M. BEŞİR ERYARSOY HOCAMIZ İLE
Medeniyet Yöneticisi · 16.09.2014 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Mevcut eğitim sistemi, İslami hedeflerimizi gerçekleştirmek ve medeniyetimizi yeniden inşa ve ihya etmek için yeterli midir, yoksa alternatif programlara ihtiyacımız var mıdır?
Mevcut eğitim sistemi, herkesin malum olduğu üzere, laik bir eğitim sistemidir. Laik eğitimin de İslami eğitim ile çelişkisi laikliğin İslam ile çelişkisi kadardır.
Dolayısıyla gerek üzerinde yaşadığımız coğrafyanın mevcut laik eğitim sisteminden gerekse dünyanın herhangi bir yerindeki laik eğitim sisteminden İslam medeniyetinin ihyası ve inşası için bir şeyler beklemek, başlı başına bir hatadır, bir yanlışlıktır. Bu, İslam eğitiminin hakikati ile laik eğitimin hedef ve maksatlarının örtüşmediğinden habersiz olmak demektir.
Alternatif eğitim programlarına ihtiyacımıza gelince; İslam ahlakında şöyle bir ilke vardır: “Takhliye tahliyeden önce gelir” Takhliye kelimesinde he harfi noktalı “hı” iledir, kelime olarak zemini veya mekânı boşaltmak demektir. Tahliye ise noktasız “ha” iledir. O da güzelleştirmek, süslemek, güzelliklerle bezemek demektir. Demek isteniyor ki; bir şeyi güzelleştirmeden önce o güzelliği dolduracağımız alanı boşaltmamız lazım. Güzelliğin de bir alana ihtiyacı vardır, iyiliğin de bir alana ihtiyacı vardır. Fakat alanımız birdir, o da insandır. Bu insana siz iki şey, hele birbirine zıt iki şey yükleyemezsiniz. O halde biz, eğitimden gerçek manada verim almak istiyorsak bunu yapmamız icap ediyor.
Nasrettin Hoca’ya iki öğrenci getirmişler ve demişler ki : “Hocam şu çocuk yarım yamalak Kur’an okumayı biliyor, diğer çocuk ise hiç bilmiyor. Şu ikisine de lütfen Kur’an öğretin.” Hoca, “Tamam, öğretiriz.” demiş. “Peki, bizden ne ücret alacaksın?” diye sorduklarında hoca “Şu hiç bir şey bilmiyor dediğiniz için bir akçe istiyorum, yarım yamalak biliyor dediğiniz için ise iki akçe istiyorum.” demiş. “Hocam nasıl olur, tersi olması gerekmiyor mu?” diye sorduklarında ise hoca: “Bir yanlışlık yok, şu bir şeyler biliyor dediğinize evvela bildiklerini unutturmak lazım. Ondan sonra ona doğruyu öğretmek lazım. Öbürü ise üzerinde yazı olmayan tahta gibidir, istediğimizi yazarız.” demiştir.
Bu misal, bugünkü laik eğitim sistemi ve onun yerine koymayı hedeflediğimiz İslam eğitiminin kendisi, özü mahiyeti örnektir.
Günümüz eğitim sistemini üreten olan laisizm, insan fıtratına aykırılığıyla, gaddarlığıyla, kan dökücülüğüyle, sömürüsüyle ve gayrî ahlakiliği ile insanımızı kuşatmış bulunuyor. O halde yapılacak ilk iş; evvela insanı laik eğitimin tasallutundan, baskısından, zulmünden kurtarmak olmalıdır. Ondan sonra eğitilmeye hazır olan insana, sağlıklı İslâmî eğitimi kazandırarak ahlak numunesi olan İslam insanını ortaya çıkarmak icap ediyor.
Hocam, “alan boşaltmak” ile kastettiğiniz çocuklarımızı hiç okula göndermeyelim mi demektir, yoksa bu sözünüz alternatifimiz olana kadar gönderelim, kontrol edelim, alternatifler oluşturalım manasına mı gelir?
Alternatifinizi üretmeden elinizdeki mevcudu tüketmeniz bir çeşit intihardır. İslam fıkhında hepimizin bildiği “zaruretler, mahzurları mübah kılar” kaidesi vardır. Normal şartlar altında bir insanın hiçbir gerekçe yok iken kendi iradesi ile evladını laik bir eğitimin eline teslim etmesi şer’an kabul edilebilir değildir. Fakat laik eğitim etkenken ve insanlar zarureten laik eğitim sisteminden çocuklarını geçirmek zorunda kalıyorken, biz İslami eğitimimizi istediğimiz düzeyde alternatif olarak takdim edemiyorsak ve dahası buna karşı yapabilecek şeylerimiz varken bunları yapmayıp ihmal ediyorsak, hiçbir şeye ilişmeyerek vakıaya seyirci kalıyorsak bu yaşananlardan mesulüz demektir.





