''İDAM'' MI DEDİNİZ? O DA NE?
M. Beşir Eryarsoy · 01.05.2014 · 7 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Firavunlar diyarı Mısır, idamın ilk uygulandığı ve ilk icat edildiği coğrafya mı?
Yoksa aynı Mısır diyarı “idam” denilen cezayı ebedî ve pek yüce bir mükâfata dönüştüren yiğitler diyarı mı?
Kur’ân’dan okuyalım:
"Derken büyücüler secdeye kapandılar. Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik, dediler.
(Firavun): Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Andolsun ki sizin el ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hurma ağaçlarına asacağım. Hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu da mutlaka bileceksiniz, dedi.
Dediler ki: B ize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni üstün tutmayız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen ancak bu dünya hayatında hükmedersin. Gerçekten biz, günahlarımızı ve bizi işlemeye zorladığın büyüyü bağışlayarak bizi affetsin diye Rabbimize iman ettik. Allah hem (mükâfatı) daha hayırlıdır olandır, hem de (azabı) daha kalıcıdır.” (Taha, 70-73) “Musa asasını bırakır bırakmaz onların hile ile yaptıklarını yutuverdi.
Sihirbazlar hemen secdeye kapanıverdiler.
Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik, dediler.
(Firavun) dedi ki: Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Demek ki o, size sihri öğreten büyüğünüzmüş. Yakında bileceksiniz. Mutlaka el ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi toptan asacağım. Olsun, zararı yok zaten biz Rabbimize dönücüleriz, dediler.
Biz, gerçekten ilk iman edenler olduğumuz için Rabbimizin günahlarımızı bağışlayacağını ümit ederiz.” (Şuarâ, 45-51)
Bu âyetlerde dikkatimizi çeken vurguların bir kısmı:
1. Hakikatı apaydınlık görünce iman eden ve iman etmenin bedelini ödemeye hazır, kararından vaz geçmeyen ve duruşundan taviz vermeyen bir topluluk
2. Biraz önce Firavun ile dünyalık uğrunda pazarlık yapan aynı kişilerin tam yüz seksen derecelik bir dönüş yaparak karşısında tehditlerine kulak asmayacak ka-dar pervasızlaşan eski emir kulları olan “sihirbazlar”.
3. Firavunî tehditlere meydan okuyacak kadar güç kazanan yeni müminler
4. Bunun sırrını anlayamayan ve elindeki kaba gücün ittiği beyinsizce uygulamalarla Musa’nın (a.s) davasının sonunu getireceğini zanneden çaresiz Firavun ve onun şahsında küçülen ve maskaraya dönen pelteden canavar düzeni…
Sonra ne oldu?... Malum… Musa (a.s.) başlattığı İsrailoğullarını Firavun zulmünden kurtarıp özgürleştirme mücadelesinde tam anlamıyla hedefine ulaşıyor, Firavun ve orduları denizde boğuluyor…
Asırlarca sonra Mekke’deyiz… Muhammed (s.a) ve ona iman edenler… Türlü zulüm-lere maruz kaldıkları için çok sevdikleri yurtlarından hicret etmeye mecbur kalıyor-lar…
Allah Rasûlü Medine’de iken düşmanın durumunu gözetlemek üzere (H.4. yılda Zâtu’r-Recî’ Gazvesinde) on kişilik bir kafile göndermiş, başlarına Âsım b. Sâbit’i de komutan olarak tayin etmişti. Lahyanoğulları denilen bir kabileye mensup hepsi de iyi ok atan iki yüz kadar kişi onları yakalamak maksadıyla izlerini takip etmeye ko-yuldu. Âsım komutasındaki gözcüler yüksekçe bir tepeye sığındılar. Müşrikler etraf-larını kuşatıp onlara zarar vermeyeceklerine dair antlar ettiler, sözler verdiler. Ko-mutanları Âsım: Allah’a yemin ederim bugün ben bir kâfirin verdiği himayeye güve-nerek antlaşmaya yanaşmam, Allah’ım durumumuzu Nebi’ne haber ver, dedi.



