İSLAMİ ÇALIŞMALARDA EĞİTİMİN ÖNEMİ
Medeniyet Yöneticisi · 05.10.2016 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
İnsanı insan yapan deriden ambalajı değil, onun iman etmesi, sorumluluk duygusunu harekete geçirerek aklını doğru yönde çalıştırması, hayatına anlam kazandırmasıdır. Cansızlar, hayvanlar ve bitkiler irade ve akıl sahibi olmadıkları için sorumluluk duygusu taşımazlar. Onlar yaratılış gayelerinin dışında hareket de edemezler. Ama insan böyle değildir.
Akıl ve irade taşıdığı için sorumludur ve hayatının bir gayesi vardır, o da “Yalnızca Allah’ı razı etmek çabası, yani Allah’a ibadet…” İnsan yalnızca Allah’a karşı sorumlu değil, bunun gereği olarak kendisine, ailesine, akrabalarına, kavmine ve genel olarak da tüm insanlığa karşı sorumludur.
İnsanın yaratıcısıyla, kendisiyle, ailesiyle, tüm insanlarla, hayvanlarla, bitkilerle, tabiatla; kısaca tüm varlıklarla meşru ölçüler içerisinde barışık yaşayabilmesi ancak sağlıklı bir eğitimle mümkündür.
Bu dünyada kendisine yaşam alanı bulan insanoğlunun, kendisine, ailesine, yaşadığı topluma ve bütün dünyaya faydalı bir yaşam sürdürebilmesi için en gerekli olan şeylerin başında ilim gelmektedir. Sözlükte “bilmek” anlamına gelen ilim, klasik sözlüklerde “bir şeyi gerçek yönüyle kavramak, gerçekle örtüşen kesin inanç (itikad), bir nesnenin şeklinin zihinde oluşması, nesneyi olduğu gibi bilmek, nesnedeki gizliliğin ortadan kalkması” gibi değişik şekillerde tarif edilmektedir.
İlme giden yol ise eğitim ve öğretimle sağlanmaktadır. Sosyal yapıda iyiye doğru gelişimin öncüsü eğitim ve öğretimdir. Ferdin hem kendisiyle hem de yaşadığı toplumla olan ilişkilerinde iyiye doğru gidişat yine eğitim ve öğretimle olmaktadır. İnsanoğlunun hayatının her safhasında –doğumdan ölümüne kadar olan bütün dönemlerinde- ihtiyaç duyduğu en önemli şey yine eğitim ve öğretimdir.
İslam’ı hayata hakim kılma mücadelesi veren mü’minlerin çalışmalarında eğitimin önemi başat faktördür. Yani olmazsa olmaz mesabesindedir. İslami eğitimin hedefi en yalın ifadeyle “Salih insan” inşa etmektir. Bu, ister erkek ister kadın olsun, toplumdaki görevi ister yönetici, ister yönetilen, ister doktor, ister mühendis, ister tacir, ister sanayici, ister çiftçi olsun fark etmez.
İncelediğimiz zaman eğitim kadar etkili bir yöntem ve vasıta bilmiyoruz. Bu nedenle Kur’an ilk olarak “namaz kıl”, “ibadet et”, “cihat et” vs. emirlerle değil; “ Kendini, evreni, kitabını oku!” emriyle inmeye başlamıştır. Kur’an’ın ilk inen beş âyeti, İslam’da eğitimin temel esaslarını ortaya koymuştur. “Oku O yaratan Rabbinin adıyla! İnsanı bir kan pıhtısından yarattı! Oku, O, cömertliğinin sonu olmayan Rabbinindir! Kalem ile (yazmayı) öğreten de. O, insana bilmediği şeyleri öğretti.” Yerle göğü birleştiren ilk beş âyet, İslam’da eğitimin nasıl olması gerektiğine parmak basmıştır.
İslami eğitim ilk peygamber olan ilk insanla Hz. Adem’le birlikte ve Allah tarafından kendisine ilim öğretilmesi sayesinde uygulamaya başlanmıştır. İslami eğitime bizler aynı zamanda tevhidi eğitim de diyebiliriz. Çünkü tüm peygamberlerin ortak mesajı tevhid idi.
İslami çalışmalarda eğitimin başladığı ilk yer ailedir ve tabiî ki evlerimizdir. Nitekim insanoğlu kendisine lazım olan ve hayat boyu unutmayacağı en önemli bilgileri hep bu yuvadan alır. Karakterin şekillenmesi, duyguların oluşması, bilginin öneminin anlaşılması ve dini hayatın insan üzerinde bıraktığı etki hep bu döneme rastlamaktadır. Bu nedenle İslami çalışmalarda aileler “Darul Erkam” fonksiyonu ile hareket etmelidir.



