KORONA VİRÜS'ÜN HATIRLATTIKLARI
Medeniyet Yöneticisi · 01.04.2020 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026I.
İçinde bulunduğumuz şu ahvalde gündeme ilişkin birtakım düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Hatırlatacağım iki hadise ile ilgili duruşu günümüze taşımanın, mümin olarak onlardan gerekli ibretler çıkarmanın çok önemli olduğuna inanıyorum.
Hz. Yunus Kıssası
Hatırlatmak istediğim ilk hadise Yunus aleyhisselam kıssasıdır. Bilindiği üzere Yunus aleyhisselam kavmini Allah'a davet etmek için elinden gelen bütün gayreti gösterdi. Allah'a karşı sorumluluğunu yerine getirebilmek maksadıyla sonuna kadar mücadele etti. Ancak bunun kavmine herhangi bir fayda sağladığını o an için göremedi.
İlahi azabın kavmini yakalama vaktinin yaklaştığını anlayınca da azaptan kurtulmak için aralarından ayrılma kararı aldı. Ancak bir nebiye yakışan Rabbanî emir ve izinden sonra bu kararı almak ve uygulamaktı ama Yunus aleyhisselam, azabın geleceğini bilmeyi, ayrılmak için yeterli bir sebep kabul etti ve kavminden ayrılıp gemiye bindi.
Gemidekiler belli bir kişinin günahı sebebiyle geminin hareket edemediğini tespit edince Yunus aleyhisselam bu kişinin kendisinden başkası olmadığını fark etmekte gecikmedi. Çekilen kura neticesinde gemiden atlamak zorunda kaldı. Denizde olan birinin bir şekilde hayatını kurtarmak ümidi vardır ancak Yunus aleyhisselamın bu ümidi de tüketildi. Bir balık onu yuttu ve denizin derinliklerine doğru götürdü.
Yunus aleyhisselam, son derece dar ve sınırlı olan balığın karnında hiç kimsenin imdadına yetişemeyeceğini, hiçbir çabanın, hiçbir gayretin fayda veremeyeceğini kesin olarak bildi ve anladı.
Cenab‑ı Allah, kulunun duasına her daim icabet edendi. Hz. Yunus, kim ve nerede olursa olsun yapılan bütün duaların karşılıksız kalmayacağını gayet iyi biliyordu ama bu sefer Cenab‑ı Allah'ın farklı bir tecellisini bekledi. Allah'ın izni olmadan yapmış olduğu hareketin bir nebi olarak kendisine zulmetmek olduğunu elbette ki idrak etti. Denizin dibinde balığın karnındaki karanlıklar içerisinde: “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Ben gerçekten zalimlerden oldum.” diyerek hem hatasını itiraf etti hem Allah'tan af ve mağfiret diledi ve hem de şanı yüce olan Allah'ın kendisi gibi aciz ve çaresiz kalmış bir kulun tövbe, dua ve niyazını görüp işittiğini ve onun kendisine dönüşü muhakkak kabul edeceğini bütün kalbiyle anladı. Sığınacak başka bir kapının olmadığını da çok iyi biliyordu.
Şimdi şu yaşadığımız günleri, kendimizi düşünelim. İçinde bulunduğumuz bu karantina hiç şüphesiz denizin dibindeki balığın dar, korkunç ve karanlık karnıyla kıyas edilemeyecek kadar rahattır. Bütün tedbirlerimizi almış olmakla birlikte ‑en azından çoğumuzun böyle olduğunu zannediyorum- Rabbimize dönmeyi, ona yalvarıp yakarmayı, bu belayı üzerimizden def etmesini istemeyi ihmal etmemeliyiz. Bu yaşananları âlemlerin Rabbine yaklaşmak için büyük bir fırsat bilmeliyiz. Yunus aleyhisselamı kurtaran Rabbimiz bizleri de kurtaracaktır elbette. Yeter ki sadık ve samimi olup ona yaklaşmanın yollarını bulabilelim.
“Üzülme, Allah Bizimle”
Hatırlatmak istediğim ikinci örnek ise Resulullah Efendimizin hicret hadisesinde yaşadıklarıdır. Efendimiz, mağarada en yakın arkadaşı ve en büyük sahabesi Ebubekir radiyallahu anh ile yapayalnız idiler. Kendilerinin yakalanmaları halinde yakalayanlara vaat edilen ödül peşinde olan amansız takipçiler, mağaranın ağzına gelip dayanmamışlardı. Ebu Bekir radiyallahu anhın ifadesiyle “Onlardan birisi ayak ucuna bakacak olsaydı kendilerini görecekti.”



