HAC VE KURBAN
M. Beşir Eryarsoy · 07.09.2016 · 6 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026Hac ve kurban... Ayrılmaz iki terim... Aynı zamanda Müslüman kişinin ve İslâm ümmetinin kişilik yapılarının vazgeçilmez iki temel taşı.
Hac kelime olarak, kast etmek, ziyaret etmek anlamında; kurban yaklaşmak, yakınlaşmak, birbirinden uzak olmayan (kısa) adımlarla yürümek anlamında.
Birer ibadet terimi olarak ne anlama geldikleri ise Müslüman'ım diyen herkes tarafından bilinir.
Hac, belli bir zamanda, şartları belli mükellef tarafından, belli yerlerin belli usuller dâhilinde ziyaret edilmesi, bu ibadetin belli amellerinin (nüsük) usulüne uygun olarak yerine getirilmesi,
Kurban ise, belli zamanda beli şartları taşıyan, nitelikleri belli bir hayvanın mükellef tarafından Allah'a ibadet niyetiyle kesilmesi, kanının akıtılması demektir.
Bu tanımları bir daha hatırlatmamızın amaçları arasında şu iki husus öncelikle dikkate değer görülmelidir:
1. İbadet keyfî değildir. Onun olmazsa olmaz belli şart ve nitelikleri vardır. Bu şart ve nitelikleri de ancak ibadeti emreden ve yalnız kendisi için yapılmasını isteyen (ihlâs) yüce Allah -ya da onun verdiği yetki ile Rasûlü (s.a.v.j- tesbit edebilir.
2. İbadetin yalnızca Allah için yapılması, kul açısından elde edilmesi istenen sağlıklı netice için vazgeçilmez bir şarttır.
O halde ibadet -ve dolayısıyla üzerinde sınırlı bir şekilde durmaya gayret edeceğimiz hac ve kurbar hem Müslüman ferdin, hem Müslüman ümmetin hedef ve gayeleri bakımından hayata (dünya ve âhireti kuşatan boyutlarıyla) bakışının- temel esprisini teşkil eden “ihlâs” denilen vasıf ile anlam ve değere kavuşur, maksadına ulaşma liyakatini kazanır.
“Hâlbuki onlar ancak dininde ihlâs sahipleri ve hanifler olarak Allah’a ibadet etmelerinden, namazı dosdoğru kılmalarından, zekât vermelerinden başkası ile emrolunmadılar. Dosdoğru din işte budur.” (Beyyine, 5)
O halde dinde bize emredilen iki temel husus bulunmaktadır:
1. Dinde ihlâs sahibi olmak, yani Allah için yapılması gereken bir ibadetin yalnızca O'nun için yapılması, 1
2. Hanif olmak
Bu iki husus ile az önce dikkate değer olduklarını belirttiğimiz iki husus aynıdır. İbadetin keyfî olmadığını, onun ancak Şeriat koyucunun emrettiği gibi yerine getirilmesi gerektiği hanifliği, yalnızca Allah için yapılması gerek ve zorunluluğu da ihlâsı ifade eder.
Hac Neyi İfade Eder?
Hac, Müslüman için hayatın ne anlama geldiğini, ne için ve hangi çerçeve ve boyutlarla algılandığını beden diliyle ve konuşma diliyle o kadar güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır ki, bunun ötesinde bir anlatım tasavvur etmeye imkân yoktur.
Hac ibadeti yerine getirilirken hac eden bireyler şahsında ümmet olarak beden diliyle şunlar anlatılır: 2
İhram, dünya hayatının ve dünyevî değerlerin üstüne yükselişin, hayatta dünyevî değerlerin çok ötesinde Allah için ve uhrevî amaç ve gayeler uğruna yaşayışı benimsemenin ifadesidir.
Telbiye getirmek (“Lebbeyk allahümme…”),bizi ve kâinatı yaratan, kâinata ister istemez riayet emek zorunda olduğu belli ve sonsuz hikmet ve inceliklerle dolu bir nizam veren, buna karşılık insana bu nizama uyma tercihini vererek onu kâinatta imtiyazlı/ayrıcalıklı konuma yükselterek mükerrem kılan Allah'a, Müslüman'ın kendi iradesi, istek ve arzusuyla, bilerek, severek bağlılığını ve teslimiyetini arz etmektir.



