KÜRESEL SALGININ MUHTEMEL ETKİLERİ
Medeniyet Yöneticisi · 02.12.2020 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Çin Halk Cumhuriyeti'nin Hubei Eyaleti'nin Wuhan Şehri'nde 2019 yılı Aralık ayı sonlarında ortaya çıkan 1 ve tıbbi tanımı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 12 Ocak 2020 tarihinde yapılan Covid-19 virüsünün, koronavirüs ailesinin en yeni üyesi olduğunu bilmeyenimiz kalmadı.
Koronavirüs ailesinin daha önce görülen diğer üyeleri ise Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS), Ortadoğu Solunum Sendromu (MERS) olarak adlandırılmaktadır ve bu virüslerin insanlarda ölümcül olabilecek birtakım enfeksiyonlara neden olduğu bilinmektedir. 2
Yazımızın başlığından da anlaşılacağı üzere iş bu virüsün oluşturduğu küresel salgının hukuki düzenlemeler üzerindeki muhtemel etkileri hakkında genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır.
Covid-19’u diğer virüslerden ayıran en önemli özelliği; ölüm oranları oldukça düşük olduğu hâlde bulaşma şekli nedeniyle yayılma hızının çok fazla olmasıdır. Zaten bu nedenle takriben 2-3 ay içerisinde hemen hemen tüm dünyaya yayılmıştır. Virüse karşı alınan/alınacak önlemler değerlendirilirken dikkate alınması gereken en önemli püf noktasının, virüsün yayılma hızı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Koronavirüs (Covid-19) salgını hakkında virüsün laboratuvar ortamında üretildiği ve kasıtlı olarak tüm dünyaya yayılmasının sağlandığı, olan biten her şeyin bir komplo olduğu, virüsün aslında o kadar öldürücü olmadığı, basit bir grip olduğu ve herhangi bir grip virüsünden çok da tehlikeli olmadığı, virüs gerekçe gösterilerek alınan karantina vs. önlemlerin tamamen gereksiz olduğu ya da çok abartıldığı şeklinde yaklaşımlar ve bu yaklaşımlar üzerine bina edilen çok sayıda komplo teorisi olduğu gibi, hâlihazırda alınan önlemlerin bile yetersiz olduğu ve belli sürelerle herkesin tamamen evine kapanması suretiyle tam bir karantina tedbiri uygulanması gerektiğine dair, ifrat ve tefrite kaçan pek çok yorum bulunmaktadır.
Her ülkenin, Covid-19 virüsünün oluşturduğu küresel salgın karşısında izlediği politikalar ve bu politikaların hayata geçirilmesi amacıyla yürürlüğe koydukları hukuki düzenlemeler farklı olmakla birlikte yaklaşık beş aylık süreçte edinilen tecrübe ile bir değerlendirme yapıldığında ülkemizin de dâhil olduğu Almanya, Japonya, Yeniz Zelanda, Güney Kore, Vietnam, Venezuela, Gana ve Ürdün gibi az sayıda ülkenin küresel salgınla mücadelede başarılı oldukları, yapılan hukuki düzenlemeler ve alınan önlemlerle vaka sayılarını kontrol altında tutabildikleri, böylece tıbbi tedaviye ihtiyaç duyacak kadar ağır geçecek vakaların sağlık sistemlerinin kapasitesini aşmasını önleyebildikleri ve bunun sonucunda vefat sayılarının diğer ülkelerle kıyaslandığında oldukça düşük kaldığı görülmektedir.
Virüsün görüldüğü diğer ülkelerin ise salgınla mücadelede başarısız oldukları ve bu başarısızlığın, çok sayıda vaka ve vefat ile sonuçlandığı görülmektedir. Bu ülkelerin, söz konusu virüsün çok hızlı yayıldığı gerçeğini öngöremedikleri ya da öngörmüş olsalar dahi buna uygun hızlı ve doğru adımlar atamadıkları için başarısız olduklarını söylemek mümkündür. Zira salgının başladığı ilk günlerden itibaren, dağdan yuvarlanan bir kartopu misali hızla büyüdüğü ve ölüm oranları çok düşük olsa dahi vaka sayısının kısa sürede önü alınamaz şekilde artması sebebiyle önlem alınmadığı takdirde sağlık sistemleri güçlü olan ülkelerin bile hastanelerde oluşacak ani yığılmayı kaldırmasının imkânsız olduğu görülmüştür.



