Yeni Türkiye’de Cemaatlerin Yeri (2)
Kâzım Sağlam · 07.12.2013 · 3 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Sıkı ilişki olmadan, ciddi bir sosyal dayanışma sağlanmadan çok uluslu şirketlerle, uluslararası güçlerle mücadelede direnebilmek zorlaşır. Cemaatin rahmet tarafını yok sayan ve fakat cemaat gibi davranan cemaatler de direnemez.
Cemaat, birbirine sıkı bağları olan, modernitenin henüz bozmadığı aile mevkiindedir. Cemaatlerin kendine ait kuralları vardır, kendilerine ait manevi terbiye biçimleri vardır, tüm ümmeti kucaklamayı esas alan vus’atte bakış açıları vardır. Böyle olduğu içindir ki; modern ifsada karşı koruyucu vasfını taşır.
Cemaat, eğitim ve irfan terbiyesiyle mensuplarını kendi içinde derinleştirir, dışa karşı da İslâm’ın genişliği oranında geniş ufuklu ve uzak görüşlü kılar. Cemaate mensup olmak, cemaat milliyetçiliğini kırmakla mümkündür. Cemaate mensup olunacak ve fakat diğer ehl-i imana karşı da merhametli olunacak. Hatta kendi cemaatinden biriyle başka bir mümin arasında nizaa olursa, adaleti zedelemeden mümkün mertebe diğer mümini kayıracak. Kendine mensuptur diye ahlak dışı davranışları hoş görmeyecek ölçü olarak İslâmî ahlak ve edebi esas alacak.
Ticaretinde, kız alıp-vermede, bir mevkiye atama yapıldığında liyakat ve ahlak temel ölçü alınacak bu hususta kayırmacılık yapılmayacak. Cemaat, Müslümanlar arasında ayrı ve aykırı bir topluluk oluşturmayacak. Sayı çokluğu, okumuşluk oranın fazlalığı, maddi imkânların elverişliliği iftihar vesilesi yapılmayacak.
Cemaat fert gibi davranamadığı gibi devlet gibi de davranamaz, cemaatin akıl yürütme biçimi ile devletin akıl yürütme biçimi aynılaştı mı artık o topluluk cemaat vasfını kaybediyor demektir. Cemaatler dışarıda duracak ve fakat olan biteni yakın takip edecek ümmet adına insanlık adına ikazlarını sürdürecek.
İktidar erkine ortak olmaya niyetli cemaatlerin ikaz hakları olmamalıdır. Ya iktidarı ele geçirmek üzere bir yapılanma olur, o zaman adı örgüt mü olur, parti mi olur meçhul. İktidarı elde etmeye çalışmak veya iktidarı avucu içine almak ile farklı sistem değişikliğini istemek aynı şeyler değildir. Konumuz mevcut sistem içi çalışma yapan yapılanmalar için geçerlidir.
Her şeyi erke ve güce dayandıran yapılanmalar, cemaat görüntüsünü veriyor olsalar bile hakiki manada cemaat değildirler. Cemaat, yapılanması sağlam olan, toplumsal alanda hizmet eden ve fakat bunu başkasına bir faiklik unsuru olarak kullanmayan topluluktur. Merkezine gücü değil, takva ve verayı ne kadar koyabilirse o denli cemaat oluyor demektir.
Erke yaslanmadan erki de hesaba çeken ve yanlışları haykırabilenler ancak ikaz etme yetkisini elde ederler. Erkten yararlanarak erke tenkitte bulunanların etkisi olamaz. Cemaat toplum nezdinde, bu insanlar gerçekten insanlık için, Müslümanların umumi menfaatleri için çalışıyor intibaını verebilirlerse o zaman toplum onları bağrına basar. İlk önce öyle görünüp güçlenince ana ekseni kayan cemaatler toplumda bir cephe cemaati ve klik olmaya mahkum olurlar.
Bütün yolların siyasete, siyasi partilere çıktığı bir dünyada, cemaatlerin uzak durmaları biraz problemlidir. Siyasiler, hem cemaatlerden yararlanacaklar hem de onları erke ortak etmek istemeyecekler. Eğer cemaat, siyasilerin gözünde ve hakikatte erkten bir beklenti içine girmezse, erk onların görüş ve düşüncelerine kulak verecek önerilerini kaale alacaktır.



