ÇANAKKALE GEÇİLDİ ÇÜNKÜ...
Medeniyet Yöneticisi · 18.03.2015 · 11 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Bizim bir Çanakkale zaferimiz vardır. Düşman ordusunu-özellikle İngiltere’yi denize döktüğümüz destansı zafer. Çanakkale Savaşı, Müslümanların inançlarını korumak için verdiği mücadeledir. Çanakkale Savaşı, kâfirlerin topraklarımıza girip kâfirlik yapmalarını engellemek için verdiğimiz bir mücadeledir.
Çanakkale Savaşı; namazla, tekbirlerle, Kur’an’la verilen mücadelenin adıdır. Çanakkale Savaşı, Müslümanların “Biz daha bitmedik. İman varsa imkan da var” sloganını Batının kokuşmuş, materyalist, seküler zihniyetine haykırmaktır. Çanakkale zaferi; ulusalcı, seküler, Kemalist ve ırkçı zihniyetin vesayetlerini sürdürmek için kullandıkları bir araç asla olamaz. Çanakkale Savaşı, ümmetin diriliş için attığı son çığlıktır. Çanakkale zaferi, ümmete “kalkın ayağa ve dimdik durun” demektir. Çanakkale zaferi, “düşmek ayıp değil, kalkmasını bil” düsturunu bize en iyi öğreten zaferdir. Çanakkale zaferi, gücünü vahiyden alan, ümmetçi düşüncenin dışa yansımasıdır. Yoksa Çanakkale zaferi, toprağı kurtarıp zihinleri Batı’nın seküler ve materyalist zincirlerine bağlamak değildir. Çanakkale Savaşı, inanç değerlerini korumak ve yüceltmek için Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle verdiğimiz mücadelenin adıdır.
İşte tam bunu dediğimde birileri için “Ama Araplar bizi arkadan vurdu, İngilizlerle iş birliği yaptılar” demek refleks haline gelmiş. “Mekke Emir’i Şerif Hüseyin İngilizlerle anlaşıp 1. Dünya Savaşı’nda İngilizleri destekledi. Ama Arapların hepsi bunu yapmadı. Osmanlı’yı savunan Araplar da vardı. Çanakkale, Kafkas ve Balkan Savaşları’nda bizden yana oldular. Bu savaşlarda ‘200 bin Müslüman Arap’ şehit oldu. Yurt dışına gidip Osmanlı şehit mezarlıklarına bakın, Bağdatlı, Şamlı, Halepli, Trabluslu, Beyrutlu kişilerin mezarlarını göreceksiniz”[1]
Çanakkale Savaşı’nda bizim safımızda bize destek veren onlarca Arap vardı. Ve onlarcası Çanakkale Savaşı’nda şehit düştü. İngilizlerle işbirliği yapan Şerif Hüseyin ve yandaşlarıdır. Bunu kalkıp tüm Araplara genellemek gülünçtür. Şerif Hüseyin ve yandaşlarının yaptıklarını “Araplar bizi arkadan vurdu” diyerek insanlara anlatmak “ulusalcı-ırkçı zihniyetin” dışa yansımasıdır. Bunlar asla Çanakkale Savaşı’nda bizimle beraber olan Arap Müslümanları görmezler. Çanakkale zaferini sadece Türklerin zaferiymiş gibi göstermek isterler. Hâlbuki o zaferi, Diyarbakırlı, Bitlisli, Siirtli Müslüman Kürt kardeşimle, Müslüman Arap kardeşimle, Müslüman Laz kardeşimle, Müslüman Türk kardeşimle beraber kazandık. Ve biz bunu bir inanç uğruna yaptık.
Çanakkale Zaferi’nden sonra günümüze kadar “Çanakkale geçilmez!” diyerek her yerde söyledik durduk. Duvarlara yazdık bunu. Bunu kağıtlara büyükçe yazıp sınıflara astık. Caddelere, sokaklara “Çanakkale Geçilmez” pankartları astık. Ne zaman Çanakkale kelimesi geçse hemen aklımıza “Çanakkale geçilmez. Geçilmedi de” cümlesi geldi. Arkadaşımıza, akrabamıza, kardeşimize Çanakkale’de yaşanan ibretlik olayları anlata anlata bitiremedik. Savaşta yaşanan mucizevi olayları anlattıkça anlattık. Askerlerimizin ne kadar güzel bir destan yazdığını her seferinde anlattık. Ve ardından omuzlarımızı kabartıp o destansı cümleyi tekrardan kurduk: “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ!” Ama Çanakkale geçildi. Hatta Çanakkale gibi onlarca yer geçildi. Ama biz “Çanakkale Geçilmez” diyerek kendimizi avuttuk durduk. Evet üstüne basa basa söylüyorum: “Çanakkale Geçildi” Bu yazımı da Çanakkale’nin nasıl geçildiğini ispatlamak için yazdım.



