HATIRLAMAK
Medeniyet Yöneticisi · 10.10.2025 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Hatırlamak ve unutmak insanoğlunun hayat serüveninde iki önemli kelime. İnsan varoluş düzleminde an be an hatırlar ve unutur. İnsanın özünde bu iki hal/durum da mevcuttur. Unutmak ve hatırlamak bir şekilde hayatımızda var.
İnsan sözcüğünün etimolojik olarak iki boyutu var; ünsiyet ve nisyan. İnsanoğlu, bu iki unsur arasında salınıp durur. Bu iki olgu, hayatı etkileyen en önemli öğelerdendir. Unutmak ve hatırlamak hafızamızı inşa eder. Kişisel ve toplumsal tarihimizi/hafızamızı nasıl şekillendireceğimiz seçtiğimiz kelimelere göre değişir. Unutulanlar yok olup gider. Hayat, hatırladıklarımızdan ibarettir.
Yaptıklarımızla hafızamızı besliyoruz, inşa ediyoruz. Hafıza da bizi inşa ediyor, aynı anda. Pek tabi ki, hatırlamak ve unutmak salt anlamda iyi ya da kötü değildir. Yerine göre unutmanın da güzel yönleri var, elbette. Gün gelir bazı şeyleri unutmak özgürlük olur, şifa olur. Burada biz bu kavramları varoluş şuuru açısından ele almaya çalışacağız. Başta İzzetli Gazze halkının içinde bulunduğu zihinleri çatlatan, yürekleri çıldırtan hallerin yaşandığı böyle bir dünyada, bizi insan kılan mana etrafında hatırlamanın hayatımıza etkisini muhasebe etmek ve tefekkürü derinleştirmek, insaniyetin inşası ve muhafazası için mühim bir meseledir.
İnsanoğlunun yapısında ünsiyet ve nisyan mündemiçtir. Ünsiyet; dostluk, yakınlık, irtibat kurmak, buluş, oluş bir anlamda hatırlamak. Nisyan; unutkanlık, ayrılık, kayboluş ve uzaklaşmaktır. İnsan sadece insanla iletişim içinde değildir. Kainattaki her varlıkla bir alakası olduğu gibi, ontolojik olarak yaratıcısıyla da bir bağ kurması gerekir. İnsan, Allah’a yakınlığıyla, Rabbiyle irtibatıyla, dine ve tüm olgulara yaklaşımıyla asıl anlamını bulur.
Allah’ın, insanı yaratması, yaratılış amacını öğretmesi, çeşitli imkânlarla yaşatmasıyla ilgili olarak, insanda bir varoluş ufku ve şuuru oluşması bakımından ünsiyet kavramının önemli bir etkisi var, elbette. Ademoğluna hidayet rehberi olarak gönderilen Kelamullah’ın bir adı da Zikir’dir. Zikir, hatırlatma ve öğüttür. Bu meyanda hatırlamak insaniyetimizi destekler. Hatırladıklarımız bizde bir kimlik geliştirir. İnsan hatırladıklarıyla, amaçlarıyla, eylemleriyle insandır. Hatırladıklarımızın niteliği, tercihlerimizi ve hedeflerimizi belirler, aynı zamanda. Nisyan ise, insanın mahiyetini, aslını, hakikatini, ahdini unutarak varlık güzergahında yanlış yönlere sapmasıdır. Nisyan; unutkanlık, kayboluş, ayrılış, kaçıştır. Özden kopup, hakikatten uzaklaşmaktır. Bu durumda insan, katran karasına bulanarak kaybolur, silikleşir, yok oluş uçurumlarına yuvarlanır. Unutmak, insanı varoluş hakikatinden kopartarak köksüzleşmeye sebep olur. Tutunacak bir dalı olmayan insan, değerlerine ve kendisine yabancılaşır. Bu bağlamda unutmak; ihanettir, gaflettir, cehalettir, zulümdür, karanlıktır, körlüktür, kötülüktür. Hatırlamak hayatı canlandırır. Gönlün de aklın da bir zekâsı ve ruhu vardır. Kulağın ve gözün de bir zekâsı var, bir zihni var. Olup bitenleri, temas ettikleri, etkilendikleri her ögeyi hafızalarında depoluyor. Tat alma, koklama duyuları da öyle. Onlar da biriktiriyor ve hatırlıyor. İnsanoğlu bütün varlığıyla, zerrelerine kadar hatırlıyor. Sürgit bir anlam arayışı içinde yaşıyor, insanoğlu.



