BİNBİR GECE MASALLARINDA YAYGIN UNSURLAR
Medeniyet Yöneticisi · 15.03.2018 · 11 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Doğu edebiyatı içinde Binbir Gece Masallarının oldukça ayrıcalıklı bir yeri vardır. Birbirinden ilginç hikâyelerin yer alması ve zengin bir hayal gücünün ürünü olmasının yanı sıra Doğu hikâye ve masal türü edebiyatının karakteristik özelliklerini ihtiva etmektedir. Doğu kıssa ve masal geleneğinin, Batı'daki roman ya da drama geleneğinden önemli farklılıklar içerdiği araştırmacılarca sıklıkla tekrarlanan bir husustur. Hiç şüphesiz bu farklılığın her iki dünyanın inanç ve değerler manzumesi bakımından farklılık taşımasından ileri geldiğini görmek zor değildir. Bu yazıda Doğu hikâye ve kıssa edebiyatının belli karakteristik özelliklerinden ve elbette Doğu, diğer bir deyişle Müslüman dünyanın inanç ve değerler manzumelerinden hareketle Binbir Gece Masallarında öne çıkan belirli hususlara temas etmeye çalışacağız. Bu temaslarda Batı drama geleneğine de atıflarda bulunarak Binbir Gece Masallarında temas etmeye çalıştığımız hususları daha belirgin kılmaya gayret edeceğiz.
1. İsyan Olgusuna Rastlanılmaz
İslâm inancında vazgeçilmez bir kabul olarak her şeyin Allah'ın kudretinde ve iradesinde bulunduğu düsturu yer almaktadır. Bu düstur kişinin başına gelen olaylarda kadere ya da Tanrı'ya başkaldırma veya isyan etme tutumunun önüne geçmektedir. Batı'daki Yunan tragedyalarında ise kişinin kaderine ya da tanrının iradesine karşı çıkarak bir mücadeleye girmesi ve bu mücadelenin sonunda kaderine yenilerek korkunç bir trajedi yaşaması söz konusudur. Binbir Gece Masallarında hiçbir kahraman kendi kaderlerini kendi eline almaya çalışmaz ya da yazgısına meydan okumayı düşünmez. Böyle bir mücadelenin ya da çatışmanın içine girmeyişleri Binbir Gece Masallarında Batı'da olduğu gibi dramatik bir serüven yaşamasının önüne geçer.
2. Saygı ve İtaat Yan Yanadır
İslâm inancında saygının en büyüğü Allah'a layıktır. Aynı zamanda sevginin de en büyüğü onun içindir. Bu durum Müslüman toplumun nezdinde saygının hem bir sevgi hem de çekinilen bir korkuyu ve buna bağlı olarak itaati ihtiva etmesini sağlamıştır. Binbir Gece Masallarındaki kahramanlar için de saygının ifadesi itaattir. Sultanına, şehzadesine ya da efendisine karşı sevgi ve saygı duyan kişi bu sevgi ve saygısını onun buyruklarına karşı büyük bir itaat örneği sergileyerek gösterir. Hikâyelerde itaat göstermeyenin gerekli saygıyı göstermediği kabul edilir.
3. Mübalağa Vazgeçilmezdir
İslâm estetiğinde güzelliğin “mutlak güzel” anlayışı üzerinde yoğunlaştığı ve mutlak güzelliğin sadece Allah'a ait olduğu kabul edilir. Bu durum güzelleştirilmek istenen herhangi bir nesnenin zaman ve mekân kayıtlarından soyutlanarak mutlaklaştırılması, diğer bir deyişle mücerrede yönelişi ortaya çıkarmıştır. Binbir Gece Masallarında insanın ya da toplumun herhangi bir zaman ya da mekândaki hâlinin resmedilmesinden uzak durulmuş, insan ve toplum belli bir zaman ya da mekâna has özellikleri ile değil mutlak anlamdaki özellikleri ile ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu da mübalağanın kullanılmasına zemin hazırlamıştır. Bu durumun da kaçınılmaz neticesi güzel bir kişinin ya da nesnenin çok güzel lafızlarla övülmesi, kötü bir şeyin de oldukça ağır bir şekilde yerilmesi olmuştur.



