Kalıcılık ve Güncellik
Kâzım Sağlam · 16.03.2014 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
İnsanoğlu olarak, hem bugünümüzü doyasıya yaşamak, günlük olaylara fiilen katılmak ve onu etkilemek isteriz, hem geleceğe kalıcı bir iz, yol yöntem bırakmak, hem de geçmişimizin parlak dönemlerini bugüne taşımak isteriz.
Bu üç hâli de birlikte, yan yana hatta iç içe yaşamak istiyoruz. Bir tarafımız, maziden edindiklerimizle bugünü yarına bağlamak isteyen istikrarı ve kalıcılığı tahkim etme arzusunu taşıyor; bir başka tarafımız, bugün olmakta olana etki etmek, damgamızı vurmak, adımızı tüm dünyaya duyurmak istiyor. Diğer bir tarafımız da kalıcılığın, bugün ve yarını fazla ciddiye almadan parlak mazimizi insanımıza aktarmak suretiyle sağlanacağına inanıyor.
Bu üç hâlin fiili hayatta değişik şekilde yansımalarını müşahede etmekteyiz. Hemen hemen herkes, bu üç hâlin birbirinden kopuk olmadığını söyler, üçünü hesaba katarak hareket ettiğini, tüm planların bunları göz önünde bulundurularak yapıldığını beyan eder.
Mazi-hâl-istikbal; geçmişi, ânı ve geleceği birlikte düşünme, hangisine ne kadar değer vereceğini bilebilme hünerini iktisap etmekle ancak sağlanabilir. Müslümanlar olarak bizim geçmişimiz, tüm insanlığın geçmişidir. Bugünümüz tüm insanlığın ortak günü ve gündemidir. Tüm insanlığın geleceğini düşünerek insanlığı korumak, her türlü zararlı unsurlara karşı sağlam bir ortam hazırlamak ve Allah’ın huzuruna öyle çıkmak gelecek tasavvurumuzdur.
Belli bir yaşa gelmiş insanların bugüne bakarak hemen böyle bir karar vermeleri çok işe yaramaz. Bu bir eğitim meselesi, bir ideal meselesi, bir ufuk meselesi, bir dava adamlığına adanmışlık meselesidir. İmanı, aşkı, sevdası, davası, derdi, ahirette hesap verme anlayışı olmayanın bu üç hâli sağlıklı düşünerek hareket etmesinin imkânı olamaz.
Birincisi, bu bir eğitim meselesidir. Eğitim, küçük yaşta başlar ve ömür boyu devam ederi. Eğitimde inkıta, duraklama, erteleme olmaz; olursa insanı kısırlaştırır, kısır insan dünü anlamaz, bugünü okuyamaz, yarını da kestiremez.
Neyin eğitimi ve nasıl bir eğitim? Eğitimde de üç hâl göz önünde bulundurulmalıdır. Geçmişi çok detaylı ve ibret alarak öğrenmeli, bugünü takip etmeyi ihmal etmemeli, geleceğe de yatırım yapmalıdır. Bu denge ne kadar çok sağlanabilirse o oranda başarı sağlanır.
İnsanımızın bir kısmı, bugünümüzün ve geleceğimizin geçmişimizde saklı olduğuna inanır. Tüm problemlerin benzerleri geçmişte olmuştur, bize düşen, bugün hangi olayın tarihteki hangi olaya benzediğini tespit etmek ve o olaya o zaman nasıl davranılmışsa öyle davranmaktır. Bunu sağlayabilirsek problemler azalır ve sıkıntılar çabuk ve asan atlatılır.
Başka bir kısım insanımız, “geçmiş” adı üstünde geçmiştir, aslolan bugündür, bugünü iyi okur ve idare edebilirsek hem elan olmakta olanlara hâkim oluruz, hem de geleceğimize biz yön veririz. Bugüne damgamızı vurduğumuz gibi gelecek de bizim istediğimiz gibi olur, diye düşünmektedir.
Başka bir kısım insanımız, dün ve gün artık geçmiş sayılır, mühim olan gelecektir, geçmişin tecrübesi ve anlayışı işe yaramaz, yarasaydı geçmiş parlak şekliyle devam ederdi, devam etmediğine göre bize fazla faydası olmaz, bugün de geçmiş gibi geçer gider, o hâlde mühim olan gelecektir. Öyle ise geleceği önemsemeli ve ona yatırım yapmalıyız, eğitimden ahlâka hep gelecek… demektedir.



