KUR'AN'I NASIL ANLAYALIM? - MEVDUDİ

kurani nasil anlayalim

Hayatını İslami değer ve ölçülerle yaşamak isteyenlerin ilk başvuru kaynağı hiç şüphesiz Kur’an-ı Kerim’dir. Günlük hayatta yaşadığı sıkıntılara mensup olduğu inanç ve değer dünyası içerisinde cevap arayan Müslüman’ın, kitabını nasıl anlaması gerektiği en önemli meselesidir. Meselelerin birbirine bağlandığı en baş mesele budur.

Bu mesele çözüme kavuşturulduğu ölçüde diğer meseleler çözüme kavuşur, bu mesele kapalı kaldığı ölçüde diğer meseleler çözüme uzak kalır. Değişen ve gelişen dünyada Müslüman’ın değişmeyen sorumluluğu Kur’an’ı anlamaktır. Tarihi misyonu gereği, ne zaman ve nerede bulunursa bulunsun Müslüman’ın her şeyden önce Kur’an’ı anlaması zorunludur.

Hint yarımadasının büyük alimlerinden Ebu’l A’la Mevdûdi “Kur’an’ı Nasıl Anlayalım?” isimli hacmi küçük muhtevası büyük eserinde Kur’an’ı anlamanın ve hayata Kur’anî bakış açısıyla bakmanın yollarını bize gösteriyor. Kıymetli alimin, bu eserinde Kur’an’ın anlaşılması için gerekli temel ilkeleri, ana hatlarıyla özetleme gayreti içerisinde olduğunu görüyoruz.

İşaret Yayınları'ndan çıkan bu kıymetli eseri Arapça’dan dilimize aktaran Bekir Karlıağa Hoca olmuş. Bekir Karlıağa Hoca hem “Kur’an’ı Anlamak” başlıklı giriş bölümü ile hem de Kur’an-ı Kerim’e dair açıklayıcı ek bilgiler ile eseri zenginleştirmiş.

Her zaman ve şartta Kur’an’ı anlamak mesuliyetinde olan Müslümanlar, Bekir Karlıağa Hoca’ya göre Kur’an’ı anlamaya günümüzde daha çok muhtaçlar. Çünkü Batılı hayat standartlarının getirdiği karmaşıklık içerisinde bir Müslüman’ın kendi inancını yaşaması ihtisas gerektirecek kadar güçleşmiştir. Ayrıca Batı kültürünün emperyalist etkisi, evlerin dip köşesine kadar girmiş hatta Müslümanların düşünce dünyasını da allak bullak etmiş durumdadır.

“Kur’an’ı anlamak, bir milyarı aşan bir kitlenin neden hala her bakımdan sömürge durumunda olduğunu anlamaktır.” diyen Bekir Karlıağa Hoca “Sünnetullah” kavramının vahiy, akıl ve tabiat kanunlarını kapsadığını ifade ediyor ve devamla şunları söylüyor: “İşte sünnetullahın bu üç bölümünü dengeli olarak birleştiren fikir sistemleri her alanda başarılı olurlar. Ama bu üç bölümden birisi lehine diğerini feda eden sistemler ise mutlaka açmazlara düşerler. Bu üç temel tıpkı estetikte olduğu gibi birlikte ve dengeli olarak gereken yeri alırsa, o zaman “sünnetullah” gerçekleşmiş olur. Geçmişteki kimi toplumlar yalnızca okunan vahyi (mukaddes kitapları), kimi toplumlar yalnızca insan aklını ve kimi toplumlar da tabiat kanunlarını esas alan sistemler kurmaya çalıştılar. Yalnızca her dönemde “İslam” adını alan hak dinler, bu üçü arasında denge kurabilmişlerdir.”

Bekir Karlıağa Hoca’nın da işaret gibi Kur’an’ın hak ettiği gibi anlaşılmamasının suçu, bazen hiç doğru olmadığı halde Kur’an’a yüklenmeye çalışılmıştır. Mevdudi’nin eseri aynı zamanda Kur’an’a yönelik bu suçlamalara da bir cevap niteliğinde. Hayatını Kur’an’ı anlamaya adayan ve Tefhimu’l Kur’an isimli tefsir külliyatının da sahibi Ebu’l A’la Mevdudi; fıkıh, ekonomi, siyaset, tarih, siyer ve Kur’an ilimleriyle ilgili çok geniş yelpazede önemli eserler vermiş bir isim.

Kur'an Kitaplardan Bir Kitap Değildir

Mevdudi’ye göre Kur’an’ın anlaşılmasında dikkat edilmesi gereken en önemli husus; Kur’an’ın kitaplardan bir kitap olmadığının farkında olmaktır. Bu sebeple herhangi birimiz Kur’an’ı alışageldiğimiz diğer kitaplar gibi incelemeye kalkarsak kesinlikle onun konusunu, hedefini ve belli başlı mevzularını öğrenme imkanı bulamayız. Kur’an’ı sadece inanç kitabı olarak okuyan hata eder, sadece ahlak kitabı olarak okuyan hata eder, sadece siyaset, tarih, iktisat kitabı olarak okuyan ve beşerin yazdığı kitaplardaki üslubu Kur’an’da arayan hata eder. Bu kitapta ana konular ve belli başlı mevzular alışageldik kitaplardaki telif tarzı ve üslubu ile açıklanmış değildir. Bu sebeple insanlar tarafından telif edilen eserlerde rastlanan türden bir düzenleme bulunmadığı gibi, bilinen türden kitaplarda rastlanan açıklama ve üslup da görülmez. Kur’an’ı anlama çabasındaki kişilerin dikkat etmesi gereken en önemli husus budur. Bu husus göz ardı edilir ve diğer kitaplardaki üsul ve tertip Kur’an’dan beklenirse, Kur’an’ı okuyan kişi yanlış değerlendirmeleri sonucunda ondan uzaklaşabilir yada gereken ölçüde ondan istifade edemeyebilir.

Kafanızda Yer Edinmiş Düşünceleri ve Karşılaştırmaları Zihninizden Kovun

Kur’an’ı anlamak için yapılması gereken bir diğer husus; kafamızda yer eden bütün düşünce ve karşılaştırmaları zihnimizden kovmaktır. Sonra da açık bir gönül, dikkatli bir kulak ve Kur’an’ı anlamak için tertemiz bir amaç ile onun üzerine eğilmek gerekir. Ancak bu şekilde Kur’an’a doğruca yönelmiş ve bu kitabın eşsiz özelliklerini, göz alıcı meziyetlerini kavrama imkanına sahip olabiliriz. Sıradan herhangi bir kitap için dahi belirli bir düşünce kalıbı içerisinde ve ön yargılarla yaklaşıldığında kitabın asıl maksadını anlamamak nasıl söz konusu oluyorsa Kur’an için de durum böyledir.

Kur'an'ı Nasıl Okumalı?

Kur’an’ı özet bir şekilde öğrenmek isteyenler için bir veya iki kere yapılacak tedkikin yeterli olabileceğini söyleyen Mevdudi, Kur’an’ın derinliklerine dalarak, sırlarını kavramaya çalışmak isteyenler için daha özverili bir çalışmanın gereğine işaret ediyor. İfade yerindeyse Kur’an’a adanmak bıkıp usanmadan yeniden ve yeniden tedkîke koyulmak, her seferinde ayrı bir cepheden incelemek gerekir. Tıpkı bir öğrenci gibi kalem ve defter edinilmeli, tedkik esnasında zor gelen meseleler, önemli görülen noktalar kaydedilmelidir. İki defa hatmederek yapılan bu dikkatli okuma neticesinde Kur’an’ın genel değerlendirmeleri üzerinde toplu bir görüşe ulaşmak mümkün olacaktır. Kur’an’ı etüd ederken eğer ki kafalara bir mesele takılacak olursa acele edilmemeli, o konu bir yere not edilmelidir. Daha sonra gelecek sayfalarda bu soruların cevabıyla karşılaşıldığında ise hemen sorunun karşısına notlar düşülmelidir. İlk etüdden sonra cevap bulanamazsa ikinci bir kez sabır ve dikkat ile çalışmaya devam edilmelidir. Bu yöntemle bazı ender hususlar müstesna sorularımıza cevap bulabiliriz.

Kur’an’ın temel prensiplerini bütün yönleriyle zihnine yerleştirmiş kişi Kur’an’ı detaylı bir şekilde etüd etme safhasına geçebilir. Bu safhada Kur’an-ı Kerim’in akaid, ahlak, hukuk, ekonomi, siyasi, toplumsal konularla ilgili ilkeler not alınarak deftere kaydedilmelidir. Böylece Kur’an’ın hayata hakim olmasını istediği model genel hatlarıyla ortaya çıkacaktır.

Kur’an’ın herhangi bir meseleye dair bakış tarzını açıklamak isteyenleri ise daha uzun soluklu bir gayret bekliyor. Öncelikle kişi merak ettiği mesele ile ilgili olarak eski ve yeni ne yazılmışsa hepsini dikkatle mütaala etmeli, o meselenin temel unsurlarını belirleyerek tarih boyunca insan düşüncesinin bu mesele ilgili olarak neler bulabildiğini, nereye kadar ulaştığını, hangi cephelerinin çözümlenmesi gerektiğini ve bu meselenin nerede açmaza düştüğü gibi hususları tespit etmelidir. Bu çalışma tamamlandıktan sonra söz konusu meselenin çözüm yollarını gerektiren çeşitli unsurları göz önüne koyarak Kur’an’ı tedkik etmelidir. Dini, siyasi, ekonomik, toplumsal meselelerle ilgili ortaya koyduğu kıymetli eserleri gözümüzün önüne getirince değerli alimin bu konudaki tecrübelerini yabana atmak mümkün değil.

Kur'an'ı Anlamak İçin Onunla Amel Edin

Kur’an’ı anlamak için onunla amel etmek yoluna başvurmak bir diğer önemli husustur. Bu konuda değerli alim şunları söylüyor: “Kur’an’ı yaşamadıkça, hayatında onun buyruğuna uymadıkça, onun ahlaki, iktisadi ve medeni prensiplerini ve hayatın çeşitli alanları için vazetmiş olduğu sistemin ruhunu kavraması mümkün değildir. Bir kişi kendi özel hayatında Kur’an’ı yaşamadıkça onu kavrayamaz. Bir toplum bütün sosyal kurumlarıyla birlikte Kur’an’a karşı çıktığı sürece onu anlayamaz.”

Kur'an'ı Anlamak İçin Hz. Peygamber'in Rehberliğine Başvurun

Hz. Peygamber’in temsil ettiği hayat, Kur’an’ı anlamak ve yaşamak isteyenler için diğer en önemli başvuru kaynağıdır. Kur’an’ı kendisine rehber edinen, onu anlamak ve hayatına tatbik isteyenler için Hz. Muhammed’e (as) tabii olmaktan başka yol yoktur. Çünkü Hz. Peygamber (as), Kur’an’ın koyduğu ilkelerin yaşayan bir tercümanı olmuş, hem birey için hem toplum için Kur’an’ın öngördüğü modeli gerçekleştirmiştir.

Kur'an Tefsirlerindeki İhtilaf

Kur’an’ anlama çabalarının ilim geleneğimizde en önemli ürünleri tefsirlerdir. Burada zihinlere şöyle bir soru takılabilir: Kur’an-ı Kerim, Allah’ın gönderdiği dosdoğru yoldan ayrılıp dinde ihtilafa düşenleri ağır şekilde kınadığı halde Kur’an’ın hükümlerinin tefsirinde ve te’vilinde farklı görüşler bulunmaktadır. Öyleyse Allah’ın ayetlerinin tefsirinde anlaşmazlığa düşen bu insanlar Kur’an’da geçen kınanmayı hakketmiş olmazlar mı? Eğer buna “hayır” denirse Kur’an’ın yasakladığı ihtilaf ve ayırım hangi türden bir ihtilaf ve ayrımdır?

Bu konuda Mevdudi, İslam toplumunun ana prensipleri ve dinin temel ilkeleriyle uyuştukları sürece yaşanan ihtilaflara ve ayrımlara dinin engel olmadığını genel bir prensip olarak söylemektedir. Kur’an’ın kınadığı farklı görüşler bölünmeye, gruplaşmaya, ayrıklıklara sevk eden iç çatışmalardır. Dinin temel ilkeleriyle uyuştuğu sürece yaşanan ihtilaflar, bencilleşmeye, gruplaşmaya, “ben doğruyum diğerleri yanlış” çağrısına dönüşmedikçe gelişmenin ve ilerlemenin kaynağı, dinamizmin temeli olur.

Allah’a ve Rasulü’ne itaat esası üzerinde birleşen, Kur’an ve sünneti hüküm kaynağı kabul eden bir toplumda, ictihad eden iki imam arasında ikinci dereceden meselelerde ihtilaf çıkabilir. Böyle bir durumda görüş sahipleri ihtilaf ettikleri konuyu dinin dayandığı ana umde haline getirip karşı görüşte olanları dinin dışına iten bir davranışı benimseyemezler. Her ikisi de kendi görüşlerini gerekli belge ve kaynaklara dayanarak savunurlar. Mevdudi yaşanacak bu makbul ihtilafların toplumsal hayatta nasıl yer alacağına dair ise şunları söylüyor: “Eğer konu toplumun menfaatlerini ilgilendiriyorsa kararı umumi efkara bırakırlar. Eğer mahkemeleri ilgilendiren bir mesele varsa ülkedeki yüce karar organlarına havale edilir. Ama konu sosyal bir problem mahiyetinde ise İslam toplum sistemine müracaat edilir ve bu sistem iki görüşten birini veya her ikisini de uygun görebilir.”

Dinin makbul görmeyip kınadığı ihtilaf ise Allah ve Rasulü’nün dinin esası saymadığı meselelerden biri konusunda dinin temel meselelerinden uzak açıklamalarla gerçekleşir. Kendisinin vardığı görüşe aykırı fikir beyan eden herkesi İslam çerçevesinin dışına çıkartan bu kimseler kendini destekleyenler arasında bir grup kurarak “gerçek ve samimi Müslüman grup yalnızca bizimkidir. Bizim dışımızda kalanlar cehennemliktir.” diyerek İslam toplumunu gruplaşmaya ve bölünmeye sürükler.

Mevdudi’nin Kur’an’ı anlamaya yönelik temel ilkeleri anlattığı bu kitabıyla Kur’an’ın nazil oluşu, konusu ve hedefi, tekrarların sırrı, Kur’an ayetlerinin nasıl düzenlendiği gibi temel meseleler ile ilgili bilgi sahibi olabilir, ömrünü Kur’an’ı anlamaya adamış ve bu konuda çeşitli alanlarda çok değerli eserler vermiş bir ismin Kur’an’ı değerlendirmedeki aydınlatıcı tavsiyelerine ulaşabilirsiniz.

Ahmet Ali Yüksel