AKİF'İ ANLAMAK
Medeniyet Yöneticisi · 28.12.2016 · 3 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
-Hâriçten gazel-
Cenap Şehabettin, “Tiryaki Sözler” de şöyle der: “Mukaddime makamında söylenmemiş söz yok, deniliyor. Bu söz doğru da olsa bundan sonra bütün insanlar sükût edecek değil!” Akif’i anlatmak elbette kolay değildir ama herkesin konuştuğu bir zamanda dilimiz döndüğünce bir değerlendirme yapmak, hakkımız olsa gerek. Akif’in sanatçılığını, devlet adamlığını, ilim adamlığını anlatmaktan ziyade “Akif’e bakıştaki üslup” üzerinde durmak istiyoruz.
Özellikle günümüzde birisine -her kızdığımıza- ölçüsüzce sözler söylemek, belden aşağı vurmak veya onu değerlendirirken at gözlüğüyle bakmak ne kadar doğru? Herkes bizim gibi düşünmek zorunda mı? Düşünmeyen ise illa düşmanımız mı? Onlara her şeyi söylemek mübah mı? Özellikle bir Müslüman olarak Rabb’imizin; Hz. Musa’ya, Firavun’a tebliğe giderken “Ona yumuşak ve tatlı bir sözle hitap edin, belki öğüt alır yahut ürperir.” (Taha, 44) ikazını ölçü almayacak mıyız? Birbirimizi eleştirirken Firavun’a gösterilmesi gereken saygıyı gösteriyor muyuz acaba?
İdam mahkûmunun bile söz hakkı vardır. Akif ki ebedi istirahatgâhında cevap veremezken onu hoyratça eleştirmek ne kadar insafa sığar? Onu anlamadığımızı bile anlamadan vurmak adil olmasa gerek. Aynı şeyi Mevlana için de yapanlar var. Mevlana için söylenenleri duyunca söyleyen kişiye acıyorum. Akif de elbette herkes gibi günahıyla sevabıyla bir insandır. Hata yapmış olsa da bizim ona hakaret hakkımız yok. Ki söylenenlerin birçoğu yorum. Bir insan olarak Akif’in hayatıyla ilgili birçok eser, anı, bilgi var. Kişiliği, insanlığı, yardımseverliği, azmi, çalışkanlığı başarısı birçok yönü yıllardır anlatılıyor, okunuyor.
Şair olarak Akif’e baktığımızda ise sanatını İslâm’a, milletine adamış en gür sesli şairdir. Gerek milleti için gerek inancı için yazdığı şiirler ortadadır. Burada örnek vermeye lüzum görmüyorum. Safahat’ı tekrar okumaya ve anlamaya ihtiyacımız var. Bir insan tümden iyi veya tümden kötü mü? Biraz kutsallaştırıyor muyuz, yok mu ediyoruz? Kıstasımız nedir? Ortaya koyduğu koskoca bir eser mi, ömrünü harcadığı mücadelesi mi, yoksa -bazılarına göre- söylediği birkaç sözü mü?
Hariçten gazel okumak kolaydır! Her kim olursa olsun insanları değerlendirirken “bu cennet vatan” da can, mal, namus, iman… tehlikesi olmadan, sıcacık peteğe sırtımızı dayayarak nutuk çekmek kolaydır. Ama sıkıntıdan İstanbul’u terk etmiş Akif’in, ıssız bir köyde inzivaya çekilmiş, Bursa işgal edilmiş, Yunan komutanı Orhan Gazi’nin mezarını tekmeliyor, 600 yıllık payitaht can çekişirken, Akif büyük bir yeis içerisindeyken keyfe keder feryat eden bülbüle, “Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil matem!” demeye hakkı olsa gerek.
Edebî bir metin tahlil edilirken onu etkileyen birçok faktör göz önüne alınır. Metnin zihniyeti belirlenirken sadece sanatçının fikrine bakılmaz. O zamanın sanat anlayışından tutun da çevrenin rolü, sosyal hayat, siyasi yapı; sanatçının çevresi, psikolojisi gibi birçok etken vardır. Basit bir şiiri tahlil ederken bile bütün bu unsurlar göz önüne alınırken koca Akif’i bir iki mısra ile yargılamak ve idama mahkûm etmek ne kadar doğru acaba? Bu mısralar olmasaydı ne olacaktı? Safahat’ı nereye koyacağız? Safahat’ta eleştiri konusu olan mısralar Safahat’ın yüzde kaçını teşkil ediyor? Eleştiri konusu olan mısralar farz edelim ki söylendiği mana ve kastı barındırıyor. Bunun zıddını anlatan onlarca mısra var onlar niçin görmezden geliniyor?
Misal: İstiklal Marşı’nda “ırk” diyormuş. Onlarca milleti barındıran Osmanlı paramparça olmuş, Osmanlıdaki Müslim veya gayrimüslim toplulukların hepsi öyle veya böyle devlet kurma sevdasına düşmüş, Osmanlıya ihanet etmiş; din kardeşliği bile göz ardı edilmiş… Yedi düvele karşı İslâm’ın tek savunucusu bir avuç Anadolu insanı kalmış, o da varlık yokluk savaşı veriyor. Böyle bir ortamda “Irkıma izmihlal yok.” demenin neresi ırkçılık olabilir Allah aşkına?
Bu millet için kendini feda etmiş, ülkeyi terk etmiş, bunca mücadele vermiş; onu müspet yönde tanıtmış, anlatmış onca insan varken bunları görmezden gelerek sadece kendi anladığımız kadarıyla Akif’i yargılamak ne kadar doğru? Neticede, bütünselcililik (!) (Maalesef böyle bir kelime var TDK’de.) yaparak iki satır veya iki mısra bir araya getirmeden bir edebî şahsiyeti silme insafa sığmaz. Akif’i anlamak için Safahat’ı tekrar okumaya ihtiyacımız var.
Hakan Metin



