ALLAH FOBİSİ
Medeniyet Yöneticisi · 14.01.2015 · 4 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Hamd, şükredenlere nimetiyle karşılık veren, her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi kemaliyle gören, her şeyi bilen ve kudreti sonsuz olan Allah (cc)’ye mahsustur… İbadetlerimizi kazanılmış refleks olmaktan ancak ve ancak "Allah Korkusu" ile kurtarabiliriz.
Aksi halde kronik bir hastalık haline gelen "İnsanda Allah Fobisi" salgını git gide yaygınlaşmaya başlayıp, biz insanoğlunu Allah (cc)’den uzaklaştırıp, hazin bir sona sürükleyecektir.
Çünkü bugün dünya denilen bu gezegende yaşamanın gayesi, Allah (cc)’ye kul olmaktan çıkıp, tamamen dünyevi heveslere endekslenmiştir.
Dünya bugün bazı felaketleri yaşıyorsa; bunun nedeni Allah(cc)’den korkan kulların, yapılan zulümlere sessiz kalmasıdır. Nitekim Allah(cc) Kur’an-ı Kerim’de; "Bir topluluk kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. (Rad 13-11)" buyurmaktadır. Bu yüzden yaşadıklarımıza inanmaya başladık! Ve inandıklarımızı yaşamadık! Bu da Müslümanların dağılgan bir özelliği kimliklerine kazandırdığını göstermektedir. Dağılgan ve kırılgan… Yerine göre taviz veren… Yerine göre susan… Yerine göre konuşmayan… Yerine göre hak sözü söylemekten bile geri kalan…
Dünya hayatı; otobüsün sol tarafında etrafı seyrederken, sağ taraftakileri kaçırmaktan mı ibaret? Yoksa gelişigüzel bir yaşantıdan mı? Ya da “Dünyaya bir defa geliyorum, her zevki tatmadan ölmeyeyim” düşüncesinden mi ibaret? (Evet, dünyaya bir defa geldiğimiz doğru fakat bu bir defa öleceğimiz gerçeğini de değiştirmiyor.)
Yaşadığımız dünya adlı bu gezegenin bir sınav salonu olduğunu ve yaşadıklarımızın da amel defterimize eksiksiz yazıldığını ne yazık ki bizlere unutturdular. Bu tıpkı Ortaçağın kilise bilginlerinin sahip olduğu skolâstik düşünceye benzemektedir. Çünkü mevcut düzeni değiştirmek istediğinizde, karşınızda, ilk bu düzenin ayakta kalmasını finanse edenler olacaktır. Düşünün! Yeryüzünde bunca Müslüman varken, yeryüzünde bunca Müslümanın zulme maruz kalmasını… Bu açık ve net olarak dine karşı reaksiyonun sonucu değil midir?
İslamofobik bir zihniyetin temeli, Batı’da gerçekleşen Rönesans Dönemi’ne dayanmaktadır. Bu döneme baktığımızda Allah fobisinin temellerinin atıldığını görebiliriz. Çeşitli düşünce akımlarının fikir babaları, o dönemlerde ortaya attıkları fikirlerle dine karşı reaksiyon olarak beşeri dinleri topluma servis ettiler. Bunun sebebi; Batı’da gerçekleşen Rönesans Hareketi sırasında kilise erbabının skolâstik düşünceye sahip olması ve zor kullanarak topluma baskı yapmasıdır. Bu durumda netice olarak dine karşı isyanın ilk adımları atılmıştı. Çünkü Hıristiyan bilginleri, dinin yapısını ve işleyişini Yunan felsefesi üzerine inşa etmişlerdi. Ve en ufak bir sarsıntıda bu dini otoritenin yerle bir olacağını da çok iyi bilmekteydiler. Bu yüzden en ufak bir araştırmaya, ilme ve yeniliklere asla izin vermediler.
Bu baskıcı tutum, halk tarafından dine ve dindarlara karşı taraftar olma güdülerine sebep oldu. Dine karşı bir araya gelen taraftarlar sadece kilise bilginlerine değil, bütün olarak dini hedef aldılar. Dinin bir aldatmaca, baskı ve gelişmeye karşı olduğunu düşündüler. Rönesans hareketinden sonra araştırmalar yapılıp yeni fikirler yayılmaya başlandı. Kiliseye karşı ayaklanmalar git gide arttı. Buda kilise erbabının düşünen ve araştırıp öğrenenleri yok etme kararını almalarına neden oldu. Netice olarak bu baskıcı tutum, İnsanda Allah Fobisine neden oldu. İnsan araştırmaya, öğrenmeye, gelişime karşı bir din anlayışını doğal olarak kabul etmemeyi benimsedi.



