İSLAMİ DAVETTE KADININ YERİ VE ÖNEMİ-2
Medeniyet Yöneticisi · 26.12.2013 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
MÜSLÜMAN AİLEDE KADIN
Siz evlerinizde İslam devleti kurun ki, Allah sokaklarınızı İslamlaştırsın. Şehit Hasan el Benna İslam bir aile dinidir. Ve bunun için İslam, mümine ailesi içerisinde bir takım mes'uliyetler yükler ve kendi evinde vazifeler verir. Müslüman bir yuva İslam cemaatinin çekirdeğini teşkil eder. Ve aile, İslam toplumunun meydana geldiği birer dokudur.
Diğer dokuların birleşmesiyle adına İslam cemiyeti denilen aile teşekkül eder. Doğrusu bir ev, İslam akidesinin kalelerinden biridir. Bu kalenin çok sağlam ve kuvvetli olması gerekir. Aile içerisindeki her fert bir mazgalın önünde durup kaleye düşmanın sızmasını önlemek mecburiyetindedir. Böyle olmazsa kaleleri içten yıkmak ve orduyu içten fethetmek kolaylaşır. Bir akıncı veya savaşçının kaleye hücumu önlenemez. Müminin kendi inandığı davayı ilk tebliğ edeceği kişiler, ailesi içerisinde bulunan fertlerdir. Çünkü onun vazifesi bu kaleyi içten kurtarmaktır. Daha uzakları inandığı davaya çekmeden önce kendi hisarlarını örmek mecburiyetindedir. Müslüman bir aile yuvası kurmak için her şeyden evvel, Müslüman hanımlar yetiştirmeye son derece önem vermek gerekir. Müslüman bir aile binası kurmak isteyen kişi her şeyden evvel, o ailenin temel yapı taşı olan Müslüman bir hanım aramak zorundadır. Bayanlar İslam şuuruyla yetiştirilmediği takdirde, İslam cemiyetinin binasını kurmak uzun bir müddet gecikecektir. Ve kurulan binalar delik deşik olacak ve yıkıklarla dolup taşacaktır. İşte Müslüman genç kızların ve Müslüman hanımların çevrelerinde bulunan cahiliyet toplumunun her çeşit baskısından korunarak yaşayabilecekleri Müslüman bir topluluğun bulunmasının önemi böylece kendiliğinden ortaya çıkıyor. Müslüman kız ve Müslüman kadın bağlı bulunduğu İslam düşüncesinin gerekleriyle ezici bir baskıya sahip olan cahiliyet cemiyetinin gelenekleri arasında parçalanıp gitmemelidir, duygusu yok olmamalıdır..
EŞİNE DAVETİNDE YARDIMCI KADIN Kadınlar, erkeklerin kardeşleridir.(Tirmizi) Bu hayatta, Allah’ın tabiattaki kanunlarından biri erkekle kadının bu kâinatı imar etmede ve hayatın problemlerini çözmede birlikte hareket etmeleri, erkeğin kadına, kadının erkeğe muhtaç olmasıdır. Bu itibarla İslam’ın şer’i hükümleri ve tavsiyeleri her şeyde karı-kocanın işbirliği ve yardımlaşması esasını getirmiştir. İslam’da ev idaresinde ve davet çalışmalarında nasıl erkek kadına yardımcı olmuşsa; aynı şekilde kadın da sözüyle, görüşüyle ve bizzat çalışmasıyla erkeğe yardımcı olmuştur. Tarih bize Müslüman kadının mücahide ve davetçi hanımlardan olduğunu anlatmaktadır. Savaşlarda ve çarpışmalarda susuz kalanlara su taşıyarak, yaralılara yardımcı olarak, kırıklarını sararak, kan kaybını önleyerek, onları gayret ve teşvik ederek, gönüllere heyecan vererek Müslüman kadın diğer Müslümanlarla birlikte hareket etmişti. İşte böyle bir durumda Müslüman kadın bazen de kendini savaşın ortasında bulmuş, fiilen çarpışmaya katılmıştır. Müslüman kadının umumî hayattaki katkısı sadece savaşta Müslümanlara destek olmasıyla kalmamıştır. Bilakis O, İslamî davet çalışmalarında erkeğin yanında yer almış, isabetli fikirleriyle ona yardımcı olmuş, zorluk zamanında onun gönlüne sebatkârlık aşılamış, en çetin durumlarda ona destek olmuştur. Kadının erkeğe yardımı sadece bunlarla mı sınırlıdır? Elbette ki hayır! Müslüman kadın, ailesi içerisinde de davetçi kimliğini koruyabilmelidir. Yani kadın, iyiliği emretme ve kötülükten menetme görevini, eşinde gördüğü yanlışları düzeltmek ve doğrularını arttırmak için kocasına karşı uygulayabilmelidir. Rasulullah (sav) hadislerinde eşine yardımcı kadının öneminden şöyle bahsetmektedir: “En güzel dünya nimeti, insanın sahip olabileceği nimetlerin en hayırlısı; zikreden dil, şükreden kalp ve insanın iman doğrultusunda (müslümanca) yaşamasına yardımcı kadındır.” (Tirmizi) “Kadını olmayan erkek miskindir, fakirdir! Yanındakiler: Çokça malı olsa da mı? dediler. Rasulullah: Evet, çokça malı olsa da! buyurdu. Sözlerine devamla: Kocası olmayan kadın da miskinedir, fakirdir! buyurdular. Yanındakiler: Çokça malı olsa da mı? dediler. Peygamberimiz: Evet, kadının çok malı olsa da! buyurdu.” (Kütüb-i Sitte)





