MEDENİYET BÜLTENİNİN 48. SAYISI ÇIKTI

medeniyet bulteni 48.sayi

Kıymetli Medeniyet Okuyucuları,

Sosyal, siyasî, askerî ve iktisadî hengâmeler bitmez bu ülkede. Biri biter, biri başlar. Hiçbiri de birbirinden bağımsız gelişmez. Coğrafi ve özel konumuna ilave olarak mevcut küreselleşme olgusu da göz önüne alındığında Türkiye'nin avantajlı olduğu kadar -belki de ondan daha fazla- dezavantajlı olduğu da söylenebilir. Tarihsel bir olgu olarak aslında bu coğrafyanın kaderi hep böyle olagelmiştir. Bu kader, coğrafya insanını ister istemez diri, dinamik ve müteyakkız kılmaktadır. Bununla beraber ona tarihî ve İslâmi bir sorumluluk da yüklemektedir. Nedir bu sorumluluk? Pek çok cevaplar verilebilir tabi, ama en genel ifadeyle “ihya ve inşa”. Topyekûn ferdin, ailenin, toplumun, milletin, devletin ve medeniyetin ihya ve inşası.

***

Kıymetli Okuyucular, Küresel/modern hayat tarzının sarstığı en önemli kurumların başında aile gelmektedir. Aile bugün öncelenmesi gereken önemli bir sosyal yapıdır. Yüksek medeniyet mefkûresine giden yol, küçük bir toplum olan ailenin sağlam temeller üzerine tahkim edilmesinden geçmektedir.

Aile gerçek bir aynadır; millet ve devletlerin bekası, mazisi, istiklal ve istikbali bu aynadan rahatlıkla seyredilebilir.

Düşünce ve tasavvurların aile ekseninde dönmesi elzemdir ve hatta bugün için artık bir zarurettir. Ailenin eski yüce şahsiyetine ve asıl misyonuna kavuşturulması herkesin üzerine düşen İslâmi bir vazifedir.

Tehlike çanları asırlardır çalmakta ama ne yazık ki duyan yok.

Ailelerin dağılması, parçalanması, mutsuz ve huzursuz olması ihya ve inşa vazifesiyle sorumlu bu medeniyet insanının varlık gayesiyle hiç uyuşmamaktadır.

Çağdaş modern hayat; insanı bireyselleştirip yalnızlaştırırken, cinsiyet üzerinden kadın ve erkeği kutuplaştırıp onların fıtratlarını iğdiş ederken, mahremiyetleri ifşa ederken, aileyi huzur ve mutluluk kaynağı sağlam bir kale olmaktan çıkarıp otele veya lokantaya yahut da özgürlük mücadelesinin kıyasıya yapıldığı sirk alanlarına dönüştürürken çırpınmamak, huzursuz olmamak, en büyük beka meselesinin aile kurumu olması gerektiğini fark etmemek kabul edilebilir mi?

Bugün için ailenin değişen dünyada değişmez sabitelerden mahrum olması, tahrifat ve tahribatlara maruz kalması önemli bir medeniyet krizi olarak kendini göstermektedir.

En büyük sıçrama, en büyük makro plan, en büyük hücum ve savunma sistemleri aile merkezli olmak zorundadır. Çünkü aile kaledir; kale elden gidince şehir düşer, toplum esir olur, devlet çöker ve nesiller yok olup gider.

Onun için her şeyden önce aileyi kurtarmayı en birincil gaye ve vazife edinmek lazımdır.

Medeniyet olarak bu sayıda aile konusunu masaya yatırmamız işte bu ulvi gayeye matuf görülmelidir. “Aile” dosyamızda çok önemli yazı ve yazarlar mevcut. “6 Soruda Aile Kurumu” başlıklı soruşturmamızda Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Sami Şener, Av. Sibel Eraslan, Av. Muharrem Balcı ve Eğitimci Mustafa Seçkin sorularımıza içtenlikli ve oldukça nitelikli cevaplar verdiler. Esasen kendilerine soru yönelttiğimiz yazarlar arasında Faruk Beşer, M. Beşir Eryarsoy, Ömer Küçükağa, Kâzım Sağlam, Abdurrahman Arslan, A. Zeki İzgöer, Cihan Aktaş ve Sema Maraşlı gibi daha pek çok önemli isimler de vardı fakat -şartlısöz vermelerine rağmen zaman, sağlık ve meşguliyet gibi elde olmayan sebeplerle kendilerinden olumlu dönüşler alamadık ne yazık ki. İnşallah bir sonraki sayıya…

FSMVÜ Öğretim Üyesi Dursun Ali Tökel Hoca, bu sayı aramıza yeni katılan isimlerden. Sayın Tökel'in akıcı ve samimi bir dille kaleme aldığı evlilik ve boşanma muhtevalı nitelikli yazısı herkesin özellikle de genç okurların çok ilgisini çekecektir diye ümit ediyoruz. Hocamıza bu kıymetli yazıları için teşekkür eder, kendilerini önümüzdeki sayılarda da aramızda görmekten büyük mutluluk duyarız.

İsa Arı, Muhammed Salih İzgöer, İdris Gökalp, Said Özdemir ve Aile Akademisi Derneği, “Aile” dosyamızda imzası bulunan diğer isimler. Her bir yazı derinlikli ve birbirini tamamlar nitelikte.

Akademisyen ve eğitimci yazarlarımız Hasan Yıldız, Ümmet Erkan ve Yılmaz Albayrak hocalarımızın eğitime dair kaleme aldıkları analiz ve eleştiriler ise günümüz eğitimcilerine ışık tutacak evsafta son derece önemli bilgi ve ipuçları barındırmaktadır.

M. Cemal Çiftçigüzeli, hepinizin yakından tanıdığı çok önemli bir sima; tecrübesiyle, bilgi ve birikimiyle ve meselelere vukufiyetiyle çokça istifade edilmesi gereken kıymetli bir yazar. Bu sayıda kendilerinden Mehmet Akif, Asım'ın Nesli ve Dirvas ekseninde kaleme alınmış bir yazı okuyacaksınız.

Ömer Küçükağa Hoca'mızla uzun bir süreden beri yaptığımız nehir söyleşiler bu sayı da huzurlarınızda. Hacimli bir kitap boyutuna çoktan erişmiş ve sinematografik ayrıntıların fazlasıyla yer aldığı nehir söyleşilerin sizler tarafından ilgiyle takip edildiğini görmek bizleri ziyadesiyle memnun etmektedir. Şu kadarını söyleyelim ki her söyleşi ayrı bir güzel. Kısmet olur da hocanın bütün hatıralarını yazıya aktarabilirsek bu hatırların bir dönemin anlaşılmasında ve aydınlatılmasında ne kadar önemli bir bilgi/belge niteliği taşıdığı herkes tarafından görülmüş olacaktır.

Son iki yazımız Vahdettin Kayğan ve Mahmut Kaçarlar'a ait. Sayın Kayğan, Irak coğrafyasını anlattı sizler için. Kayğan, İslâm coğrafyasına hâkim bir kalem. Gezi, gözlem ve araştırmalar neticesinde elde ettiği bilgiler saygıyı hak ediyor. Bu bilgilerin kitaplaştırılması en büyük dileğimiz.

Mahmut Kaçarlar, birkaç sayının ardından yeniden aramızda. Anlatımı edebî, akıcı ve etkileyici. Zevkle okunan metinler kaleme alıyor Sayın Kaçarlar. Hiç şüphesiz şahitlikleri, hatıraları ve bakış açısı orijinal. Daha önceki yazıları da göz önüne alındığında Sayın Kaçarlar'ın Kilis'in kültür ve medeniyet iklimine çok büyük hizmetler ettiği görülecektir. Bir kez daha söylemek yerinde olacaktır: Bu yazılar dergi sayfalarında kalmamalı. Ayrıca bu “ağaç” sürekli silkelenmeli. O vakit nice meyvelerin döküleceği daha iyi anlaşılmış olacaktır.

Bekir Sağlam Hoca'mızın zarif kaleminden dökülen “Zarif ve İncelikli Yol” yazısı, insanlığın biricik önderi Muhammed aleyhisselama duyulan derin muhabbetten gayrısı değil. Her satırında bunu anlamak mümkün. Sıcak ve samimi dil, daha ilk satırlarda sizi sarıp sarmalıyor. Biz de sizleri ilk olarak bu başyazıyla karşılamayı arzu ettik. Bir sonraki sayıda görüşmek dileğiyle…

İndirmek için tıklayınız...

medeniyet bulteni 48.sayi 1