• KİRLENMEK - KİRLETMEK

      Kir, kirlenmek, kirletmek kavramları ilk bakışta çok açık ve sarih bir kelime veya kavram. Buna biraz daha yakından ve farklı bir yerden bakma gereğine kaniyim. Kir; vücudun veya nesnelerin üzerinde oluşan pislik. Utanılacak hal. Pis- pislik ise;...

DUYURULAR

TAŞKIRAN AMCA'NIN ARDINDAN

mehmet taşkıran amca salih izgöer

Kimi insanlar vardır, bir anlık tanışıklıkları dahi muhatabında derin izler bırakır. Hayatının kıyısından öyle hayaletmişçesine geçip gitmez de insanın ruhunu avuçlarına alarak şekillendirir adeta. Bunların başında hiç şüphesiz peygamberler gelir. Bir de peygamberlere çok benzeyenler...

 

Çevresindeki birçok gencin Mehmet Ağabey, evlatları yaşındakilerinse Taşkıran Amca olarak bildiği Mehmet Taşkıran, peygamberlerin şaşmaz sünnetleri olan davet ve cihadı kendisine hayat düsturu edinmiş bir kişiydi. Kendisini tanıyanlar bu sözün vefat etmiş bir kimsenin ardından söylenen öylesine bir iltifat olmadığına, aksine onun hayatının her gününü ve belki her saatini tam da böyle yaşamış olduğuna şahitlik edecektir.

Taşkıran Amca'ya dair zihnimdeki en erken hatıralar sabah telefonlarında onun sesini duyuşuma dairdir. Sabah on, on bir sularında çalan telefonu koşarak açtığımda ahizenin öteki ucunda Taşkıran Amca olurdu. Selâmlaşma faslından sonra babamı ister, ben de babama Taşkıran Amca'nın aradığını söylerdim. Babam da öteden yaklaşırken telefona işittirecek şekilde “Yahu sabahın köründe kim bu arayan?” diye sesini yükseltir, hemen ardından telefonu eline alıp “Ooo, Mehmet ağabim sen miydin?” der gülmeye başlardı. Sonrasında Taşkıran Amca'dan ne tepki gelirdi bilmiyorum, hiç de sormadım ama aralarında epey keyifli bir muhabbetin başladığı babamın her hâlinden belli olurdu.

Duruşu, konuşması, heybeti küçüklüğümden beri bana Hz. Ömer'i andırırdı Taşkıran Amca'nın. Mesleği anahtarcılık olan bu insanın İslâm'a kapanan kapıların da anahtarı olduğunu, gönülleri İslâm'a kapanmış pek çok kimsenin kilidini açtığını sonradan anlayacaktım. Fakat küçüklüğümde benim yaşıtımdaki pek çok kişi için de yaz aylarındaki kampların vazgeçilmezi Taşkıran Amca'ydı. Denizde çok iyi bir yüzücü, ocak başında çok iyi bir aşçı, geceleri orman yürüyüşlerinin gözü pek rehberi, anlattığı hikâye ve esprilerle değme standupçıları mesafelerce geride bırakan nevi şahsına münhasır bir adamdı Taşkıran Amca. Öyle ki yanında yöresinde yetişen evlatlarından ayırmadığı bizim gibi şanslı gençler büyüklerimize hep isimleri ile “amca” derken, niyedir bilinmez ona hep “Taşkıran Amca” derdik. Kim bilir bu kadar farklı bir insanın ismi de farklı olmalı diye düşünüyorduk belki de.

Sadece eğlendiren birisi değildi Taşkıran Amca. Arada bir ters köşe sorular sorar neyi ne kadar bildiğimizi ölçerdi. Etrafına topladığı çocuklara namazın farzları, sünnetleri gibi şeyleri anlatmaz “Namaz niye farz, Kur’ân'da nerde var namaz?” diye sorardı. Kur’ân kurslarında biraz da ezbere öğrendiğimiz bilgilerin kaynaklarının olduğunu ve öğrendiğimiz her bir şeyin bir sebepten dolayı öyle olduğunu anlamamıza yardımcı olurdu.

Sadece anlatıp geçmekle yetinmez, anlattığı şeylerin üzerimizdeki izlerini takip de ederdi. Bir defasında ona karşı mahcup olmanın kıyısından döndüğümü hiç unutmam. Ortaokul yıllarımdı. Kişinin Müslüman kardeşini kendisine öncelemesi gerektiğini vurguladığı bir misafirlikte muhabbetin sonlarına doğru meyveler gelmiş, Taşkıran Amca bana da bir miktar vererek “Birazını kendine al, birazını da köşedeki delikanlılara ver.” demişti. Beni takip ettiğinden haberim yoktu. İşin doğrusunu söylemek gerekirse Taşkıran Amca'nın kardeşi öncelemekle ilgili söylediklerini daha o dakikada unutmuştum. Fakat neyse ki Taşkıran Amca'nın verdiği meyve, yemeyi pek tercih etmediğim meyvelerdendi. Meyvenin daha fazla olan kısmını köşedeki arkadaşlara gönderince arkamdan “Aferin Salih!” diye bir ses geldi. Taşkıran Amca bana bakıyordu. Anlattıklarını hemen anlayıp uyguladığımı düşündü belki de. Bozuntuya vermemeye çalıştım elbette. Fakat bu olay bundan sonra Müslüman kardeşi öncelemekle ilgili nerede bir söz açılsa hemen hatırlayıverdiğim bir olay olacaktı.

Lise yıllarıma doğru Suriye'ye ailesi ile birlikte Arapça öğrenmeye gittiğini işittim Taşkıran Amca'nın. Arada bir Türkiye'ye geliyor, geldiğinde yapmış olduğumuz sohbetlerde Arapçanın nasıl bir dil olduğunu anlatıyordu. Bir defasında “Arapçayı temel düzeyiyle herkes öğrenebilir fakat ileri düzeyde birkaç kişi öğrenebilir.” demişti. Sınıfa sadece dil öğrenmek için girmeyip oradakilerde de zihnî farkındalıklar uyandırmaya çalıştığını verdiği detaylardan anlayabiliyorduk. Bir defasında çeşitli Arap kavimleri ve toplulukları zikrederek Arap ulusunu methetmeye kalkan bir hocasına Müslüman kavimleri teker teker saydığını ve Müslüman olmanın değerini vurguladığını kendine has üslubu ile anlatmıştı. Dinlerken bizde saygı uyandıran bu tavrı onun hayatı boyunca daima hassas olduğu ümmetçiliğinin sıradan tezahürlerinden biriydi aslında.

Sadece çocukluk ve gençlik yıllarıma değil, hayatımın geri kalan yıllarına da dokunarak zevcemle tanışmama vesile olan Taşkıran Amca'nın vefatını işittiğimde içime tarifi zor bir burukluk çöküverdi. Yaptığımız son sohbette onu yeni görev yerime davet etmiştim. Memnuniyetle kabul etmişti ama anlaşılan cennettekilerin daveti benden daha önce yetişmiş ona. Rabbimden dilerim Resulullah'ın sofrasında bulunur sonsuza dek.

Vefatının ardından bir sohbetimiz sırasında muhterem babam Rüştü İzgöer'in ağzından dökülen sözler yaşanmış ve şahit olunmuş yüzlerce hatıradan süzülüp gelen sözlerdi:

“Mehmet ağabeyimiz dersini Allah'ın kitabından ve Resul'ünün sünnetinden almış biriydi. İslâm davasının hem sıcak hem soğuk cephelerinde bulunmuş, evladını bu uğurda şehit vermişti. Birçok gencin şuurlanmasına vesile oldu. İş yapar gibi görünmez, iş yapar fakat görünmezdi. Çok cömertti. Müslümanlara karşı güler yüzlüydü, kâfirlere karşı şiddetli ve azizdi. Benim ağabeyim yok ama olsaydı onun kadar sever miydim bilmiyorum. Cenaze namazı salgın hastalığa rağmen çok kalabalıktı ve hemen her cenahtan ve camiadan insanın katıldığı bir cenaze oldu. Bu da bir Müslüman için büyük bir bahtiyarlıktır.”

Muhammed Salih İzgöer

tefsir dersi 2020

whatsapp takip edin

Yazanlarımız