BİR MEDENİYET MİMARI SEZAİ KARAKOÇ
Medeniyet Yöneticisi · 13.05.2015 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Türk edebiyat tarihinin son yüz yıllık akışı içerisinde yerli düşüncenin en önemli sözcüleri olarak toplumu aydınlatan ve Mehmet Akif Ersoy, Peyami Safa, Cemil Meriç, Necip Fazıl Kısakürek’le devam eden çizginin son temsilcisi, Sezai Karakoç’tur.
Günümüzde, ülkemizin yaşayan en önemli düşünür ve şairidir. Durdurulan, önü kesilen bir medeniyetin, bu durduruluşunun insanlık için hangi acı ve yıkımlara sebep olduğunu, sahne alan Batı orijinli medeniyetin, diğer tüm yerel hayat tarzlarını yok ederek, kendi hayat biçimini dayatıp sömürüsünü sürdürdüğünü, bu uğursuz çarkın kırılmasının yolunun da, durdurulan medeniyetin yeniden harekete geçirilerek insanlığı aydınlığa çıkaracağını savunur. Ve bu mücadelenin adını Diriliş olarak koyar.
“İslâm medeniyeti mensuplarının hepsi bir halktır ve bir millettir. Köklerimizi araştırmalı, milleti, medeniyetimizi, devleti, ülkeyi yeniden tarif etmeli ve ona göre şimdi yeniden doğan Türk İslâm ülkelerine de o görüşlerle yardımcı olmalıyız. Kendi pazarımızı kurmalıyız. Kendi birliğimizi kurmalıyız. Ve kendi büyük medeniyetimizin yeniden dirilişini gerçekleştirmeliyiz.” diyerek özetler medeniyet algısını.
Sezai Karakoç’ta medeniyet; İslâm Medeniyeti’dir. “İslâm Medeniyeti, ırk olarak sadece Arapların ortaya koydukları bir medeniyet değil, Arap, Acem, Türk ve daha birçok ırkın İslâm ruhunu ruhlarına geçirmiş olarak ortaya koydukları ortaklaşa bir medeniyettir.”
Sezai Karakoç’un medeniyet tezi, diriliş insanından başlamaktadır. “Dirilişçiler, putları, köleleştirme simgeleri olan putları kıran özgürlükçülerdir. İnsan tapıcılığını, ırk tapıcılığını, sınıf tapıcılığını, mal tapınıcılığını kıran özgür insandır, diriliş insanı. Diriliş insanı, Müslüman dava adamıdır. Bu mahviyetkâr bir adamdır. Bağlardan sıyrılmıştır, hürdür. Sermayeyi, eşyayı, malı, parayı, ünü putlaştıran kişi özgür değil köledir. Dirilişçi, eşyayla, parayla, malla, ünle, özgür olmayı düşünmez. Diriliş nesli, özgürlüğün neslidir. Şartların elleri kolları bağlayan zincirleri ne kadar sıkı ve kımıldatmaz olursa olsun, ne kadar ağır durumlarla çevrelenilmiş olursa olsun, diriliş kuşağı, özgürlüğü solur. Özgürlük onun hayat tarzıdır. O, zindanda da özgürdür, sarayda da.” Ona göre “Devletler batar çıkar ama medeniyet devam eder.”
1933 Yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde hayata gözlerini açan Sezai Karakoç ilkokulu doğduğu ilçede, ortaokulu Maraş’ta, liseyi Gaziantep’te tamamlayarak Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinin mali bölümünden 1955 yılında mezun olur. İstanbul’da gelirler kontrolörü olarak işe başlayan Karakoç, birkaç kez istifa ederek tekrar döndüğü bürokrasi içinde 17 yıl kalır.
Son istifasından sonra; Yitik Cenneti arayan, İnsanlığın Dirilişi için İslâm’ın Dirilişi ’nin olmazsa olmaz olduğunu muştulayan, Çağa İlham veren medeniyet şehrinin inşasında Sütunlar diken, bu şehirde Meydan Ortaya Çıktığında ebedi baharın geleceğini müjdeleyen, bu baharın en âsûde zamanları, kutlu oruç zamanlarında Samanyolunda Ziyafet ’ler veren, Hızır’la Kırk Saat geçirirken, hükümdarların hükümdarlığı için halka yalvardığı ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdiğinde şaşıran, yeşil sarıklı ulu hocaların öğretmediğini zamandan öğrenirken dünya sürgününün uzamamasını dileyen bir Sezai Karakoç selamlar insanlığı.



