SURİYELİ MUHACİRLER VE MÜLTECİ POLİTİKALARI
Kâzım Sağlam · 27.07.2019 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Göçlerin sık ve çok olduğu coğrafya bazen çok esnek olur, yeni gelene kucak açar onun iyi taraflarını alır kendine mal eder, yeni gelenlerin yanlışlarını da düzeltme yoluna gider. Bu hal oturmuş topluluklar için mümkündür. Gelen göçmen sayısı mevcut toplumsal yapıyı altüst edecek derecede fazla ise toplumun oturmuşluğu da zedelenir.
Gelen göçmen sayısı fazla ise, kendini değiştirmeyi fazla önemsemez ve değişmek istemez. Gelen göçmen kitlesi geldiği yerin işleyişini ve kültürel kodlarını beğenmiyorsa içine kapanır kendine lazım olduğu kadar yerel ile irtibata geçer.
Kimi toplumlar da dışarıdan geleni yük sayar, geleni ekmeğine aşına ortak olarak görür ve gelene kendini kapatır. Bu durum daha çok milliyetçi ve kapalı toplumlarda kendini gösterir. Bu sefer gelenler varlıklarını sürdürebilmek için geldikleri yerin dilini öğrenmeye mecbur olur ve kültürel kodlarına uyum sağlamaya uğraşırlar.
İslam coğrafyasından Avrupa ve Amerika’ya göçenlerin çoğu gittiği yerin dilini öğrenir, kültürleriyle uyum sağlamaya çalışır. Bunu yapamayanlar kendilerine ait bir getto oluşturur ve hayatiyetini sürdürmek için yerelle irtibatlarını sınırlı tutar.
Türkiye’ye sığınan göçmenler, sığınmacılar, muhacirler, acaba hangi sınıfa giriyorlar, kendilerini nasıl tarif ediyorlar, Türkiye ile ne kadar uyumlu olmak için çaba gösteriyorlar. Bu konuda bir araştırma yapılmış mıdır? Devletin böyle bir siyaseti var mıdır? Ben bu denli bir araştırmaya veya siyasete vakıf değilim. Türkiye bu tür çalışmalara pek pirim vermiyor, daha çok karşı karşıya kaldığı acil sorunu nasıl çözerim diye bakıyor.
Son zamanlarda gelen göçmenler hakkında çalışmalar yapılmış. Yapılan çalışmalar; tayin ve tesbitten ibaret gözüküyor. Dile getirmeye çalıştığım husus geleceğe yatırım yapabilen bir devlet siyasetidir.
Türkiye, gelenleri ne denli ihata edebilecek bir zihin yapısına ve sosyal yapılanmaya sahip. Suriyelilerin genel itibarıyla bugüne kadar az problemle Türkiye’de yaşamlarını sürdürmeleri hem Türkiye’nin hem de Suriyelilerin olgunluğuna işaret eder demek acaba abartı mı?
Mevcut durumu; ensar-muhacir bağlamında ele almak mı yahut sığınmacı muamelesi yapılıyor diye anlamak mı daha gerçekçi.
Muhacirler; ensara problem çıkarmaz, ensar da muhacire sitem etmez, yaptığı iyiliği başa kakmaz. Ev sahibi misafire nereyi gösterirse misafir orada oturur, orada yatar kalkar.
İstanbul’da Yaşayan Suriyelilerle İlgili Alınan Kararın Değerlendirilmesi
Suriyeliler hakkında hükümetin yaptığı açıklama ve ardından İstanbul valiliğinin açıklaması hakkında yapılan yorumlar; çok tarafgir ve gerçeklikten uzaktır. Bazı basın-yayın organları, sosyal medya, bazı insan hakları savunucuları, hükümeti yıpratmaya matuf hareket ediyorlar.
Lakin ateş olmayan yerden de duman çıkmaz denilir? Acaba hangisi doğru.
Ak Parti'nin oy kaybını Suriyeli göçmenlere bağlamak ve tedbir olarak göçmenleri şehir dışına veya yurt dışına sürmekte buluyorsa ve onlardan kurtulmak istiyorsa, eğer böyle bir irade varsa ve bu konuda bir uygulama yapılacaksa bu hiç doğru bir davranış değildir. Böyle bir durumu asla kabul edemeyiz, oy kaybı uğruna zulümler işlemek insani değildir. Ak Parti kendi yanlışlarını başka sebeplere bağlamasın. Oy kaybının sebeplerini sadece Suriyelilere bağlamak ve onları sınır dışı ederek kendini temize çıkarmaya çalışmak insanlığa sığmaz ve kabul edilemez.



