MÜSLÜMANIN TATİL ANLAYIŞI
İdris Gökalp · 29.06.2018 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Yaz tatiline girdiğimiz şu günlerde herkesin kafasında farklı bir tatil geçirme hevesi ve planları vardır. Kimileri turistik bölge ve sahillerde gezinti ve vakit öldürmeyi düşünürken, kimileri de serin ve yaylalık yerleri seçerek kafa dinlemeyi planlamaktadır.
Kimi insanlar da “İslam`da tatil diye bir şey yoktur” deyip bütün bunları kökten reddetmektedir. Peki, İslam`da tatil diye bir şey var mıdır? Varsa Müslümanın nasıl bir tatil planı olmalı ve bunu nasıl uygulamalıdır? Bütün bu soruların cevabı aşağıdaki ayeti kerimelerde özetlenmiş halde bizlere takdim edilmektedir.
Elbette her zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten her zorluğun yanında bir kolaylık daha vardır. Öyleyse boş kalınca hemen kalk, (başka bir) işe koyul. Ve yalnız Rabbine giden yola yönel.” (İnşirah, 5-8)
Evet, iman adamı her zaman bir iştedir. Zira onun gerçek anlamda istirahat edeceği yer cennettir. Bu dünya onun için bir sınav yeridir, sınavda ise boş durmak ve gaflet içerisinde olmak uygun düşmez.
Tatile giden birçok insan tatile yüklediği anlamdan ötürü rehavete kapılıp günlerini gaflet içerisinde geçiriyor olabilir. Bu yüzden bizlere düşen görev mümin kardeşlerimize ilahi görev ve sorumluluklarını hatırlatmaktır ve dini yaşantımıza olan hassasiyetimizle örnek teşkil edebilmektir.
Toplumun büyük bir kesiminin, cahili çevre kültürünün tesirinde kalarak, hayatın bir vazgeçilmezi, olmazsa olmazı saydığı; senede en az bir kere ve bilhassa yaz aylarında tadılması gereken bir haz olarak algıladığı… Kısaca hayatın asli bir rüknü kabul ettiği tatil anlayışı, bizim medeniyetimize tamamen yabancı ve aykırı bir kavram ve olgudur. Bunu görmek için, önce kelime olarak ne anlam ifade ettiğine bakalım.
Tatil kelimesi kök olarak “atalet“ten gelir ve boşluk, hareketsizlik anlamını ifade eder. “Atıl”, “muattal” kelimeleri de ondan türemiş olup, hareketsiz, durgun manasınadır. Başka bir ifadeyle: tembel, başıboş, işsiz, çalışmayan anlamlarını taşıyan atıl sıfatı ile bu sıfatın masdarı sayabileceğimiz atalet ismi, tatil ile aynı köke bağlıdır.
Daha ayrıntılı bir anlatımla tatil; boşlamak, işletmemek, ihmal etmek, faaliyete bir süre ara vermek, paydos etmek, çalışmayı bırakmak… gibi anlamlara da gelmektedir. Halk dilinde daha çok, hiçbir şey yapmadan durma, dinlenme, kafayı dinlendirme gibi anlamlarda da kullanılır.
Ne var ki, boşluk demek olan tatilin içi, çoğu kimselerce eğlence, gezip tozma, denize girme, yatlarla denize açılma, kampa çekilme, yatıp uyuma… gibi şeylerle doldurulur.
Modern zihniyet ve çağdaş dünya düzeni daha açık bir ifadeyle; üretimi ve tüketimi çoğaltmak histerisine kapılmış ve bu alanda da reklam sihirbazını kullanan modern zihinli kişiler “maksimum tatil”, “sınırsız eğlence…” gibi söylemlerle, insanları ve ne acı ki biraz da Müslümanları avlayarak, kendilerine ait yaşam biçimini onlara da aşılamaya çalışıyorlar.
Bilmem ne tatil köyü, deniz manzaralı lüks oteller, kaplıcalar, kamplar, plajlar, yüzme havuzları… Adları altındaki cezb edici mekânlara çekerek, lüks ve aşırı tüketime, israfa ve hepsinden de kötüsü bâtıla dalmaya, âdeta dinden arındırılmış bir hayata özendiriyor ve hatta zorla çekiyorlar.



