BİRLİKTE YOL YÜRÜMEK-2

birlikte yol yurumek 2

Aile ve Büyük Aile

Bu gün ailenin durumu içler acısı. Karı ve koca birbirinin potansiyel düşmanı olarak gösteriliyor. Özellikle birtakım cinayetler medyada verilerek baba veya koca potansiyel bir tehdit olarak gösteriliyor. Boşanma oranları ürkütecek boyutlara ulaşmış durumda.

Bu hususta da sünnet eşler arasında mesele ve münakaşa olabileceğini öngörüyor ve şu ifade ile bakış açısını tamamen değiştirecek bir tavsiye sunuyor. "…Mümin bir kimse, mümin hanımından nefret etmesin; çünkü onun bazı huylarından hoşlanmasa da diğer huylarından hoşlanabilir." 30 Bu bakışı her iki eşin hayatın merkezine koyduğunu düşünürseniz birçok mesele kendiliğiden hallolacaktır.

Ailede işi ıslah etmek değil de ifsat edip parçalamak hedeflenmişse bu sefer eşlerin kendi kendilerine düşünmeye fırsat vermeyen laf getirip götürmeler başlıyor. "Ara bozmak için laf getirip götüren kimse, cennete giremez."31

Batı kendi yoz kültürü önünde engel gördüğü her şeyi yok ediyor. Bunlardan birisi de büyük aile. Çekirdek aile hayatın karşısında direngen olamıyor ve çabuk çözülüyor. Tüketim odaklı oluyor. Büyük ailede ilişkileri sürdürmek için, bir takım fedakârlıklar, zahmet ve tahammüller gerekiyor. İnsanoğlu bunları yapıp sonunda rahmete kavuşmak yerine basit bazı meselelerde alınganlıklar gösterip küsüp ilişkiyi kesmeye hemencecik bahaneler bulabiliyor. "Birbirinizle ilişkilerinizi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Birbirinize kin tutmayın, birbirinizi kıskanmayın. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir Müslümanın din kardeşine üç günden fazla küs durması helâl olmaz." 32.

Ebu Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre bir adam: 

–YaRasulallah, benim akrabalarım var. Ben onlarla akrabalık ilişkilerimi sürdürüyorum, fakat onlar benimle ilişkiyi kesiyorlar. Onlara iyilik yapıyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Onlara yumuşak davranıyorum, onlar bana kaba davranıyorlar, dedi. Bunun üzerine Resulullah:

–Eğer dediğin gibi yapıyorsan, senin bu tutumun onlara ağır geliyor (sanki sıcak kül yutmuş gibi zorlanıyorlar). Böyle (ilişkiyi ve iyiliği sürdürerek) davranmaya devam ettiğin sürece, onlara karşı Allah Teâlâ’nın desteği seninle olur, buyurdu. 33

Allah Teâlâ, “Benim için birbirini sevenlere, nebilerin ve şehitlerin bile imrenecekleri nurdan minberler vardır.” buyurmuştur.34

Günümüzde akrabalar arasında çok basit meselelerden dolayı oluşan küsmeler ve görüşmemeler, toplumu çürüten bireyselleşmenin ve bencilliğin tohumlarını saçıyor. Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette yapılmaya değer işlerdendir. 35

İdareci-İdare Edilen

Bugün yönetiminde bulunduğumuz kurumların daha iyi idare edilmesi için batıdan yüzlerce kitap tercüme edilmektedir. Şüphesiz bunlarda faydalı bazı tespitler var. Fakat dönüp kendimize baktığımızda, çoğu zaman cebimizde kaybettiğimiz hikmetleri başka yerlerde aradığımızı göreceğiz. Sünnette idare eden ve edilen arasındaki ilişkiler kurumun gerektirdiği özel durumlar hariç mümin müminin kardeşidir ilkesine göre işler. "...Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi..."36

Ve bütün hukuk ona göre belirlenir. İdareci durumunda olan, başkalarıyla etkileşim içinde olan her Müslüman’ın aklından çıkarmaması gereken bir nasihat. "…İnsanların kendisine nasıl davranmalarını istiyorsa, o da onlara öyle davransın."37 "Müslüman kardeşini küçük görmesi, kişiye kötülük olarak yeter."38 Bu gün kurumlarda idarecilerinin yetersizlikleri yanında kişilerin kendi arasındaki gayri ahlaki davranışları da kurumların çöküşünü hazırlayan bir husus olarak karşımıza çıkıyor. "İnsanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden kişilerin vay hâline!"39 Resulullah şöyle buyurmuştur: “Zan (ile konuşmak)dan sakının; çünkü zan, sözlerin en yalanıdır.”40

"Ashabımdan hiçbiri diğeri hakkında (hoşlanmayacağım) bir şeyi bana ulaştırmasın. Çünkü ben yanınıza size karşı kalbimde en küçük bir olumsuzluk olmaksızın çıkmak isterim." 41 "Aralarını düzeltmek için insanlara hayırlı sözler söyleyen yalancı sayılmaz."42

İnsanların (altın, gümüş vb.) madenleri gibi olduklarını görürsünüz. Cahiliye devrinde hayırlı olanlar, anlayışlı olduklarında İslâm devrinde de hayırlıdırlar. Yönetim hususunda da insanların en hayırlıları, yöneticiliği hoş görmeyenlerdir. İnsanların en kötü olanları ise, birine bir yüzle, diğerine de başka bir yüzle gelen ikiyüzlü kimselerdir. 43 "...Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın..." 44

Günümüzde idareciler kendilerini eleştirenleri sevmezler. Birisinin yapacağı en ufak bir eleştiri ayaklarının kaydırılmasına yetecektir. Bu da müspet tenkit ve sürekli kendini ıslahı gerçekleştirmeye fırsat vermeyecektir. Resulullah şöyle buyurmuştur: "Allah bir idareci için hayır dilerse, ona dürüst bir yardımcı nasip eder ki, unutursa hatırlatsın ve hatırladıklarını gerçekleştirmesine de yardımcı olsun.Ama Allah, bir yönetici için hayır dilemezse ona da kötü bir kişiyi yardımcı yapar. Ne unuttuğu şeyleri hatırlatır, ne de hatırladığı şeylerde kendisine yardımcı olur." 45

Müslim’in bir rivayetinde: "Müslümanların yönetimini üstlenen fakat onlar için bütün gücüyle çalışmayıp, bütün içtenliği ile hepsini kucaklamayan yönetici, onlarla birlikte cennete giremez." buyurulmuştur. 46 Şimdi bu temel düsturu hangi NLP veya iyi yönetici olma kitabında bulabiliriz.

Kurum derken sadece bir vakıf veya şirket gelmemeli akla. Suriye’de işgalcileri defetmek çabasında olan cemaat veya organizasyonlara baktığımızda şu nebevi buyruğu düstur haline getirilmemiş olmasının bedelini daha rahat fark edebiliriz. EbuHureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resulullah şöyle buyurmuştur: Zan (ile konuşmak)dan sakının; çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Birbirinize karşı böbürlenmeyin. Birbirinizi kıskanmayın. Birbirinize kin tutmayın, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, Allah’ın emrettiği gibi kardeş olun. Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona haksızlık etmez, onu yalnız ve yardımsız bırakmaz, onu küçük görmez. Resulullah, eliyle göğsüne işaret ederek: Takva (Allah korkusu) işte buradadır. Takva buradadır. Müslüman kardeşini hor görmesi, kişiye kötülük olarak yeter. Müslümanın, Müslümana kanı, onuru, malı haramdır (saygın ve dokunulmazdır). Allah sizin görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz, ama kalplerinize ve amellerinize bakar, buyurdu."47 "...Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir."48

Bir peygamber, aynı zamanda devlet başkanı olan birisine bir bedevinin kaba hareketine gösterdiği nezaketli davranış bu günkü idarecilerin örnek alması gereken bir davranıştır. Enes (ra) anlatıyor: Bir gün Resulullah’la birlikte yürüyordum. Üzerinde Necran kumaşından yapılmış sert ve kalın bir hırka vardı. Arkasından bir bedevi yetişti ve Peygamber’in hırkasını sert bir şekilde çekti. Bu çekişin şiddetinden hırkanın kenarı, Peygamber’in boynunda iz bıraktı. Bedevi: –Ey Muhammed, sende bulunan Allah’ın malından bana da vermelerini emretsene, dedi. Resulullah, bedeviye doğru döndü ve güldü, sonra da ona bir şeyler verilmesini emretti.49 "Zarafetten/Yumuşak huyluluktan mahrum olan, bütün hayırlardan mahrum demektir." 50

İdare edilen kişi, işini iyi yapmayı Allah’ın sevgisini kazanmanın bir yolu olarak görecektir, bu durum idare edenin işini kolaylaştıracaktır. Allah Resulü şöyle buyurmuştur: "Allah bütün işlerinizi güzel ve özenerek yapmanızı emretti. Canlı bir varlığı öldürmeniz gerektiğinde (ona eziyet vermeyecek şekilde) güzelce öldürün: Bir hayvan kestiğinizde de güzelce kesin; bıçağınızı iyice bileyin ve hayvana acı vermeyin." 51

İdare eden, çalışan, her kim olursa kolaylaştırmayı esas alıp zorlaştırmadan kaçınmayı esas almalıdır. Bir bedevi (altı kum serili, duvarları kerpiçten olan mescide geldi ve) mescide çişini yaptı; sahibiler kalkıp üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Peygamber : “Onu bırakın; çişini yaptığı yere bir kova su döküverin. Siz zorlaştırmak için değil, kolaylaştırmak için gönderildiniz.” buyurdu. 52

İnsanın olduğu her yerde hata ve kabahat olacaktır. "Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever." 53

"…Allah affeden bir kulun ancak şerefini arttırır. Allah için alçakgönüllü davrananı, Allah Teâlâ yüceltir." 54

"Bir insan, dünyada diğer bir insanın ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter." 55

"…Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin…" 56

Kıskançlık

Bu gün çokça yaygınlaşan depresyon hastalığının temel sebebini sorarsanız, insanların Allah’ın verdiğine razı olmamaları ve sürekli kendilerinden yukarda olanlara bakmalarını söyleyebiliriz. "Yoksa insanları; Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı?" 57

Sürekli ikramı, yedirmeyi, infakı ve hediyeleşmeyi emreden dinimiz bu sayede zaten yukarda olanların aşağıda olanların kendilerine bakışlarını farklılaştıracaktır. ''Allah için size sığınan kimseye sığınak olun. Allah için isteyen kimseye verin. Sizi davet edene icabet edin, size bir iyilik yapana karşılığını verin. Eğer onun karşılığını verecek bir şey bulamazsanız, karşılıkta bulunduğunuza kanaat getirinceye kadar ona dua edin."58

Küçücük bir tebessümü dâhil çok önemseyen sünnet, kişilerin arasında oluşacak mesafeleri engellemek için her türlü tedbiri almıştır. Ebu Zer’den (ra) rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Resulullah, bana “Kardeşini güler yüzle karşılamak dahi olsa yapacağın hiçbir iyiliği küçümseme.” dedi.59

İslam seviye farklılığını kabul eder. Eğer maddi eksiklik varsa dünyaya rağbet etmeyerek Allah’ın sevgisini elde etme imkânından bahseder. Böylece başkalarının artıları kişiyi etkilemeyecektir. "Dünyaya rağbet etme ki, Allah seni sevsin; insanların elindekine göz dikme ki, insanlar da seni sevsin."60

İbrahim Hakkı Toprak

DİPNOTLAR

30 M3645 Müslim, Rada, 61
31 M290-M292 Müslim, İmân, 168-170; B6056 Buhârî, Edeb, 49, 50
32 B6065 Buhârî, Edeb, 57; M6526 Müslim, Birr, 23, M6539 Müslim, Birr, 30
33 M6525 Müslim, Birr, 22
34 T2390 Tirmizi, Zühd, 53
35 Şura, 42/43
36 Âl-i İmrân, 3/159
37 6807 İbn Hanbel, 11, 192; 4776 Müslim, İmare, 46
38 M6541 Müslim, Birr, 32
39 Hümeze, 104/1
40 B5143 Buhârî, Nikâh, 46; M6536 Müslim, Birr, 28
41 D4860 EbûDâvûd, Edeb, 28; T3896 Tirmizî, Menâkıb, 63
42 B2692 Buhârî, Sulh, 2, Müslim, Birr, 101
43 B3493-B3494 Buhârî, Menâkıb, 1; M6454-M6455 Müslim, Fedâilü’s-sahâbe, 199
44 Hucurât, 49/12
45 D2932 EbûDâvûd, İmâre, 4
46 M366 Müslim, Îmân, 229
47 M6541-M6543 Müslim, Birr, 32-34; B6066 Buhârî, Edeb, 58
48 Hucurât, 49/12
49 B6088 Buhârî, Edeb, 68; M2429 Müslim, Zekât, 128
50 M6598 Müslim, Birr, 74
51 5055 Müslim, Sayd, 57
52 B220 Buhârî, Vudû’, 58
53 Âl-i İmrân: 134
54 M6592 Müslim, Birr, 69
55 M6595 Müslim, Birr, 72
56 Enfal, 8/1
57 Nisâ, 4/54
58 l672 Ebu Davud, Zekât, 38
59 M6690 Müslim, Birr, 144
60 İM4102 İbn Mace, Zühd, 1