HAÇLI BARBARLIĞI DEVAM EDİYOR

hacli barbarligi

Haçlıların tıynetinde her zaman, sinsice ve ustalıkla vahşilik vardır. Yine yapacaklarını yaptılar. Rabbine kulluk görevlerini yapmaya çalışan samimi ve muvahhid kardeşlerimizi arkadan vurdular. Rabbimiz indinde inşallah şehiddirler ve rahmetine mazhar olacaklardır.

Bu ilk değil ve son da olmayacak.

Ey haçlı kalıntıları! Müslümanları öldürmekle İslam’ı yok edemeyeceksiniz! Çünkü bu dinin sahibi, çok güçlü, azamet sahibi, intikamını en güzel bir şekilde alan Kahhar olan Allah (c.c)’dır.

Batılı ülkelerinin tarihinde, vahşet, yamyamlık, katliam, soykırım, işkence, tecavüz, yağmalama, sömürme adeta sıradan eylemlerdir. Haçlı Seferleri’nden günümüze kadar süregelen haçlı barbarlığı ve kendilerinden olmayanla-ra, hususiyetle Müslümanlara yaptıkları zulüm ve katliamlar bunun en açık delilleridir.

Roger Graudy’nin sunduğu şu tespit, küffârın asırlardır hiç değişmeyen bu husustaki tavrını özetler mahiyettedir: “Batı, katliam yapma istidadına sahiptir. Size neleri hatırlatayım ki? Amerikan Kızılderililerinin imhâ edilmesini mi? Esir ticaretini mi? Hiroşima’yı mı? Auschwitz’i mi? Hıristiyan batı uygarlığı budur!.. Biliyor musunuz ki; dünyadaki zenginliklerin yüzde 80’i, nüfusun yüzde 20’si tarafından kontrol edilmekte ve tüketilmektedir? Yılda 40 milyon kişi ölmektedir ki, bu da gün başına bir Hiroşima demektir. Önce ateşi alevlendiriyorlar, sonra da itfaiyecilik oyunu oynuyorlar! Hâlâ haçlı seferleri devrini yaşamaktayız…”

Yeni Zelanda saldırısı öyle sıradan bir saldırı değildir. Cani saldırgan bu eyleme hazırlanmış ve aynı Norveç’te onlarca genci katledip ruh sağlığı bozuk denilen caninin kişisel ve ırkçı eylemi gibi üstü kapatılacak bir mesele değildir. Dün Netenyahu’nun zırvalamasının arasından bir gün bile geçmeden yaptırılan ve sözde manifestosunun üst akılca hazırlandığı belli olan ve Avrupa’da ilan edilen İslamifobi’nin artık toplu katliamların önünü açacak bir büyük eylem olduğunu anlamamak saflık olacaktır.

Yakınmayı bırakıp tedbir almak zorundayız. Bize düşen kendi güvenliğimizi kendimizin sağlamasıdır. Hele hele gurbet ellerde yaşayan kardeşlerimizin cami, mescid gibi ibadet yerlerini dernek ve vakıfların güvenliğini bir şekilde sağlamak mecburiyeti hasıl olmuştur.

Allah-u Teâlâ küffârın Müslümanlara karşı gönüllerinde besledikleri kin ve nefretin büyüklüğüne dikkati çekerek âyet-i kerimesinde şöyle buyurmuştur: “Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, size sıkıntı verecek şeyleri isteyip dururlar. Öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinin gizledikleri ise daha büyüktür! Eğer düşünürseniz, âyetleri size açıklamış bulunuyoruz.” (Âl-i imrân: 118) Bu âyet-i kerime küfre ve kâfirlere meyledenler için bir ihtardır. Yâni size bu ilâhî hükümleri hatırlatıyoruz ki, onlardan her zaman uzak durun ve tehlikelerinden sakınmak için daima uyanık bulunun. Onlara bu gözle bakma istidadını kaybedenler bu tehlikeyi idrakten de mahrum kalmışlardır. Bu ilâhî hüküm hatırdan çıkarılmamalı, bugün ellerine fırsat geçse yine aynı şeyi yapacakları unutulmamalıdır.

Müslüman katliamına karşı durmak, Müslümanlardan olmanın gereğidir. Dünyanın neresinde bir zulüm, işkence veya soykırım, katliam varsa bilinsin ki orada bu vahşetlere sessiz kalınmayacak, elimizden gelen her şeyi yapacağız. Hiçbir şey yapamıyorsak “Sizden her kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle. Ve işte bu, imanın en düşük mertebesidir.” (Sahih-i Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17 ) hadisinin biz Müslümanlara yüklediği sorumluluğu yerine getirmeye çalışacağız. Dünyada Müslümanlara karşı gerçekleştirilen katliamları durdurmak, Müslümanların asli müştereğidir.

Müslüman katliamları durdurmak için Müslümanlar olarak çürümüş, pörsümüş, kokuşmuş ve yıkılmaya yüz tutmuş Batı medeniyetinden ümit ve medet beklemekten vazgeçmediğimiz müddetçe hep Müslüman katliamlarına seyirci kalacağız.

Aliya İzzet Begoviç, ne kadar güzel ifade etmişti:

“Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına.”