HAÇLI VE SİYONİST İTTİFAKI
Medeniyet Yöneticisi · 22.01.2016 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Prof. Dr. Ömer Faruk Harman’ın sunumuyla “Haçlı ve Siyonist İttifakı” semineri Medeniyet Vakfı’nda gerçekleşti. Katılımın yoğun olduğu programda Harman; Haçlılık, Siyonizm kavramlarını tarihi perspektifi içerisinde ele alarak tarihte kanlı bıçaklı olan Haçlı ve Siyonistlerin Müslümanlara karşı ittifaklarının nedenlerini ele aldı.
Müslümanların Yahudilerle ilişkilerinin Medine döneminde başladığını söyleyen Harman, Mekke’de Yahudilerin bulunmadığını Ukkaz gibi panayırlara gelen Medine menşeili Yahudi kimi kahinler ve tüccarlarla kısa süreli temasın olduğunu ifade ederek şunları dile getirdi:
“Mekke halkı müşrikti ve Mekke’de bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar Hıristiyan vardı ve bunların bir kısmı da köleydi.
Batılılar İslam’ın kaynağını Hıristiyanlık olduğunu iddia ederek, İslam’a ve İslam’ın muazzez peygamberine bir hakaret etmişlerdir. Onlar, köle Addas’tan Peygamber Efendimiz (sav)’in dini hakikatleri öğrendiğini ve sonradan İslam dini diye yeni bir din kurduğu iftirasında ve isnadında bulunmuştur.”
“Hz. Peygamber, (as) Ehl-i Kitab’ı ne tasdik edin ne de tekzip edin, buyuruyor. Peki, yahudileri hiç tekzip etmeyecek miyiz? Peygamberimiz bunu söylediğinde henüz Kur’an vahyi tamamlanmış değildi. Günümüzde tasdik ve tekzip yapabilir miyiz? Tabii ki İslami hakikatlere uymuyorsa tekzip edeceğiz. Tahrif edilmiş Tevrat’ta öyle ifadeler var ki o ifadeleri tekzip etmemek ondaki fikirlere iştirak etmek olur ki bu Müslümanlıkla asla bağdaşmaz. Hz. Nuh’un sarhoş olup hiç kabahati olmadığı halde torununu lanetlemesi iftirası, Hz. Lut’un kızları ile ilişkide bulunduğu yalanı, Hz. Davud’un cephede savaşan komutanının hanımıyla zina etmesi ve Hz. Süleyman’ın putperest hanımlarına uyarak putlara taptığı iftirasını tekzip etmememiz mümkün değildir. Bunlar kabul edilebilir şeyler değildir. Elimizde Kur’an-ı Hakimimiz var, çelişen yerlerde elbette ki tekzip edeceğiz, ama benzer şeyler varsa da bunları tasdik etmenin hiçbir sakıncası yoktur. Mesala; Hz. Musa’nın Tuva vadisinde Allah ile konuşması, Tevrat’ta ve Kur’an’da da yer alır. Kur’an Tevrat’taki bu olayı doğruladığı için biz de tasdik ederiz.”
“Papa 2. Urban milattan sonra 1095’te Kudüs’ün Müslümanların elinden kurtulması için Hıristiyanları Haçlı Savaşı’na davet etti. Müslüman kanını dökmenin helal olduğu söyleyen Papa, bunlara kurtuluş belgesi adı verilen endülüjans denilen ak belge veriliyordu. Haçlı saldırılarının sayısı dokuzdur. Haçlılar Avrupa’dan kalkarak Anadolu’yu kat ederek Kudüs’e kadar vardılar, Kudüs’teki hem Müslümanları hem de Yahudileri çok büyük katliama maruz bıraktılar ve Kudüs’e hakim oldular. Kudüs’ün Haçlılar tarafından alınışından 80 yıl sonra 1187 yılında Selahaddin Eyyübi komutasındaki İslam orduları Kudüs’ü Haçlıların elinden aldı.” “Hıristiyanlar Mekke’de bir peygamber çıktığını duyduğunda düşmanca tavır sergilemeye başladılar. Hıristiyanların Müslümanlara karşı düşmanca tavırlarının sebepleri vardır: Aslında Müslümanlar, Hz. İsa’nın peygamber olduğuna, Ona İncil diye bir kitabın verilmiş olduğuna iman etmenin Müslüman olmanın şartı olarak görüyordu. Hıristiyanlar, İslam’ın bu olumlu çağrısına yanıt vermediler. Bununla kalmayarak Hz. Peygamber’in Bahira isimli Hıristiyan’a öğrenci olarak ondan Hıristiyanlığı öğrendiğini ve daha sonra kendi dinini kurduğu iftirasında bulunan kimseler çıktı aralarından. Halbu ki Hz. Peygamber Rahip Bahira ile karşılaştığında çocuktu ve özel olarak ondan bir eğitim almadı.” “Hz. İsa’ya İncil’in verilişi ile bugün elde bulunan en eski İncil nüshası arasında 300 yıllık fasıla vardır. Hz. Musa’ya Tevrat’ın verilişi ile bugün elde bulunan en eski el yazması komple Tevrat nüshası arasında 2100 senelik bir süre var. Bugün elde en eski yazma Kur’an nüshaları Hz. Osman dönemine aittir ve arada sadece 15 yıl vardır. Batı’nın, dinin esasları hususunda, kitabımızın sağlamlığı konusunda akıllarının, hayallerinin erişemeyeceği bir durum söz konusudur.”



