HİKMET
Medeniyet Yöneticisi · 30.11.2016 · 12 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Hikmeti, anlamak ve hikmetli davranabilmek için biraz farklı yönleriyle ele almaklığımız icabeder, bu bağlamda; lügat, tasavvuf ve tefsire… müracaat edeceğiz. Hikmet; Bilgelik, hüküm, hükûmet ve sağlamlaştırmak. Yüce Allah’ın her şeyi yerli yerince yaratması, layık olduğu yere koyma sırrı, âlemin insanlar tarafından anlaşılamayan sırrı. Eşyanın hakikatini olduğu gibi bilme.
Gizli sebep. Hak ve hakikate uygun kısa ve manalı söz. Adalet, ilim, hilm, rehberlik eden akıl, ledün ilmi…. Hikmet; Arapça; حِكْمَةٌ çoğulu حِكَمٌ, kök olarak حكم = h-k-m, den gelir. Bu kelime; hükmetmek, ata gem takmak, menetmek, olgunlaştırmak, sağlamlaştırmak, suçu tahkik etmek, ilim, anlayış, kavrayış, idare etmek, yaşlı olmak, veciz söz söylemek… (Hayrettin Karaman- Bekir Topaloğlu Kamus) Birini fesattan menetmek, tecrübe kazanmak, tasarrufta bulunmak, hal-durum, tevile muhtaç olmayan açık… Ragıp; ıslah etmek, düzeltmek maksadıyla menetmek, engellemek, anlamında olduğunu söyler. Bir tür gem ve suluğun zincirine de bu fiil kullanılır. Hükmetmek, hüküm vermek, muhkem kılmak, doğru hüküm, Kur’an’ın tefsiri… Kınalızade: “Hikmet; dış dünya kendi nefsinde (özünde) ne halde ise, o hal üzere bilmektir. Lakin insan takati kâfi geldiği ve gücü yettiği kadar.” Diye tarif eder. Muhammed Abduh, Tefsirinde hikmeti; sağlam bilgi diye anlar. İmam Gazzali, faziletler dörttür. Birincisi hikmettir; onu ayakta tutan tefekkürdür…” hikmeti faziletten sayar ve tefekkürle eş tutar. İmam Şafiî; hikmet sünnettir der. Seyyid Kutup; adalet, denge duygusu, sebep ve sonuçları kavrama yeteneği, doğru yola ulaştıran aydınlık görüş yeteneği… kısacası Allah’ın bize gösterdiği salih ve doğru yol, diye tarif eder. Konuyu; “Allah dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.” (Bakara 269) ayeti ışığında Elmalı Tefsirinden özetleyerek izah etmeye çalışalım. Hikmet: Kötülükleri engelleyecek ve önleyecek, faydaları sağlayacak sebepleri ve hikmetleri, hükümranlıkları, gerçeğin bilgisini, iradeye bağlı olan sevap kazandıracak işleri yapabilme gücü. Faydalı şeyler yapmayı yalnızca kendine ait kılmakla yetinmez de akıl sahiplerinden dilediğine dahi verir. Çünkü hikmetsiz binde bir hayra erilirse, bir hikmet ile binlerce hayra erilir. Hikmet dünya ve ahiretin hayrını içine alır. Demek ki hikmete ermek için vermek yetmez, almak da gereklidir. Veren Allah keremi geniş olduğundan, herhangi bir şarta da bağlı ve muhtaç değildir, ama alacak olan kul şarta bağlıdır. Hikmete ermenin başlangıcı düşünmedir. Bu da temiz akıl ve temiz kalb ile olur. Bundan dolayı akıl ve iyi seçim hikmetin şartı, düşünce de başlangıcıdır. Hikmet düzeninde olayların cereyan şekli, kulun istek ve iradesi yanında ilâhî iradenin de o yönde tecellî etmesiyle meydana gelir. Bir bakımdan vehbî, (Allah vergisi) bir bakımdan kesbî (kazanmakla ilgili) sayılır. Kulun iradesi adî sebep, ilâhî irade gerçek ve geçerli sebeptir. Önünde ve sonunda ilâhî irade bulunmadan hiçbir şey meydana gelmez. Kulun iradesi bağlantı kurmaya yarayan bir küçük yoldur. Mastar olması bakımından, aslında kötülükleri ortadan kaldırmak, iyilikleri elde etmek manası vardır ki; hüküm ve hükûmet, sağlamlık ve muhkemlik hep bu kökten alınmıştır. Her nerde kötülüğü gidermek ve iyiliği elde etmek varsa, işte orada hikmet manası vardır. Anlam bakımından hikmet sözü, fayda sözünden daha özel bir anlam ifade eder. Sebep kelimesinden daha geniş anlamlıdır. Zira hikmet, sebepten önce olabildiği gibi, nihai hedeften sonra da olabilir. Hikmet, kesinlikle sonucun sebebe irca edilmesi, tutarlı ve sağlam bir ilişki anlamı ifade eder, bilimsel veya amelî herhangi bir doğru karara da hikmet denilir. En genel anlamda hikmet, fayda, yarar ve ihkâm anlamlarından dolayı her güzel bilginin ve her faydalı işin ismi olmuştur. Bununla beraber pratik ilimlerle ilişkisi, teorik ilimlerden daha fazla olduğu gibi, doğrudan doğruya amele tahsisi de ilimden daha fazladır. Güzel ameller içindeki yeri de ilme yöneliktir. Yani bir işi körü körüne değil de, önünü sonunu düşünerek ve ondan doğacak bütün tehlikeleri bertaraf etmeyi gözeterek yapmak demektir. Hikmetin hakikati, başlangıcında ilmî anlamda, sonucunda ise amelî anlamda her iki yönünün birlikte bulunması demektir. Hikmet hem bilgi, hem de iştir: Bilmek ve bildiğiyle amel etmektir. Bu ikisini birlikte yürütemeyene hakîm denilmez. [Elmalılı; farklı ilim adamlardan derleyerek hikmete 23 anlam verir.] Hâsılı hikmet, 1. İlim ile iradenin karşılıklı işbirliği sonucu fiil sahasına çıkması ve o fiilin de kendisinden bekleneni sağlamasıdır. 2. Bir başka deyişle hikmet, ilim ile sanatın birleşmesidir. 3. Hikmet; ilim ve fıkıh demektir. 4. Hikmet varlıkların özündeki mâniaları anlamaktır. 5. Hikmet, Allah'ın emrini anlamaktır. 6. Hikmet, genel olarak anlamak demektir. Hikmetin en genel anlamı anlamaktır. 7. Hikmet, icad demektir. 8. Hikmet, varlık düzeninde her şeyi yerli yerince koymak demektir. 9. Hikmet güzel ve doğru işlere yönelmektir. 10. Siyasette, insanın gücü yettiği kadarıyla Allah’ın emirlerine uygun çalışmasıdır ki, bu da ilmini bilgisizlikten, icraatını zulüm ve haksızlıktan, ikram ve ihsanını cimrilikten, hoşgörüsünü bunaklıktan arındırmak ile mümkün olur. 11. Hikmet, Allah'ın ahlâkı ile ahlaklanmaktır. “Doğrusu sen büyük bir ahlâk üzere yaratıldın.” (Kalem, 68/4) buyuruldu. Bu âyet de bunun canlı bir örneğini göstermektedir. İlahî ahlâk veya büyük ahlâk adı verilen şeyin Kur'ân ahlâkı olduğu da tefsirlerde açıklanmıştır.



