DEPREM VE İNSANLAR
Medeniyet Yöneticisi · 16.02.2023 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Allah'ın, başta insanlar olmak üzere tüm canlılara en güzel ve en kıymetli hediyelerinden birisini oluşturur doğa. Onun ayetlerinin ve yaratma sıfatının birbirinden güzel örnekleri ile bezenmiş olan bu şaheser sadece gelip geçici olarak bulunduğumuz bir mekânı ifade etmektedir bizler için.
Gerçek hayata açılan kutlu bir yürüyüşün durak yeri olan geçici, aldatıcı fakat imtihanımız mucibince bir o kadar da cezbedici güzelliklerle doludur dünya.
Dünyayı bizler için bir güzergâh, içerisindeki doğayı ise şanından tecelli eden ziynetlerle en güzel şekilde yaratan yüce Rabbimiz, bu dünyadan çok daha güzelini vadetmektedir müttaki kullarına. Fakat emanetine ehil bir şekilde yaşayıp son nefesimize kadar onun buyruklarına uygun hareket etmemiz şart ve kaydıyla.
Geçici de olsa, çok daha güzel bir hayat için mola yeri de olsa Rabbimizin bizlere bahşettiği emaneti olan bu dünyaya karşı birçok sorumluluğumuz bulunmaktadır. Dünyanın tüm canlılar için güvenilir, adaletli ve yaşanabilir olması, Allah'ın ayetleri karşısında kullar olarak üzerimize düşen vazifelerin yerine getirilmesi gibi önemli görevlerimiz bulunmaktadır. Bu görevlerimiz kâh nimetlerin korunması kâh imtihan vesilesi olmakla beraber dünya düzeninde yer alan ve birçok hikmeti bulunan doğal olaylara karşı hayatın korunması adına önlemlerin alınması şeklinde ortaya çıkabilmektedir.
Deprem gerçeği de Allah'ın dünya düzeni içerisinde koymuş olduğu hakikatlerden birisini oluşturmaktadır. İnsanın yaratıldığı ilk dönemden başlayarak dünyanın hemen hemen tüm coğrafyalarında karşılaşılan bu hakikat; kimi zaman yıkıcı etkileriyle can ve mal kayıplarına yol açmış, kimi zaman da insanları uyarıcı etkisiyle derinden sarsmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın sonsuz gücünü göstermesi adına önemli bir ikaz vesilesi olan depremler; bu yönüyle insanların önlem ve ibret almaları için büyük fırsatlar ortaya çıkarmaktadır.
Kur’ân-ı Kerim'de birçok ayette deprem ve yer sarsıntısına değinilmiş ve onun etkilerine atıf yapılmıştır.
“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.” (Hac, 1)
“Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, ‘Ona ne oluyor?’ dediği zaman…” (Zilzal, 1-3)
“Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.” (Müzzemmil, 14)
“Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.” (Naziat, 6) ayetlerinde dikkat çekildiği üzere kıyamet anında gerçekleşecek zelzeleleri işaret eden Rabbimiz, yanı sıra;
“Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.” (Nahl, 15)
“Biz yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?” (Nebe, 6) gibi ayetlerle de yeryüzünü depremlere karşı sağlam dağlarla koruduğunu buyurmuştur.
Bundan başka insanın yeryüzünde fesada ve bozulmaya yönelik eylemlerine ve korktuğu zaman sığındığı Rabbini emniyete ulaştığında unuttuğuna atıfta bulunan birçok ayet de bulunmaktadır: “O, senin yanından ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez” (Bakara, 205)



