EKRAN HEGEMONYASI
Medeniyet Yöneticisi · 22.05.2015 · 8 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Küresel hegemonya anbean insanoğlunu bir ahtapot gibi sarıyor. Şer odakları her yönden çirkinliklerini etrafa saçıyor. Bu atmosferde çok boyutlu şiddet, estetik bir formda cezbeden bir maskeyle sunuluyor. Cinnet ve şiddet kültürü tüm çirkinliğiyle tekrar tekrar üretiliyor.
Burada kastedilen şiddet zorbalık anlamında kullanılmamıştır. İnsan izzetine yöneltilen saygısızlık, hakikat fikrine uzatılan dil, fıtratı bozmaya yönelik her şey şiddet olarak görülmelidir. Böylece psikolojik şiddet sosyolojik bir olgu olarak her yerde hüküm sürüyor. Bu yakıcı ve yıkıcı atmosfer, bir şekilde insanı etkiliyor. Aklıselim sahibi her insan bu zor durumu hayra çevirmek için bir çaba gösterir. Bu durumdan en az yarayla kurtulmak için kesintisiz çalışır, çalışmalıdır.
Globalizim, egemen ideolojisiyle yeryüzünde küresel hegemonya kurmak için çalışır. Elindeki imkânları kullanarak tüm gücünü ifsat için harcar. Bu imkânların etkin gücü hiç şüphesiz medya. Bu gücün en ön sıralarında “ekran” yer alıyor. Çünkü ekran, aldatıcı propagandalarda bulunur. Kimlik ve kişilikler üzerinde tahakküm kurarak pasifize eder. Sistemli olarak uygulanan psikolojik savaş projeleriyle insanı baskı altında tutar. Geleneği, örfü, âdeti, kültürü tahrip eder. Duygu ve düşünceleri yozlaştırır. Zihinleri ve gönülleri işgal eder. Manevî değerleri yıpratarak sosyal yapıda gedikler açar. Yaşam tarzını istedikleri forma sokmak için bin bir suratla şov yaparlar. Bunun sonucu olarak evlerde, sokaklarda, bulvarlarda devasa ahlâksızlık tufanı boy gösterir. İşte bu kaotik durum insanı esir alır. Fıtrata özgü olan ne varsa değersizleştirerek mahveder.
Büyük ölçüde sekülerizmin şekillendirdiği dünya her gün biraz daha ilginç bir hal kazanmakta. Teknohayat tarzlarının revaçta olduğu bu dönemde dijital teknoloji jet hızıyla ilerliyor. Bu baş döndürücü hıza adaptasyon arzusu insanı çok boyutlu etkiliyor. Özellikle bu değişim kitle iletişim teknolojilerinde büyük bir hızla sürüyor. Medya ve teknoloji arasındaki doğru orantılı bağ her gün biraz daha kuvvetleniyor. Merak, görünür olmak, kabul görmek, çağın gerisinde kalmak gibi kaygılar insanı teknolojik yenilikleri adım adım takibe zorluyor. Teknolojik gelişimin üstünlüğünü ilan ettiği, içinde yaşadığımız bu zamanlar çok ilginç görüntüler ortaya koyuyor. Bu çağ bilgiyi de aşarak iletişim çağı olarak adlandırılıyor. Bilgi ve teknolojinin egemen olduğu, interaktif iletişimin hız kazandığı bu dönem teknomedyatik bir dönemdir.
Teknohayatın bir adım ötesi olan, daha doğrusu doğal bir sonucu olan teknomedyatik dönemde, teknoloji çılgınlığı toplum olarak bizi ister istemez etkiliyor. Aileyi, ev içi yaşantısından zihniyet yapısına kadar her şeyi kuşatıyor. Hayatı şekillendirerek her şeyi belirliyor. Modern teknolojiyi kültürden bağımsız düşünmek mümkün değil. Kültür insanın duygularını etkiliyor, düşüncelerini düzenliyor, hayat tarzını formatlıyor. Yaşamda kullanılan araç ve gereçlerin toplumun genel kültürünü etkilediği öteden beri bilinen bir gerçek.
Dünya günbegün ahlâkî ilkelerini kaybediyor. Dünya, insanın ana omurgası olan, onu ayakta tutan fıtrî özelliklerinden uzaklaşıyor. Erdemle, doğrulukla ilgileri olmayan, çıkarlarına yardım edecek her şeyi mubah gören pragmatist/faydacı/çıkarcı bu güruh, ürünü bozmak, nesli yok etmek için hiçbir zahmetten çekinmez. İnsan onuru onlar için bir anlam ifade etmez. Küresel ifsadın aktörleri bu güruhtur. Emperyalist küresel ifsadın en etkin silahı kitle iletişim araçlarıdır. Bu araçlar ekran ortak paydasında toplanır. Televizyon ekranı, bilgisayar ekranı ve akıllı telefon ekranı dünyayı egemenliği altına alıyor. Bu da insanlığı ekran bağımlılığına mahkûm ediyor. Böylece insanoğlu ekran ehli ve gönül ehli olarak iki gruba ayrılıyor. Bir ortamda gözler birbirinden uzaklaşarak ekranlara kilitlenmişse orada gönül ehli bir dost bulmak çok güçleşir. Aynı evi paylaşan aile üyeleri arasında bile böyle bir durumun olduğuna bir çırpıda çok örnek verilebilir. Muhatabınızın hangi cenahtan olduğunu anlamak için konuşma esnasında gözlerinin nerde olduğuna dikkat edin, siz de mi yoksa ekranda mı? Ekran bağımlısı olan muhatabınızın sizi görme ve duyma ihtimali çok düşüktür. Göz seviyesiyle gönül seviyesi arasında kuvvetli bir bağ vardır. Gözler kalbe açılan penceredir. Gönül ehli olmayanlarla gönülleri ihya etmek adına bir çalışmaya girişmek çok da mümkün değildir.



