MEDENİYET BÜLTENİ'NİN 44. SAYISI ÇIKTI

medeniyet bulteni 44.sayi

Medeniyet Bülteni, 44. sayısı ile yeniden huzurlarınızda. Yayın hayatına başladığı günden itibaren her hâl ve şartta Hakk'ı söylemeyi, İslâmî ve insanî hassasiyetleri gözetmeyi ilke edinen Medeniyet Bülteni, imkânları ölçüsünde vazifesini ifa etmeye, sorumluluklarını bihakkın yerine getirmeye ve İslâm medeniyetinin ihya ve inşasında küçük ama önemli bir kilometre taşı olmaya gayret etmektedir.

Aziz Dostlar,

Medeniyet Bülteni, ihya ve inşa faaliyetinde fitne ve fesada sebebiyet verebilecek ihtilaf ve inhirafların olabileceğini öngörür ama bunlara takılıp kalmaz. İttifak edilen hususlarda birlikte hareket etmeye, ihtilaf edilen hususlarda ise birbirini mazur ve hoş görmeye azamî derecede gayret gösterir. Birlikte iş yapabilmeyi, uzun soluklu yürüyüşler gerçekleştirmeyi “geçimi iyi bir mümin” olmanın bir gereği kabul eder. Bilir ki “Müminin ötekisi kardeşi değil, egemen dünya sistemidir.” Bunun için enerjisini basit, indî, keyfî, kısır ve sığ tartışmalara hasretmez. Basiretli ve ferasetli davranır, meseleleri büyütmez, ileriye bakar, küçük engellerle uğraşmaz, büyük resme, büyük planlara odaklanır. Din, dava, dert ve yol kardeşi olmanın ve ümmet olma anlayışının bir gereği olarak, önüne çıkan muzır manileri Allah'ın izniyle aşmasını bilir, kutlu yolculuğuna “dosdoğru yol” üzere devam eder. Dosdoğru yol üzere yürümenin de sabır, sebat ve sadakat istediğini bilir. Yine bilir ki “Mühim ve büyük bir umur‑ı hayriyenin çok muzır manileri olur. Şeytanlar o hizmetin hadimleriyle çok uğraşır. Bu manilere ve bu şeytanlara karşı ihlas kuvvetine dayanmak gerektir.” Bu ihlasın ve sağlam iradenin tabii bir neticesi olarak adalet mizanını sarsmadan ayrıştırıcı değil bütünleştirici olmaya çalışır; gurur, kibir, hırs ve inattan Allah'a sığınır, ihlası kıracak davranışlardan ateşten kaçar gibi kaçar.

Kıymetli Okuyucular,

Şunu da özellikle belirtmek gerekir ki Medeniyet Bülteni, bu toprakların bin yıllardır yaşamakta olan kadim manevî değerlerine ve öncü şahsiyetlerine her daim sahip çıkar ve çıkmıştır da. İçine doğduğu sahih İslâm kültür ve medeniyetinin Müslümanlara ve bütün insanlığa bahşedilmiş büyük bir nimet olduğuna samimiyetle inanır. Dünden bugüne bu coğrafyalarda yaşamış ilim, irfan, kültür, sanat, düşünce ve eylem adamlarının miras bıraktığı sahih İslâm anlayışına hürmet göstermeye ve onlara layık olmaya çalışır. Himmet ve desteğini onlardan hiçbir zaman esirgemez. Onlarla aynı safta ve aynı inanç şemsiyesi altında bulunduğuna inanır. Onları, İslâm kültür ve medeniyetimize alenî husumet besleyen ötekilerle bir tutmaz. Tavrı ve tarafı her zaman için bellidir, iki arada bir derede kalmaz, ikircikli davranmaz, gönlü hep Müslümanlardan ve “sevad‑ı a‘zam”dan yanadır. Dar ve geniş ölçekte Müslümanların ve ümmetin hayrına olan gelişmeleri görmezden gelmez, gerektiğinde onlara fikrî ve fiilî destek verir. Bunları yaparken de ilim ve hikmeti bir tarafa bırakmaz, ilme ve âlime büyük saygı duyar. Had bilmeyi ilmin başlangıcı sayar. İlimsiz ve âlimsiz yol yürümeyi, zifiri karanlıkta el yordamıyla bir şeyler bulmaya çalışan aciz ve zavallı insana benzetir. Vahyin ve vahyin “tek güzel yaşanma biçimi olan” sünnet‑i seniyenin aydınlığında, ilmin rehberliğinde kendini günceller, tazeler, geçmişini muaheze, nefsini muaheze ve muhasebe eder. Gerektiğinde yanılgılarıyla yüzleşir, itiraflarda bulunur ve kınayanın kınamasından korkmadan yeni kararlar alır ve yoluna öylece devam eder.

Kıymetli Okuyucular,

İslâm medeniyeti mefkûresini gerçekleştirmenin en güvenilir yolu sağlıklı nesiller yetiştirmektir. Nihaî gaye, hiçbir gölgenin olmadığı o günde “Arş'ın gölgesinde gölgelenecek yedi sınıf insan” arasında yer alacak; zihnen, fikren, ahlâken ve amelen tertemiz, şuurlu ve dertli nesiller, kutsî davayı yüklenmiş özgür gençler yetiştirmek.

Biz de bu gayeye matuf olarak dosya konumuzu “Gençlik” olarak belirledik. Alanlarında yetkin yazarlarımızın kısa, öz ve sade ama önemli yazılarıyla gençliği anlamaya ve onların sorunlarını masaya yatırmaya çabaladık. “Gençlik” dosyamızda birbirinden kıymetli yazarlarımız bulunmaktadır: Araştırmacı‑yazar Kâzım Sağlam, Yeşilay Eğitim Uzmanı Arif Çifci, araştırmacı‑yazar Hayriye Bican, eğitimci‑yazar Yılmaz Albayrak, akademisyen Dr. Ümmet Erkan ve eğitimci‑yazar Ahmet Güney. Katkılarından dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz.

Dosya dışı konularımız da oldukça zengin ve renkli. Başyazarımız M. Beşir Eryarsoy, her zamanki gibi çok faydalı ilmî tespitlerde bulunuyor “Müslüman Aklın Hâlleri” başlıklı yazısıyla. Eryarsoy Hoca, Müslüman aklın özelliklerini ve çeşitlerini anlatıyor çağrışımı bol, mesaj yüklü yazısında. Yazıyı okurken bir kez daha aynı kanaate varıyoruz: Bunca ilmine ve müktesebatına rağmen kendilerinden hakkıyla istifade edilemiyor! Niçin? Ramazan Tuğ'un “Tefrikaya Sebep Olmak Düşmana Destek Olmaktır” yazısı ise motto olarak okunması gereken bir yazı. Ahmet Ali Yüksel'in yazıya döktüğü ve sunumunu Ömer Küçükağa Hocamızın yaptığı Medeniyet Vakfı iftar programındaki “Ümmetle Birlikte Hareket Etmeliyiz” başlıklı nefis konuşma, tekrar tekrar okunması gereken bir yazı. Gönlümüz, Küçükağa gibi değerli kalemlerin bir an önce yeniden kaleme sarılmasından yana. Zira yeni neslin Küçükağa Hoca gibi kıymetli fikir adamlarına çok ihtiyacı var. Isparta'da emekli imam‑hatip olarak ilim ve irşat faaliyetlerine devam eden Bekir Sağlam Hocamız şiirsel üslupla kaleme aldığı “Oruç İklimi” yazısıyla yüreklerimizi serinletiyor. 30 yılını TRT'ye vermiş, Necip Fazıl gibi dönemin büyük üstatlarıyla dostluk kurmuş çok yönlü bir entelektüel olan Mehmet Cemal Çiftçigüzeli'nin kaleminden Bâbıâlî'yi ve Üstad Necip Fazıl'ı okumak büyük bir keyif ve ayrıcalık. Daha önceki sayılarda genelde öykülerine yer verdiğimiz M. Sait Özdemir, bu sefer vefatı münasebetiyle Antepli büyük şair Ülkü Tamer'i yazdı bir Kilisli olarak. Okuyunca görülecektir ki M. Sait Hoca, dikkat çeken bir kalem. Daha nice başarılı çalışmalara imza atacağına inanıyoruz. Ahmet Ali Yüksel, İHH İnsani Yardım Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Sayın Hüseyin Oruç Bey'le Filipinler/Moro üzerine başarılı bir sohbet gerçekleştirdi. Beğenerek okuyacağınızı umuyoruz. Yazarlarımız içerisinde belki de en ilginç konuları gündeme getiren, Şükür Muhacir Bey. Muhacir Bey'in sıcak ve samimi bir dille kaleme aldığı KVKK konulu kısa yazısını ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz. MEB Maarif Müfettişi Dr. Hasan Yıldız Bey, “Medreseden Mektebe Maarif Mirası” başlıklı yazısı ile geçmişten devralınan zengin birikime dikkat çekiyor. Sayın Yıldız'dan ileriki sayılarda da istifade etmeyi umuyoruz.

Darbeler tarihini kısa değiniler şeklinde anlatan eğitimci‑yazar Mehmet Üzmez, şiiriyle bültenimize renk katan şair İsmail Karadurduoğlu ve eğitimci‑yazar Hüseyin Taşkın Önel, yılların eskitemediği değerli edebiyat hocamız Mehmet Karagözoğlu, eğitimci‑yazar Muhammed Mert, güzel insan Muhammed Dalyan Bey, bu sayıda bizlere yazılarıyla katkı sunan diğer yazarlarımız. Her birine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Nice sayılarda görüşmek ümidiyle…