Hasan El Benna ve Müslüman Kardeşler
M. Beşir Eryarsoy · 07.12.2013 · 4 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Zorlu, sıkıntılı ve buhranlı zamanlarda toplumların önüne toplumsal hayatın pek çok cephesinde yaşanan krizlerden, sıkıntılardan kurtulmanın çarelerini arayan, yollarını gösteren, toplumlarına, ümmetlerine önderlik ederek önlerini açan büyük şahsiyetlerin de ortaya çıkış zamanları olduğu tarihte açıkça görülen gerçeklerdendir.
Şehit, imam Hasan el-Benna 43 yıllık bir ömre yalnızca bir cemaat kurmayı, her birisi başlı başına bir program ve ciltlerle ancak hakkıyla açıklanabilecek çapta özlü risaleler yazmayı sıkıştırmakla kalmamıştır. Hatta diyebiliriz ki, Risalelerinden başka bir eser bırakmamış olsaydı, bunlar dahi onun ileri çapta bir ilim, fikir ve hareket adamı olarak tarihe geçmesi için yeterli idi. Ama o, bu kadarıyla yetinmedi. Yazdığı her bir cümlenin gereğini en mükemmel anlamda yerine getirdi. Her bir kelimeyi başlı başına hareket eden adeta büyük birer şahsiyete dönüştürdü, teriyle, kanıyla bu kelimelere hayat verdi. Bütün ümmetin önünü açan hatta makûs talihini değiştirmenin yollarını gösteren ve fiili olarak da bunu kurduğu müstesna hareketiyle ortaya koyan örnekliğini yaptı.
Bu hüviyetiyle o, aynı zamanda bir hareket adamıdır.
Yani o işaret ettiğimiz bu temel özellikleriyle gerçek manada bir peygamber varisi idi.
Yüce rasule ihsan edilmiş ve kendisinden önceki peygamberlere verilmemiş temel özelliklerden birisi olan Cevamiu’l-Kelim yani kısacık ve az sözlerle geniş ve özlü anlamları ifade edebilmek kabiliyet ve lutfunun Hasan el-Benna’nın, merhum şehidimizin sözlerinde ve risalelerinde pek büyük çapta bir makes bulduğunu söylemek bizim için gerçekten bir mübalağa değildir. -Kimseye hak etmediği bir övgüyü yapmaktan Allah’a sığınırız.-
Kısaca Cevamiu’l-Kelim diye ifade edilen bu nebevi özelliğin Hasan el-Benna’nın söyleyip ettiklerinde ma‘kes bulması onun gerçek manada bir peygamber varisi olduğunun da göstergesidir.
O peygamberler ki geriye para pul miras bırakmazlar, onlar doğru, dünya ve ahiret saadetini sağlayan ilmi, salih ameli, ahlakı miras bırakmışlardır. İşte Hasan el-Benna, merhum ve muazzez o büyük şehit, gerçekten de peygamberî mirasa sahip birisi olarak devraldığı bu mirasın sorumluluğunun farkında olmuş birisidir. Bu bilinçle yaşamış ve bu bilinçle asırlara sığmayacak çaptaki büyük eylemleri ve başarıları -ihlâs ve samimiyetinin de katkısıyla- Cenab-ı Allah ona ve onun hareketine lutfetmiştir.
Merhum Hasan el-Benna’nın bir hareket adamı olarak ortaya çıktığı dönemlerde ve Müslüman Kardeşler hareketinden önceki hazırlık faaliyetleri diyebileceğimiz türlü cemiyet çalışmaları ile Müslüman Kardeşler hareketini kurduktan sonra ve bu hareketin gerçek anlamda mürşitliğini yaptığı, şahadetine kadar devam eden dönemde yani kısacası 20. asrın başlarında İslam dünyasının durumu ne idi?
Hasan el-Benna henüz çocuk yaşta iken bütün emperyalistlerin İslam'ın son kalesinin başkenti olan, fethedilmesi için Peygamber aleyhissalatu vesselamın müjdesi bulunan İstanbul’un o zamanın İslam'ın hilafet merkezini ele geçirmek için bütün emperyalist güçlerin, Mehmet Akif’in tasviriyle;



