Bismillahirrahmanirrahim
Türkiye'deki darbe girişimi halkın ve sorumlu mercilerin darbe karşıtı duruşu sayesinde başarısızlığa uğramıştır. Amerika Birleşik Devletleri ve Batılı devletlerin darbe girişimi ile alakalı sağlıklı bir duruş ve beyanat ortaya koymaması bu süreçte iyice incelenmesi ve analiz edilmesi gereken önemli bir husustur.
Batının ikircikli tutumuna delalet eden birkaç noktaya değinmek faydalı olacaktır. Şimdi okuyucuların değerlendirmesine bazı hususları sunmak istiyoruz. Birkaç hafta önce yani 30 Mayıs 2016 tarihinde Foreign Policy dergisi gelecekte Türkiye'de yapılması muhtemel askeri darbe ile ilgili uzunca bir makale yayınlamış ve bu makalede yapılacak olan bu darbenin Türkiye Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı olacağını bilhassa vurgulanmıştır.
Başarısız darbe teşebbüsünden iki gün önce 13 Temmuz 2016 çarşamba günü Fransa, Ankara'daki büyükelçiliğini ve İstanbul'daki konsolosluğunu güvenlik mülahazası ile kapatmış ve 14 Temmuz 2016 tarihinde yapılması kararlaştırılmış törenlerini iptal etmiştir.
Darbe girişiminin ilk saatlerinde Amerika Birleşik Devletleri ve Batılı devletler tamamen sessizliği tercih etmiştir. Halbuki bu devletlerin demokratik rejimlere ve özgürlüklere karşı girişilen bu gibi darbeci askeri teşebbüsleri mahkum etmekte ellerini çabuk tutmaları, halkın tercihlerine aykırı yapılacak her türlü girişimi reddetmeleri gerekirdi.
Darbe girişiminin ilk saatlerinde Ankara'daki Amerika Büyük Elçiliği, vatandaşlarını Türkiye'de “intifada” diye nitelendirdikleri hadiselerin neticesinde ortaya çıkacak muhtemel terör eylemlerine karşı uyanık olmaya çağırmıştır. Amerika yönetimi işin başında darbe teşebbüsünü mahkum eden herhangi bir açıklama yayınlamadığı gibi tam aksine Beyaz Saray'da Barack Obama'nın Türkiye'de meydana gelmekte olan gelişmeleri çok yakından takip ettiğini açıklamakla yetinmiştir. Bu açıklama esnasında darbe karşıtı en ufak bir işarete rastlanmamıştır. Amerika'nın darbe karşıtı ve darbeyi reddeden duruşu Türkiye hükümetinin işlerin dizginini ele almaya başladığı görüldükten ve darbenin geri adım atmaya başladığını tespit ettikten sonra ortaya çıkmıştır.
Karen Y. adındaki Amerikalı kadın yazar Washington Post'ta yayınlanan analizinde kimliklerinin açıklanmasını istemeyen Amerika Savunma Bakanlığı'ndaki bazı yetkililerin “Türkiye'de meydana gelecek olayları bildiklerini ve hala bu operasyonun Amerika Birleşik Devletleri üzerindeki etkilerinin neler olabileceğini tespit etmeye çalıştıklarını” söylediklerini kaydetmiştir. Yazar Erdoğan'ın başkanlığındaki Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin daha öncesine göre oldukça dehşetli, olumsuz bir takım hallere düşeceğine dair endişeleri taşıdığını da belirtmekte ve Beyaz Saray'ın Türkiye'deki darbeci operasyona karşı güçlü bir açıklamada bulunmayarak saatlerce beklemeyi tercih ettiğini ifade etmiştir.
Batının resmi olarak son derece sessiz kalmayı tercih ettiği bir zamanda, Batı basını darbeyi destekleyici gerekçeler uydurmayı ve Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanına ve siyasetine hücum eden makaleler yayınlamayı sürdürmüştür. İngiliz BBC kanalı, yayınları esnasında darbe girişiminin haklı (!) gerekçelerine dair bir rapor yayınlamayı sürdürmektedir.
17 Temmuz Pazar günü BBC, başka bir başlık altında Türkiye cumhurbaşkanının acımasız olduğunu ifade ederek bu başarısız darbe neticesinde acımasız uygulamalar yapılabileceği üzerinde durmaktadır.
Amerikan CNN kanalı ise işi çok daha ileriye götürerek darbenin ilk saatlerinde istihbarat ve güvenlik elemanlarının ileri gelenlerinden birkaç kişi ile canlı bağlantı kurarak adeta darbecilere direktifleri andıran bir takım konuşmalar yapma imkânı vermiştir. Onlardan darbecilerin başarıya ulaşmaları için ne yapmaları gerektiğine dair adeta talimatlar vermelerini istemiştir. İletişim bağlantılarını kesmek başta olmak üzere darbe girişimini başarıya ulaştıracak birtakım tavsiye niteliğindeki hususlar ortaya konulmuştur. Bu şekildeki darbeyi yönlendirici doğrudan açıklamalara, daha önce dünyanın çeşitli yerlerindeki darbelere katılmış eski CIA subayı ve müdürü James Disney ve eski NATO birlikleri emekli general Clark katılmıştır. Amerikan Fox Ajansı Türkiye'deki darbecilerin başarısızlığı ile ilgili duygu ve düşüncelerini yansıtmak noktasında daha açık ve net ifadeler kullanmıştır. Bu ifadeleri ile genel olarak Batının özel olarak da Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye adına “son umut” olarak gördüğü darbe girişiminin ölmüş olduğunu ifadeleriyle dile getirdi. Yazar, Türkiye'ye karşı türlü kelime oyunları ile kendi kendilerini ve tiksintilerini anlamsız ve dayanaksız gerekçelerle izah etmeye çalışmıştı.
Türkiye Cumhuriyeti’nden bazı sorumluların Amerika'nın da bu darbe girişiminde payı olduğunu ifade etmelerinden sonra Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry, bunların gerçekle alakalarının olmadığını ve Amerika'nın böyle bir teşebbüste bulunmadığını söylemek zorunda kalmıştır.
Darbenin tamamıyla başarısızlığı ortaya çıktıktan sonra John Kerry, Türkiye'deki mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir telefon bağlantısı gerçekleştirmiş ve Amerika'nın Türkiye'yi desteklediğini ve bu darbe girişimini kabul etmediklerini ifade etmeye çalışmıştır. Amerika hariciyesi adına konuşan bir kişi de John Kerry'nin Amerika Birleşik Devletleri'nin başarısız darbe girişimi ile ilgili yapılacak tahkikat ve soruşturmalarda Türkiye Cumhuriyeti makamlarına yardımcı olmaya hazır olduklarını belirttiğini yine aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri'nin bu başarısız darbe girişimini desteklediğine dair açık ve dolaylı açıklamaların hepsinin yanlış olduğunu ve ikili ilişkilere zarar vereceğini de beyan etmiştir.
İkircikli tutumu ile git gel yapan İngiliz gazeteci David Hearst 16 Temmuz Cumartesi günü “Türkiye'de Telefonlar Darbeyi Nasıl Bozguna Uğrattı?” başlıklı makalesinde ise Amerika ve Avrupa’nın darbe girişimi karşısındaki tutumu ile ilgili birtakım şüphe ve tereddütlerinin bulunduğunu ortaya koymaya çalışmıştır.
Demokrasinin ve parlamentonun anası İngiltere susmayı tercih etmiş bu konuda herhangi bir şey söylememiştir. Şu ana kadar darbe girişimini red eden herhangi bir açıklama yapmamış olan Fransız hükümeti demokrasi dersleri vermeye başlamıştır. Hâlbuki aynı Fransa bir ay önce gerçekleşmiş silahlı bir hücum sonrasında bütün yasaları askıya alan olağanüstü yasalar ile ülkeyi yönetmeyi sürdürmektedir. İşte aktivist Enes et-Tekritî’nin Twitter hesabında yazdığı ve işaret ettiği husus da budur.
Bunlar aslında buzdağının sadece görünen kısmını teşkil etmektedir. Darbenin başarısızlığından ötürü Batı, yüzünü dizini vuracak, ağıtlar yakacak ve bundan dolayı matemler düzenleyecek bir konumdadır.
Batının sergilediği bu tutum, Suriye'deki kan dökücü Esed'i, Mısır'daki katil darbeciyi, Irak'taki belli bir mezhebe dayalı zalim yönetimi destekleyen tavrının vazgeçilmez ve onu bütünleyici bir tutumdur.
Türkiye'de darbecilerin başarısızlığı yalnızca bölge tabularına indirilmiş bir tokat değildir aynı zamanda bütün yerküredeki onların destekleyicilerine de indirilmiş bir tokattır.
Değerleri doğrultusunda kazandığı zafer dolayısıyla Türkiye'ye ne mutlu!
Ebediyen bu gibi darbeleri ve teşebbüslerini gömecek istidada sahip olduğunu ortaya koyan Türkiye halkının bu uygar tutum ve başarısını tebrik ederiz.
(Avrupa’da Yaşayan Arap Asıllı bir Müslümanın whatsapp hesabında yaptığı bir Paylaşımdan)
Çeviri: M. Beşir Eryarsoy