ÇÖZÜM SÜRECİNDE YAPILAN YANLIŞLAR
Medeniyet Yöneticisi · 23.07.2015 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Hükümet ve PKK arasında yürütülen “çözüm süreci”nde yapılan birtakım yanlışları şu şekilde özetlemek mümkündür:
1. Hükümet, Kürtlerin haklarını PKK ile pazarlık yapmakla hata yapmıştır. Temel insan hak ve hürriyetlerinin pazarlık konusu yapılması, hele bunu bir de eli kanlı bir terör örgütüyle yapılması aslında trajikomik bir olaydır.
Bu haklar, istisnasız, herhangi bir pazarlık konusu yapılmadan, herkese eşit vatandaşlık temeli çerçevesinde verilmelidir. Bu konuda sadece PKK’nın muhatap alınması, PKK’nın Kürtler üzerindeki vesayetini de arttırmıştır.
2. Dün ve hâlen Kemalist rejim tarafından ezilen Kürt halkı, bugün de bir başka zalim PKK/KCK tarafından ezilmektedir. Ne yazık ki bugün, bölge halkı, bir zalimden kurtulma ümidin taşırken bir başka zalimin eline düşmenin hayal kırıklığını yaşamaktadır. Bu ise hükümetin yanlış politikalarından kaynaklanmıştır. Şu da unutulmasın ki rejimin zulmü de henüz bitmiş değildir.
3. Bölge halkı, PKK’lı teröristlerin yol kesme, haraç alma, kepenk kapattırma, çocuklarından en az birini PKK’ya asker olarak alma, KCK mahkemelerinden yargılanma, dağa kaldırılmalardan dolayı bölgeden göç etmeye başlamıştır. Göç edenlerin sayıları günden güne de artmaktadır.
4. Bölgede, uzun yıllardan beri KCK mahkemeleri faaliyet göstermektedir. Nitekim bu illegal mahkemelerde yıllardır masum insanlar yargılanmış ve halen yargılanmaktadır. Bu mahkemelerin varlığının bilinmemesi, duyulmaması mümkün değildir. Şayet bu mahkemelerin varlığından devlet haberdar değilse bu vahimdir, eğer biliniyor ses çıkarılmamışsa bu daha da vahimdir. Bu mahkemelerde esnaf, iş adamları, PKK yanlısı olmayanların yargılandıkları bölgede herkes tarafından bilinmektedir. Hükümetin, bölge yöneticilerinin bunu bilmemesi mümkün değildir. Bilindiği hâlde bu paralel yargıya neden şimdiye kadar müdahale edilmemiştir?
5. PKK, Şanlıurfa’da hastane kurmuş, Kobani’de yaralanan PKK’lı teröristleri bu hastanede tedavi etmeye başlamıştır. Bu olay, basına yansıyınca hükümet hastaneye baskın yaparak kapatma yoluna gitmiştir. Peki, bu hastanenin açılma aşamasında devletin haberi olmamış mı? Basına yansıdıktan sonra kapatıldığına göre, demek ki haberi sonradan olmuştur. Peki, anlı şanlı MİT ne yapıyor? Yoksa bölge, PKK ve destekçisi eli kanlı emperyal ve Siyonist istihbarat örgütlerine mi bırakılmıştır?
6. Dönemin Başbakanı Erdoğan da, diğer yetkililer de PKK söz verdiği hâlde ancak % 15-20 oranında çekilerek sözünde durmadığını defalarca söylemişlerdir. Ancak ne Erdoğan, ne de hükümet bu konuda PKK’ya dönük -konuşmanın dışında yaptırımı gerektirecek hiçbir adım atmamıştır. Bu düşündürücü değil mi?
7. AKP’li bir milletvekili (Galip Ensarioğlu) ile devletin Siirt Valisi (Ahmet Aydın) dağa çıkan gençlerin sayısının arttığını, Çözüm Süreci’nin ilk üç ayında birisi 2200, diğerinin 2500 civarında gencin dağa çıktığını söylemesine rağmen hükümet bu konuda da ciddi hiç bir tedbir almamıştır. Bu sayı daha sonraki aylarda da dağa çıkanlar göz önüne alınırsa bu sayının çok daha fazla olduğu kolaylıkla tahmin edilebilir. Dağa çıkanlar bir eğitimden geçirildikten sonra şehirlere gönderilerek, dağda aldıkları eğitimlerin pratiklerini yapmaktadırlar.6-8 Ekim olaylarında taş taş üzerinde bırakmayanlar, işyerlerini yağmalayanlar, Müslümanlara saldıranlar bu gençlerdir. Valinin de, milletvekilinin de şikâyetnameye hakları yoktur.



