ÇOCUKLARDA SINIR VE İRADE EĞİTİMİ
Medeniyet Yöneticisi · 12.07.2017 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Yaşadığımız çağa baktığımız zaman her şey haz odaklı olmuş adeta… Öylesine haz odaklı ki etrafımıza baktığımızda sağımız solumuz reklamlarla dolu… Kılık kıyafet, yiyecek içecek her şeyin reklamı var artık… Hem de öyle ilgi çekici reklamlar ki direkt insanın bilinçaltını ele geçirip “Al beni al, harca harca!..” mesajları iletiyor.
Bazen biz yetişkinlerin bile öz disiplinini, iradesini, sınırını zorlayacak nitelikte olabiliyor.
Hayatta her şeyin hemen, anında, sihirli değnek ile istenildiği anda gerçekleşemediğini çocuklara öğretmek gerek… Çocuklarda zamanı yönetebilme yetisi ergenlik dönemiyle birlikte aşağı yukarı 12-13 yaşlarında başlar. Zamanı yönetmeyi öğrenmeye başlayan çocuk kendini, iradesini de kontrol etmeye başlar.
Tabii çocukların o yaşlarda bu yetiyi geliştirip oturtabilmesi için biz ebeveynlere çok iş düşmekte… “Kendi hayatımıza bakarak biz sınırlarımızı iyi çizebiliyor muyuz, irade gücümüz ne durumda? Her koşulda sağlam, doğru, olması gereken tavrı sergileyebiliyor muyuz? İşe bu sorularla başlamalı, varsa eksiklerimizi bir an önce istikrarlı bir şekilde tamamlamalı ve hayatımıza titizlikle nakşetmeliyiz. Hazır olduğumuzda da çocuğumuza ince dokunuşlarımızla doğru olanı sadece anlatmakla kalmamalı, aynı zamanda göstermeliyiz.
Baş önderimiz, Sevgili Peygamberimizden (s.a.v.) başlayarak bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm büyük evliyalar, âlimler yapılması istenen bir durumu insanlara anlattıkları vakit dinleyen insana tesir etmesi için önce kendileri bizzat uygular, sonra onlardan beklerlerdi. Uygulamadıkları, yapmadıkları şeyleri insanlara anlatmazlardı. Çocuklarımızı yetiştirirken hep vurgulanan bir şey vardır. Çocuğun ilk sosyal çevresi ailesidir. Bu yüzden her şeyi ailesiyle, onların tutum ve davranışlarıyla öğrenir. O halde biz çocuğumuza ne kadar iyi bir model olursak çocuğumuz da bir o kadar karakterini doğru inşa etme noktasında azami gayret gösterir.
1960’larda Stanford Üniversitesi’nde Walter Mischeltarafından yürütülen bir araştırmada dört yaşındaki çocuklara şekerleme verilir. Çocuklara iki seçenek sunulur:Önlerine konulan şekerlemeyi hemen yemek veya 15 dakika yemeden bekleyip ikinci bir şekerleme daha alarak ikisini birden yemek. Tabii deneyde bazı çocuklar sabırla beklerken bazıları şekerlemeyi hemen midesine indiriyor… En önemli detay ise şöyle: Araştırmacılar, bu çocukları ergenlik sonrasına kadar takip ediyor ve ebeveyn ve öğretmen raporlarına dayanarak görüyorlar ki, hazzı ertelemeyi ve kendilerine sunulan ikramı hemen yemearzusuna direnmeyi başaranlar hayatta daha uyumlu ve daha güvenilir kişiler oluyor. Bu çocukların diğerlerine göre özgüvenlerinin daha yüksek, stresle baş etme becerilerinin daha gelişkin olduğu, kendilerini daha iyi motive edebildikleri, zorluklar karşısında daha azimli davrandıkları, sosyal çevrelerinde daha az sorun yarattıklarıbelirlenmiş. Ayrıca bu çocuklar ABD üniversite giriş sınavı olan SAT’de daha yüksek puanlar almış.
Bu deneyin adı da “Marshmallow Experiment” , yani “Şekerleme Deneyi” olarak kalıyor. Kişinin istediği bir şey için yeterince beklemesi, irade göstermesi, yani hazzı erteleme kavramının iradeli olmayı başarmanın hayattaki karşılığını gösteriyor.



