İHVANIN GAYESİ İSLAMIN HAKİM OLMASI
Medeniyet Yöneticisi · 13.01.2014 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
İhvan'ın kurucusu Hasan el Benna'nın kitaplarını Türkçe'ye ilk kazandıran ve hareketin tüm kodlarına vakıf olan Yazar Beşir Eryarsoy, 'Mısır'da yaşanların sonuçları Müslümanların lehine olacak' dedi.
1928 yılında kurulan İhvan-ı Müslimin Hareketi hangi ortamda ortaya çıktı?
İhvan Hareketi Mısır'ın İskenderiye şehrinde, İslam halifeliğinin kaldırılışından sonra kuruldu. İhvan kurulduğunda Mısır, İngilizlerin işgali altındaydı ve ciddi bir sömürü söz konusuydu. Dini ve ahlaki açıdan Müslümanlara yönelik ciddi baskılar vardı. Mısır, işsizlik, cehalet ve fakirlikle boğuşan bir sömürü ülkesiydi.
Yola çıkış gayesi neydi?
İhvan, iki önemli gaye ile ortaya çıktı. Öncelikle Mısır'ın İngilizlerin işgalinden kurtulması hedeflendi. İkinci olarak da İslam'ın yeniden hâkim olması, İslam'ın Mısır'da yeniden hayatı yönlendirdiği bir ortamın oluşması esasıyla yola çıkıldı.
Hareketin Mısır'da kısa sürede geniş kitlelerce teveccüh görmesinin sebebi nasıl izah edilebilir?
Halk, esasen kendisine bu anlamda güven verecek, kendisine kendi diliyle hitap edecek, kimliğinin farkına vardıracak bir çağrı bekliyordu. Hareket, bu sebeple çok kısa sürede hem sahil şeridinde hem de güneye doğru yayıldı.
HAREKET HASAN EL BENNA'NIN ŞEHADETİ İLE YAYGINLAŞTI
Mısır eksenli bir yapıda kurulan yapının zamanla diğer ülkelere tesir ettiğini biliyoruz. Bu nasıl oldu?
Mısır'ın İslam âleminde çok yoğun bir şekilde tanınması ve kendini dünyaya duyurması, İsrail'in kurulmasının akabinde Araplarla başlayan savaşlarda İhvan birliklerinin İngiliz ve Mısır yönetiminin hesaba katmadığı bir zamanda hazırlamış oldukları İhvan fedailerinin Sina Cephesi'nde savaşa katılmalarıyla oldu. Bu savaş önceden hazırlanmış bir senaryoydu. Herkes rolünü senaryoya göre oynarken, İhvan birliklerinin İsrail karşısında çok ciddi bir savunma yapması birçok hesabı altüst etti. Böylece İhvan dikkatleri üzerine çekti. Hasan el Benna'nın şehit edilmesi kararı ve İhvan Hareketi'nin önünün kesilmesine yönelik alınan kararların ve uygulamaların başlangıcı da etkili oldu. Bu gelişmeler, İslam dünyasında ciddi bir yankı ve hayranlık uyanmasına sebep oldu, birçok ülkede hareket konuşulmaya başladı. İhvan, böylece Afrika da dahil olmak üzere bütün İslam ülkelerinde tanınıyor.
İLMİ YANI ÇOK GÜÇLÜYDÜ
Hasan el Benna'nın kitaplarını Türkçe'ye ilk kazandıran kişisiniz. Onun hakkında neler söylersiniz?
Hasan el Benna, her ne kadar öğretmen olmak için tahsil görmüş olsa da İslam'ı çok iyi bilen bir ilim ailesinde yetişmişti. Babası özellikle hadis alanında oldukça yetkin birisiydi. Hasan el Benna'nın eserlerine baktığımızda onun ilmi yanının ön planda olduğu görülüyor. Hitabetini dinleyen, risalelerini okuyan bir kimse, başkalarının bir formda kolaylıkla ortaya koyamayacağı çalışmaları oldukça konsantre bir halde icra ettiğini görür. Eskilerin tabiriyle sehl-i mümteni yani anlatılması zor olan bir tarzının olduğunu görüyoruz. Hasan el Benna, İslam'ı baştan sona teferruatlıca öğrenmiş, anlamış, idrak etmiş birisidir. Çocukken bile insanlara iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek maksadıyla ortaokulda sınıf arkadaşlarıyla bir cemiyet kurmuştur. Hasan el Benna, toplumu çok yakından, içinden gözlemleyen, ibadetine düşkün ve güzel ahlak sahibi bir kimseydi.



