah korkusudur. Allah korkusu yoksa işler rast gitmez, hiçbir işte hayır gelmez, bereket olmaz. Fazilet, kalite, derinlik, nitelik gibi hususiyetler eğitim ve öğretimin nirengi noktasını teşkil eden ana cevher, ilk ve tek saik Allah korkusudur. Çare, eğitimin adını veya şeklini veya tabelasını İslâmileştirmek değildir, gerçek çare ve çözüm eğitimin ruhunu, özünü, mantalitesini Müslümanlaştırmaktır. Değişim sözde değil özde olmalı; sözle yahut sloganla değil, özle ve eylemle gerçekleştirilmelidir. Bunun da anahtarı Allah korkusudur.
Ne irfandır veren ahlâka yükseklik ne vicdandır
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır
Değerli Okuyucular,
Eğitim konulu dosyamızda, İsmail Demirbaş, Ümmet Erkan, Yılmaz Albayrak ve Mustafa Önsay, eğitime ilişkin düşünce ve eleştirilerini farklı açılardan, derinlikli ve etkileyici bir üslupla anlatıyorlar.
Eğitimci-Yazar Mustafa Uçurum, “Terbiye Ailede Başlar” yazısında çocuk eğitiminde ailenin önemine dikkat çekiyor. Sayın Uçurum; dağıtmadan, derli toplu ve etkileyici bir dille anlatıyor konuyu. Okuyucuyu hiç sıkmıyor. Tabii bunda şair ve hikâyeci kimliğinin de önemli bir rol oynadığını belirtmek gerekir.



