AYDIN - ALİ ŞERİATİ
Medeniyet Yöneticisi · 02.08.2017 · 9 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026“Aydın” İranlı sosyolog Ali Şeriati’nin Avrupa ve İslam toplumundaki aydın sınıfını karşılaştırmalı olarak ele aldığı, hacim olarak küçük olsa da çok önemli tespitleri bünyesinde barındıran kitabıdır. Şeriati bu kitabında 19. yüzyılda Avrupa’da aydın sınıfını ortaya çıkaran sosyal dinamikleri ele almakla kalmamış, aynı zamanda İslam ve doğu toplumlarındaki “aydın” sınıfı ile karşılaştırmalarda bulunmuştur.
Şeriati’ye göre kendisini, kendi aydınını tanımayan birinin, toplumu tanıma imkânı yoktur. Aydın ister İran, ister Afrika toplumundan veya Amerika toplumundan olsun nasıl bir özelliğe sahip olduğunu, tarih ve toplumun hangi şartlarında meydana geldiğini ve bu özelliklerin köklerinin nerede olduğunu iyi bilmesi gerekir.
Kitapta, aydın kavramı, aydının toplumdaki sorumluluğu, Avrupa, Asya ve diğer ülkelerde nasıl meydana geldiği ele alınmıştır.
Şeriati’ye göre Avrupa’da aydın birtakım sosyal dinamiklerin temelinde ortaya çıktığı için esası/aslı oluştururken, Avrupa dışındaki (Afrika, Asya ve Latin Amerika gibi) ülkelerde aydınlar ise Avrupa'daki aydınların kötü bir kopyasıdır. Şeriati “Biz Asya, Afrika ve Latin Amerika aydınları, Batı aydınlarının bir fotokopisi gibiyiz. Ne bir azı ve ne bir fazlası. Orijinalin bir kopyası olduğumuzdan kendimizi tanımamız, kendi zaaf noktalarımızı, kuvvetli yanlarımızı keşfetmemiz, "orjinal kaynağı" tanıyıp, yorumlamadan mümkün olmayacaktır.” diyerek Avrupa aydınını tanımadan, Asyalı, Afrikalı ve İranlı aydını tanımak için yapılan yorumların eksik ve yanlış olacağını ifade eder.
Bundan dolayı Şeriati, kitabının başında aydın kavramının ifade ettiği anlamı ele aldıktan sonra Avrupa aydınlarının, hangi şartlarda gelişimini tamamladığını, bu sınıfın psikolojik, fikri, itikadi ve sanat zevkini hangi, tarihi ve sosyal atmosfer ve şartlarda kazandığını ele alır.
“17. Asırda Aydın Sınıfının Özellikleri” başlığını taşıyan bölümde Şeriati, aydın sınıfının orta çağda din adamlarınave skolastikdüşünceye karşı ortaya çıktığını söyler. Avrupa'da aydınların dinden kaçmalarını “mantıki bir kaçış” olarak değerlendiren yazar; kitabın ilerleyen bölümlerinde bu mantıki tepkiyi aynı zamanda “ifratî bir tepki” olarak da görür. Avrupa aydını dine karşı olmuştur, ancak küfrü bina etmemiş, farklı bir din anlayışı ortaya koymuştur. Bu dönemde aydın ile Protestanlık mezhebi arasında yakın bir ilişki vardır. Skolastik düşüncenin merkezinde, bilimsel ilerlemedeki engellerin en önünde Hıristiyanlığın Katolik din anlayışı vardır. Aydın sınıfı Katolik din anlayışına tepki göstererek daha özgürlükçü, bilimsel ilerlemenin önünü açan Protestanlık anlayışını ortaya koymuştur.
Aydın’ın bir başka özelliği nasyonalist ve milliyetçi olmasıdır. Aydın kendi anadilini Latince'nin yerine koymuş, Papa'nın sultasının yerine demokrasi veya kendi halkının hükümetini hakim kılmayı gaye edinmiştir. Aydın aynı zamanda soylulara da karşıdır. Aydın; demok¬rasiyi, soyluların aristokrasisinin yerine tercih etmekte ve soylulara, feodallere karşı muhalefet etmektedir. “Papa'nın tanıttığı tanrı soyluların en büyük savunucusuydu. Onlara izzet kazandırıyor, diğerlerine ise zillet. Soyluların hükümeti olan Papa'nın rejimini zayıflatmak gayesiyle demokrasi kuruyorlardı.”



