BİLGE ÇOBAN HÜSNÜ ÇALHAN HAKK'A YÜRÜDÜ
Medeniyet Yöneticisi · 05.07.2021 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Hayatı boyunca kazancını kitaplara yatıran, konferanslara gidebilmek için kucağında büyüttüğü kuzusunu satan bilge çoban HÜSNÜ ÇALHAN’ın vefat haberini teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
Kabri nur, mekanı cennet, makâmı âli olsun.
Medeniyet Vakfı
Merhum Hüsnü Çalhan'ın hayatını anlatan Mustafa Cambaz'ın kaleme aldığı yazıyı siz okuyucularımızın ilgisine ve istifadesine sunuyoruz.
KONFERANS İÇİN KUZUSUNU SATAN BİLGE ÇOBAN
Hüsnü Çalhan, küçük yaşta büyük dava adamlarının kitaplarını okuyan, konferanslara gidebilmek için kucağında büyüttüğü kuzusunu satan bir bilge çoban. Hayatı boyunca kazancını kitaplara yatıran Çalhan, okuduklarının kendisini çerçevelediğini bu yüzden de parada pulda gözü olmadığını söylüyor.
O bir çoban. Hani şu Aysun Kayacı isimli mankenin, “Benim oyumla onun oyu bir olamaz” dediği 'dağdaki çoban'lardan biri. Ancak sadece mesleği itibarıyla değil, çocukluğundan itibaren hayatıyla da sıra dışı bir insan. Denizli'nin Yatağan ilçesinde yaşayan ve arada kesintiler olsa da yarım asırdır çobanlık yapan Hüsnü Çalhan, küçük yaşta Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Akif İnan, Erdem Bayazıt gibi büyük dava adamlarının kitaplarını okumaya başlıyor. Değişik illerdeki konferanslara gidebilmek için kuzularını satıyor. Zamanla bu isimlerin hepsiyle tanışıyor, bazılarıyla dostluklar kurup fikir alışverişinde bulunuyor.
İlk hocası Necip Fazıl
Hayatı boyunca kazancının büyük bölümünü kitap, dergi, gazete ve konferanslar için harcayan Hüsnü Çalhan'ın ilk okuduğu kitap Necip Fazıl'ın eski adıyla 'Büyük Kapı', yeni ismiyle 'O ve Ben'i oluyor. Bu kitap önemlidir çünkü Necip Fazıl hayatını, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri'ni 'tanıyıncaya kadar' ve 'tanıdıktan sonra' diye iki ana bölüme ayırır ve 'O ve Ben', Efendisine doğru kendisini cezbeden hâdiseleri manalandırdığı eseridir. İlkokul üçüncü sınıfta bu kitapla tanışan küçük Hüsnü'nün de hayatı anlamlanıyor ve o günden beri okumaya devam ediyor. İlk yolculuğu da yine Necip Fazıl'ın İzmir Fuarı'nda verdiği 'Tarihte Yobaz ve Yobazlık' adlı konferansına oluyor. “Anne tarafından olan dedem bir gün 'şu kuzuların anneleri öldü sen bunları büyüt biri bizim olsun biri sizin' dedi. Babaannemin ineklerinin sütüyle kuzuyu büyüttüm ve dedeme sattım. Necip Fazıl'ın İzmir'deki konferansına o parayla çıktım.” Artık İstanbul, Ankara, İzmir nerede bir konferans varsa kaçırmıyor. Bu yüzden çevresindekiler tarafından “Gezgin Hüsnü” olarak anılıyor.
Ummana yolculuk
Aynı yıllarda lise ve üniversitede okuyan arkadaşlarının getirdikleri dergiler vasıtasıyla Sezai Karakoç ile tanışıyor. “Lisede okuyan arkadaşlarım tatil döneminde Diriliş dergisini getirdiler. Dergi sayesinde üstadla tanıştım ve arkadaşlarımdan üstadın bütün kitaplarını getirmelerini istedim.” Ummanlara akma zamanı gelmiştir. Kitapları okuduktan sonra Sezai Karakoç ile birebir görüşmek ve sohbetlerinde bulunmak için İstanbul'a gidiyor ve artık üstadın da müdavimi oluyor. Ziyaretleri 80'lerden sonra iyice sıklaşıyor. Bu arada Ankara Mavera dergisiyle de tanışmıştır. O yıllarda babası briket imalâtı yapar ama onun parada pulda gözü yoktur. Fırsat buldukça Ankara ve İstanbul'un yolunu tutar. Okuduğu isimlerin hepsinin sohbetlerine katılır.



