HAYATIMIZ TEHLİKEDE
Medeniyet Yöneticisi · 11.05.2017 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Bu ay bu dergide ilk yazım ile sizlerle oluyorum. Bundan yaklaşık 10 yıl önce yine iki dergide yazılar yazmıştım. O zaman durum biraz daha farklıydı, zira o dergiler tamamıyla teknoloji ile ilgili yayınlar yapıyordu. Bu teklif, sevgili İbrahim Özer abimden geldi. Değerli editörümüz İsmail Ekrem Bey benimle irtibata geçti ve “Siz bir yazın, değerlendirelim inşallah!” dedi.
“Konunuz serbest olsun.” diye de ekledi. İşte o günden beri ne yazsam diye düşünüyorum. Zira insan kendi alanı ile ilgili birçok şey yazabilir fakat konu serbest olunca inanın işler çok değişiyor. Belki çok “ben” “ben” dememeye gayret ederek kendimden bahsetmem gerekiyor. Zira “Yahu bu adam ne anlatıyor?” denilsin istemem.
***
Efendim, ben yaklaşık 20 yıldır bilişim sektöründe çeşitli pozisyonlarda çalıştım. Bugün bir üniversitenin bilgi işlem yöneticiliğini yapıyorum. Bu 20 yıl içerisinde bizim sektörümüzde çok şey değişti. Bunun bir kısmı da herkesin malumu. 56k modemler ile o meşhur sesi dinleyerek internete bağlandığımız günlerden, 4.5G’nin bize yetmediği bir döneme kadar gelmiş olduk. O günlerde internete bağlanmak için telefon görüşmelerini kesmek, internete bağlanmak ya da interneti kesip halamızı, dayımızı aramak gerekiyordu. Şimdi ise işler değişti. Kimseyi aramaya ihtiyaç hissetmediğimiz gibi artık herhangi bir arama da “kesintisiz” internetimizi etkilemiyor. Dünyada ve Türkiye’ de internet inanılması güç bir hızla gelişip hayatımızın her alanına dahil oluyor. Bu sırada her şey daha kolay daha pratik hale geliyor. Evet, bu söylemler doğru fakat bunun yanında hiç alışmadığımız yeni tehditleri de beraberinde getiriyor.
Belki bu yazıda çok fazla teknik detaya inmeden, mümkün olduğunca betimleme yaparak hayatımızda olan ve yakın gelecekte hayatımızda olacak tehlikelere dikkat çekmek yerinde olacak. Öncelikle bu yazıyı hazırlarken okuduğum bir bilgiyi paylaşarak başlamam işlerin nereye gittiğini anlatmak adına ilk doğru örnek olabilir. Kişisel verilerin korunması kanunun görüşüldüğü sırada SGK’de bulunan kişisel verilerimizin bir firmaya, muhalefet milletvekili marifetiyle satıldığı mahkemece tescillendi. Bu da gösteriyor ki artık sanal mecralarda yalnız değiliz. Sağlık problemlerimizden anne kızlık soyadımıza, nerede bulunduğumuzdan neleri sevdiğimize kadar birçok veri artık internette çoğu zaman farkında olmadan “verdiğimiz izin” ile dolaşmakta. Tıpkı internette aradığınız spor ayakkabının sonradan internet üzerinden okuduğunuz gazete sayfasında ya da araştırma yaptığınız içerik havuzu sayfalarına kadar her yerde peşinizden gelmesi gibi. Temelde iyi niyetle oluşturulmuş bu teknolojiler insanın olduğu her alan gibi bir zaman sonra kötü neticelere yol açmaya başladı. Örneğin, mailinize gelen “havale dekontu” içerikli sahte bir postada bulunan “solucan” ile internette gönüllü olarak verdiğiniz verilerin birleşmesi ile kredi kartı soygunlarından tutun da çok daha büyük risklere kadar birçok can sıkıcı durumla karşılaşmamız olası. Bu gibi durumlar için alabileceğimiz önlemler sınırlı fakat etkili olabilir.
Biraz da bu önlemlere değinmek gerekirse… Öncelikle unutmayın ki internette kullandığınız parolalar ile işe başlamalısınız. “123456” ya da “qwerty” ya da “asdfghjkl” ile oluşan parolalar ile doğum tarihiniz, tuttuğunuz takımın ismi gibi parolaları hayatınızdan çıkarın. Bundan birkaç yıl evvel YÖK’ün hacklendiğini ve YÖK Başkanı’nın çıkıp “Evet, parolalarımızdan bazılarının 123456 olmasından ötürü bu saldırıya maruz kaldık.” minvalinde bir açıklama yaptığını unutmayın. Bir de kurumunuzda çalışan bilgi işlemcilerin yasakladığı siteler ve ya da oluşturduğu şifre politikalarına “Ben şifremi değiştiriyorum illa bir büyük/küçük harf, bir sayı istiyor, bunu aklımda nasıl tutacağım kardeşim?” savunmalarını bırakın. İnanın bu politikalar interneti sizin için daha güvenli hale getiriyor.



