HAÇLI VAHŞETİNE KARŞI İSLAM KARDEŞLİĞİ - III
Medeniyet Yöneticisi · 09.04.2019 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Haçlı ruhuyla, batı emperyalistlerle mücadele, hamasetle, retorikle, geçmişin parlak dönemine sığınmakla temin edilemez. Gerçekçi, ayakları yere basan, kendini ve düşmanını bilen ona göre bir var oluş sergileyen nesille mümkün olabilir.
Müslüman fert, tek başına vecibelerini yerine getirmekle emperyalizme karşı duramaz. Her bir ferdin yapabileceği sınırlıdır. İşin aslı kişilerde bitiyorsa da kişilerin ferden ferde yaptıklarını değerlendiren, yönlendiren işleme koyan organizasyonların da olması zaruridir.
Fertlerin eğitiminde, yönlendirmelerinde ve elde ettiklerini değerlendirmede onları destekleyen bir yapının olması lazımdır. Bu yapılar; aile, cemaatler/ vakıflar veya devletin herhangi bir kurum ve kuruluşu da olabilir.
Aile
Toplumu oluşturan, ayakta tutan ilk ocak ailedir. Genelde aileler bu konuda hassastırlar çocuklarının geleceğini düşünüyorlar.
Kimi aileler çocuklarını eğitirken ülke ve İslam’ın geleceğinden çok yalnızca çocukların kendilerini düşünüyorlar. Dolayısıyla Haçlı ruhuna direnip direnmemek onlar için mühim değil, mühim olan dünyada geçer meslek ne ise onu çocuklarına vermek ve istikballerini kurtarmaktır. Kimi aileler çocukların geleceğini batı ruhuna teslim olmakta görebilir, çocuklarını böyle yetiştirebilirler.
Türkiye’de ve İslam coğrafyasında yaşayan herkes bilmelidir ki, batıya ruhunu teslim eden genç neslin ebeveynine de faydası olmaz. Tek tek her bir ferdin, ailelerin, bu ülkenin ve İslam dünyasının geleceği İslamî değerlere sahip çıkmakla mümkündür. Bu hususta ailelere yol gösterilmelidir. Ülke, batı emperyalistlerin emrine amade olursa, hiçbir kişi ve aile huzur içinde yaşayamaz.
Hiç kimse istese de tüm geçmişini silemez. Tarih gösterdi ki batı insanı, kendilerine ne kadar benzemeye çalışırsak çalışalım bizi asla kendine eşit/denk görmez.
Öyle ise kendimiz kalarak batıyla ilişki kuracak bir nesil yetiştirmeliyiz. Bu konuda ilk iş ailelere düşer.
Aileler, okullarla işbirliği yaparak çocukların istidadını ve ülke gerçeklerine uygun bir yöne yönlendirmelidirler. Tüketimden, gereksiz zaman kaybından, geleceği olmayan işlerden çocuklarını uzak tutmalıdırlar. Modern dünyanın gidişatını anlayıp gelecekte İslam ve Müslümanların bu dünyada nasıl bir yer edineceklerini küçük yaşlarda onların zihnine nakşetmelidirler. İlk zihin inşası hayat boyu devam eder. İnsanın zatı, ailesi, çevresi, ülkesi, ümmeti, tüm insanlık adına, aile ocağında ne edindi ise ona göre bir yol alır. Bu ilk istikamet bozuk olursa telafisi zordur.
Aileler, çocuklarının maddi/dünyalık elde etmeleri için gösterdikleri gayretin hiç olmazsa benzerini veya yarısını manevi şahsiyetlerin oluşması için harcamalıdırlar. İyi bir okul için harcadıkları paraların, gösterdikleri gayretlerin yarısını, namaz kılmalarını sağlamak, ahlaklarının düzgün olmasını temin etmek, İslam’ı öğrenmeleri için harcasalar bile yeterli olabilir. Geleceğe hazırlarken hangi çevreyle irtibat kurmaları gerekir hususunda da aileler titiz davranmalıdırlar.
Hayat boyu temin edecekleri ortamın hazırlanması da ailelerin vazifeleri arasındadır. Kimi aileler, çocukların ahlakları ve Müslüman oluşlarının temini için gerekli hassasiyetleri gösteriyorlar ama hayatlarını sürdürecekleri sosyal ortamı düşünmüyorlar, kendileri her şeyi temin edebileceklerini sanıyorlar ve çocuklarını daima kendi kontrolleri altında tutarak asosyal bir insan yetiştirdiklerin farkına bile varamıyorlar. Bu hal belli bir yaşa kadar geçerli olabiliyor ama belli bir yaştan sonra o çocuk anne- babanın kontrolünden ister istemez çıkıyor. Çıkınca da sudan çıkmış balığa dönüyor. Çocuklara bunu yapmaya ebeveynin hakkı yoktur ve böylesi çocuklar, anne-babasına kinlenebilirler, onların bağlı bulunduğu ortamdan ve inanç sisteminden de kopabilirler. Hayat boyu birlikte yürüyecek bir ortam hazırlamak ve beraber yürüyecekleri bir arkadaş grubu oluşturmak en akıllı yoldur.



