''BEN MÜSLÜMAN OLMAK İSTEMİYORUM''
Medeniyet Yöneticisi · 27.05.2014 · 5 dk. okuma · Güncellendi 22.08.2026
Çocuğunuz küçükse ne söylediğinize değil, nasıl anlaşıldığınıza da dikkat etmelisiniz. Çocuklarımızda görmek istediğimiz özellikleri siparişle elde edemiyoruz. Yavaş yavaş sanki bir heykeltıraşın mermeri oyması gibi ağır ama kalıcı izlerle şekillendiriyoruz çocuklarımızı. Her çekiç darbesi kalıcı iz bırakıyor mermerde. İşte böyle bir çekiç darbesinin iziyle sarsıldım bir sabah.
Bir sabah kahvaltısı öncesinde herkesi sofraya çağırmıştım. Sevgili küçük kızımı dudaklarını ve tırnaklarını eline geçirdiği bir kuru boyayla boyadığını görünce şok oldum. Gülmemek için kendimi zor tutarken:
“-Kızım haydi git, ellerini yıka, gel” diye lavaboya gönderdim.
Daha önce de dudaklarını ve tırnaklarını boyamak istiyor, her fırsatta gizli bir köşede kendini güzelleştirmeye çalışırken yakalıyorduk. Aile içinde o türden makyajlı kişilerle çok karşılaşmasa da, dışarıda, parkta ya da araçlarda kızımın öncelikle dikkatini çekenler boyalı tırnaklar, süslü kıyafetler oluyordu. O zaman bir daha anladım ki, yaratılıştan farklı oluyordu insan.
İlk birkaç defadan sonra kızıma niçin böyle yaptığını sorunca “güzel olmak için” diye cevaplamıştı. Ben onu zaten güzel bulduğumu, kendini daha da güzelleştirmeye ihtiyacı olmadığını söylediysem de ikna edememiştim. O her fırsatta kendini güzelleştirmeye(!) devam etti. Tabii onu o hâlde gören sadece ben değildim. Annemler o gün bizdeydiler ve onlar da palyaço benzeri bir kızla karşılaşınca seslerini de yükselterek:
“-Ne yapıyorsun sen, çabuk elini yüzünü yıka!” dediler. Kızım bu tepki karşısında biraz da üzülerek tam ellerini yıkamak için gidecekken geri döndü ve hiç ummadığım bir şey söyledi.
“-Baba, ben Müslüman olmak istemiyorum!”
Tabii zaten kızgın olan annemler bu söz üzerine ne diyeceklerini bilemez hâle geldiler. Ben onu daha fazla böyle bir duruma maruz bırakmamak için:
“-Tamam kızım, sonra konuşalım” diyerek lavaboya yolladım. Ancak kızımın söylediği sözü anlamamıştım. Ben o konuyla ilgili hiçbir şey söylemediğim hâlde, o niçin böyle bir şey söylemişti ki? Haydi o böyle bir şey söyledi, ben ne yapmalıydım? Ah eskiler… Patlattı mı ağzına, yola getirirlerdi çocuğu ânında. Biz ise şımartmış, başımıza çıkarmıştık çocukları. Her istediklerini söylüyorlar, hiç istemediğimiz şeyleri yapıyorlardı. Ne babaya saygı kalmıştı, ne de anneye.
Peki, kızımın böyle bir bağlantı yapmasını gerektiren durum neydi? Ellerin, tırnakların boyanmasıyla nasıl bir ilişki kurmuştu ki? Konuyu eşimle konuştum; kızımın böyle bir şey söylemesinin sebebi nedir acaba diye? Eşim bana durumu anlatınca konu biraz daha aydınlandı.
Birkaç hafta önce kızım, annesiyle dışarı çıkarken
“-Anne sen neden tırnaklarını ve dudaklarını boyayarak dışarı çıkmıyorsun?” deyince eşim o an çok da düşünmeden:
“-Müslüman kadınlar makyaj yaparak dışarı çıkamazlar kızım!” diyerek cevaplamış. Tabii kızımın da çocuk zihninde süslenmek ile Müslümanlık yan yana gelmesi mümkün olmayan iki durum olarak yer etmiş. İşte bizim mermerdeki iz de o günden kalmış.






