KUR'AN'I NASIL ANLAYALIM? - MEVDUDİ
Medeniyet Yöneticisi · 02.07.2019 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Hayatını İslami değer ve ölçülerle yaşamak isteyenlerin ilk başvuru kaynağı hiç şüphesiz Kur’an-ı Kerim’dir. Günlük hayatta yaşadığı sıkıntılara mensup olduğu inanç ve değer dünyası içerisinde cevap arayan Müslüman’ın, kitabını nasıl anlaması gerektiği en önemli meselesidir. Meselelerin birbirine bağlandığı en baş mesele budur.
Bu mesele çözüme kavuşturulduğu ölçüde diğer meseleler çözüme kavuşur, bu mesele kapalı kaldığı ölçüde diğer meseleler çözüme uzak kalır. Değişen ve gelişen dünyada Müslüman’ın değişmeyen sorumluluğu Kur’an’ı anlamaktır. Tarihi misyonu gereği, ne zaman ve nerede bulunursa bulunsun Müslüman’ın her şeyden önce Kur’an’ı anlaması zorunludur.
Hint yarımadasının büyük alimlerinden Ebu’l A’la Mevdûdi “Kur’an’ı Nasıl Anlayalım?” isimli hacmi küçük muhtevası büyük eserinde Kur’an’ı anlamanın ve hayata Kur’anî bakış açısıyla bakmanın yollarını bize gösteriyor. Kıymetli alimin, bu eserinde Kur’an’ın anlaşılması için gerekli temel ilkeleri, ana hatlarıyla özetleme gayreti içerisinde olduğunu görüyoruz.
İşaret Yayınları'ndan çıkan bu kıymetli eseri Arapça’dan dilimize aktaran Bekir Karlıağa Hoca olmuş. Bekir Karlıağa Hoca hem “Kur’an’ı Anlamak” başlıklı giriş bölümü ile hem de Kur’an-ı Kerim’e dair açıklayıcı ek bilgiler ile eseri zenginleştirmiş.
Her zaman ve şartta Kur’an’ı anlamak mesuliyetinde olan Müslümanlar, Bekir Karlıağa Hoca’ya göre Kur’an’ı anlamaya günümüzde daha çok muhtaçlar. Çünkü Batılı hayat standartlarının getirdiği karmaşıklık içerisinde bir Müslüman’ın kendi inancını yaşaması ihtisas gerektirecek kadar güçleşmiştir. Ayrıca Batı kültürünün emperyalist etkisi, evlerin dip köşesine kadar girmiş hatta Müslümanların düşünce dünyasını da allak bullak etmiş durumdadır.
“Kur’an’ı anlamak, bir milyarı aşan bir kitlenin neden hala her bakımdan sömürge durumunda olduğunu anlamaktır.” diyen Bekir Karlıağa Hoca “Sünnetullah” kavramının vahiy, akıl ve tabiat kanunlarını kapsadığını ifade ediyor ve devamla şunları söylüyor: “İşte sünnetullahın bu üç bölümünü dengeli olarak birleştiren fikir sistemleri her alanda başarılı olurlar. Ama bu üç bölümden birisi lehine diğerini feda eden sistemler ise mutlaka açmazlara düşerler. Bu üç temel tıpkı estetikte olduğu gibi birlikte ve dengeli olarak gereken yeri alırsa, o zaman “sünnetullah” gerçekleşmiş olur. Geçmişteki kimi toplumlar yalnızca okunan vahyi (mukaddes kitapları), kimi toplumlar yalnızca insan aklını ve kimi toplumlar da tabiat kanunlarını esas alan sistemler kurmaya çalıştılar. Yalnızca her dönemde “İslam” adını alan hak dinler, bu üçü arasında denge kurabilmişlerdir.”
Bekir Karlıağa Hoca’nın da işaret gibi Kur’an’ın hak ettiği gibi anlaşılmamasının suçu, bazen hiç doğru olmadığı halde Kur’an’a yüklenmeye çalışılmıştır. Mevdudi’nin eseri aynı zamanda Kur’an’a yönelik bu suçlamalara da bir cevap niteliğinde. Hayatını Kur’an’ı anlamaya adayan ve Tefhimu’l Kur’an isimli tefsir külliyatının da sahibi Ebu’l A’la Mevdudi; fıkıh, ekonomi, siyaset, tarih, siyer ve Kur’an ilimleriyle ilgili çok geniş yelpazede önemli eserler vermiş bir isim.



