İSİMLER, KİMLİK VE TEMSİL
Medeniyet Yöneticisi · 09.06.2020 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
“Allah Âdem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere arz edip ‘Eğer siz sözünüzde sadık iseniz şunların isimlerini bana bildirin.’ dedi.” 1
İsimlerin insanlar üzerinde olumlu ve olumsuz etkiler bıraktığı inkâr edilmez bir gerçektir. Hepimizin zihninde tarihî süreç içinde menfi veya müspet mana kazanan, pozitif veya negatif etki bırakan isim ve kavramlar vardır.
Bu isimlerin muhataplar üzerinde etkileri olduğu gibi bizzat kişinin kendisi üzerinde de tesirleri müşahede edilmektedir.
Bir makale ve haber için seçilen başlıktan, film ve dizilere verilen isimlere, küçük bir yer isminden, ülke ve kıtalara, gün ve ay isimlerinden, güneş ve yıldızlara kadar, somut veya soyut nesnelere verilen her bir ismin arkasında dağarcığımıza yerleştirilmek istenen bir inanç, bir düşünce veya bir amaç vardır.
Mesela bizim “hafta sonu” veya “tatil” diye adlandırdığımız günlere İngilizcede kutsal gün anlamına gelen “Holiday” isminin verilmesi bir inancın ifadesidir. Bizim “pazar” olarak isimlendirdiğimiz güne güneş günü anlamında “Sunday” denilmesi de rastgele bir isimlendirme değildir. Bize “tatil” olarak kabul ettirilen günlerin aslında Yahudi ve Hristiyanlar için ibadet günleri olduğu anlaşılmaktadır.
Basit bir ticari işletmeden uluslararası bir kuruluşa kadar bu isimlendirmenin önemini fark eden herkes kendisine uygun bir isim bulmak ve bu isimle meşhur olmak ister. Mesela tatlıcılar, geçmişte kalitesiyle insanların zihinlerinde olumlu bir algı bıraktığı anlaşılan ve genellikle “oğlu” ile biten hem tecrübeyi hem de güveni çağrıştıran bir isim kullanmayı tercih ederken giyim mağazaları güvenle birlikte kalite, moda gibi şeyleri çağrıştıran isimler koyarak müşterinin zihninde iyi bir yer edinmeye çalışır.
İsimlerin istismar edildiğine dair de pek çok örnek vardır: Mesela bir zamanlar belki kasıtsız ve hatta iyi niyetle ticarethaneler için “İslâm”, “tevhit”, “cihat” ve “hicret” gibi, işle mütenasip olmayan İslâmî kavramlar kullanılarak bazı değerlerin yıpratıldığına da şahit olduk. Filistin'de bulunduğum sırada Cenin Mülteci Kampı'nda sektöre uygun olmasa da bulunduğu yere yakışan “direniş elektrikçisi” ismini görmek, isimler üzerinden mesaj verme, algı oluşturma veya en basitinden kendi rengini verme düşünce ve çabasının küresel bir olgu olduğunu göstermesi bakımından önemliydi.
İnsanların zihinlerine kolaylıkla işlemek ve zihinlerde çabuk bir şekilde yer almak, geniş halk kitleleri tarafından bilinmek ve meşhur olmak isteyen sanatçı ve siyasetçilerin de isimlerin insanlar üzerindeki olumlu etkisinden yararlanmak için buna müracaat ettiklerini görürüz. Burada çoğu kez fikir, siyaset, şahsiyet değil adeta “isimler”, o isimlerin arkasındaki mana ve mefhumlar, işaret, algı ve şiarlar yarışır.
Bir topluluk ve oluşum için yapılan isimlendirmeler de böyledir. Vakfımıza “medeniyet” ismini vermemiz de rastgele yapılan bir tercih değildir. İsmin teklif edilmesi esnasında bu ismin insanların zihinlerinde işgal ettiği yer, olumlu ve olumsuz yanları tartışılmış ve neticesinde “Medeniyet” ismi uygun görülmüştür.



