• HANİ KAMPLAŞMA OLMAYACAKTI!

      Bilim-din ilişkisi her zaman farklı yorumlanmıştır. Bilimin alanı ile dinin alanı nerede başlar nerede biter veya din ile bilim yekdiğerine zıt mıdır? Deneysel ve teknik bilimlerde, ölçülemeyen şeylere çok itibar edilmez. Doğa bilimciler,...

DUYURULAR

MEDENİYET BÜLTENİ 52. SAYISI ÇIKTI

medeniyet bulteni 52.sayi site

Kıymetli Okuyucular

Covid-19 denilen Çin kaynaklı küresel salgın, bütün dünyayı derinden etkilemiş bulunuyor. “Covid-19 öncesi ve sonrası” denebilecek kadar keskin ayırımların yapıldığı şu günlerde sosyal, siyasî ve ekonomik yapılar büyük zararlar gördü.


Ancak mikroskopla görülebilecek büyüklükte olan bir virüsün meydana getirdiği bu sarsıntı ve çalkantı ne zaman diner, ne zaman kontrol altına alınır henüz belli değil. Bilinen tek şey, mikroskobik bir canlının insanlığı, kibrinden geçilmeyen devletleri diz çöktürdüğü.

Şaibelerle dolu bu sancılı süreçten insanlık nasıl bir ders çıkartır, bilinmez. Yaşadıklarını paranteze alıp yeniden o azgın ve şımarık tavırlarına devam mı eder, yoksa ibret alıp kendine mi gelir yahut haddini bilip bütün görünen ve görünmeyen varlıkların yegâne sahibi olan Allah'a mı döner? Meçhul… Söz konusu insan olunca pek çok şey öngörülebilir olmaktan çıkıyor. Bekleyip göreceğiz.

Kıymetli Okuyucular,

Bu sayımızın sayfaları M. Beşir Eryarsoy'un “İlim ve Âlim Ahlâkı” başlıklı yazısıyla açılıyor. Kısacık yazıda çok veciz bilgi ve tavsiyeler yer alıyor. Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk'ün Siyasetname isimli eserinde de dile getirdiği üzere Lokman Hekim'e ait şu cümleler oldukça dikkat çekicidir: “Dünyada ilimden daha iyi yardımcı yoktur. İlim servetten daha iyidir. Çünkü sen hazineyi korumak zorundasın, ilim ise seni korur.” Lokman Hekim, şunu da ilave ediyor: “Gerçek yöneticiler ilimsiz hiçbir işi yapamaz ve cahilliğe asla razı olmazlar.”

“Acziyetin İçinde Saklı Kuvvet” yazısıyla iç yolculuğa çıkan Kâzım Sağlam, koca kâinatı yoktan var eden âlemlerin Rabbine karşı insanı kendine gelmeye, haddini bilmeye ve acziyetini fark etmeye davet ediyor. Sağlam, gücün de acziyeti fark etmekte gizli olduğunu belirtiyor samimi bir dille.

Ahmet Zeki İzgöer'in kapak konusu yaptığımız fetih ve Ebâ Eyyübe'l-Ensari muhtevalı yazısı da bizi tarihe götürüyor. İzgöer, Yahudi asıllı Avram Galanti'nin geçen yüzyılın başlarında kaleme aldığı yazıyı Osmanlıcadan günümüz Türkçesine sadeleştirerek aktarmış. Kendisinin de belirttiği üzere yazı, İstanbul'un fethini yeniden hatırlamayı ve Hz. Halid'in (r.a.) türbesi ve kabriyle ilgili incelemelere ışık tutmayı amaçlıyor.

Medeniyetin en çok görünen yüzü şehirlerdir. Çünkü şehir; dildir, kültürdür, kimlik ve kişiliktir; tarihin günümüze aktığı somut bir havzadır. Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, gezi ve tecrübelerinden yola çıkarak kaleme aldığı “Kuşbakışı mı, Sorumluluk Algısı mı?” yazısıyla bizleri şehirlerimize sahip çıkmaya davet ediyor ısrarla. Betonlaşan, ruhsuzlaşan şehirlerin bugün için ne kadar ilgiye muhtaç olduğunu yazıyı okuyunca bir kez daha anlıyor insan.

Varlığıyla bizlere büyük bir mutluluk yaşatan Dr. Şakir Diclehan, yirminci yüzyılın iki önemli şair ve mütefekkirini eğitim ve nesil bağlamında ele alıyor: İkbal ve Akif. Çok önemli tespitlerin yer aldığı yazı, eğitim ve nesil derdi olan herkese ışık tutacak nitelikte.

Kendilerini daha çok dil ve edebiyata dair kıymetli eserleriyle tanıdığımız Şair Mustafa Özçelik, bu sayıda okuyucuların dikkatini kelimelere çekiyor. Özçelik, günümüz yazarları ve siyasetçilerinin konuşurken yahut yazarken kelimelere büyük bir emanet şuuruyla yaklaşmak gerektiğini hatırlatıyor bizlere.

Evler bizim yıkılmaz kalelerimiz. Sıcak yuvalarımız, kendimize geldiğimiz yegâne yerler. Şair Mustafa Uçurum, bu pandemi sürecinde yeniden evlerimize, kimlik ve kişiliğimizi kazandığımız ailelerimize dönmenin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu haber veriyor.

Kendisini ilk kez misafir ettiğimiz Ali Bal, “Millî Şuur” yazısıyla bizleri İslâmî hassasiyetler çerçevesinde teşekkül etmiş düşünce ve ufuklara yönlendiriyor. Okuyucularımızın değerli yazarımızdan çok istifade edeceğini düşünüyoruz.

Mehmet Güllüoğlu, uzun bir aradan sonra yeniden aramızda. Güllüoğlu'nun “Büyük mü Küçük mü?” yazısı baştan sona tefekkür dolu. Güllüoğlu, bu ilmî yazıda âlemlerin Rabbinin kâinata nakşetmiş olduğu kevnî ayetleri oldukça sade bir dille tefsir eder gibidir. Günümüzde yaşadığımız küresel hastalığa bir de bu gözle bakmak icap eder. Esasında bu yazının M. Beşir Eryarsoy ve Kâzım Sağlam'ın yazılarıyla da bir bütünlük arz ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Av. Kasım Buluş, gündeme ilişkin kaleme aldığı yazısında Covid-19 ve onun yarattığı etkiyi hukuk çerçevesinde ele almaktadır. Okununca görülecektir ki Buluş'un çok güzel bir kalemi var. İlerleyen sayılarda da kendisini aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız.

Muhammed Salih İzgöer, yakından tanıdığımız akademisyen bir yazar. Başarılı yazılara imza atıyor. “Metafizik-Medeniyet İlişkisi” bağlamında kaleme aldığı makale de bunun güzel bir örneği.

Ayfer Toprak, keşfedilmeyi bekleyen mütevazı yazarlarımızdan. Pek çok kitap çalışmasının da olduğunu bildiğimiz Toprak, daha çok eğitim, psikoloji, iletişim ve aile üzerine yazdığı yazılarla okuyucularının karşısına çıkıyor. Akıcı bir dille kaleme aldığı yazısını zevkle okuyacağınızı ümit ediyoruz.

İdris Gökalp, velut bir yazar. Eğitimci kimliğiyle kaleme aldığı “Çocuk ve Allah İnancı” isimli yazısının bütün ebeveyn ve eğitimcilere yol göstereceğini düşünüyoruz.

Eminegül Yıldırımlı da aramıza yeni katılan yazarlardan. Çocuk ve ebeveyn ilişkisinde çok önemli noktalara değinen Yıldırımlı, düşüncelerini “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hud, 112) ve “İşte o gün kişi kardeşinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.” (Abese, 34-36) ayetleriyle ifade etmeye çalışıyor.

Müslüman'ın ufku, güneşin doğup battığı yerlerden daha geniştir. Tek bir Müslüman'ın dahi yaşadığı yer, gözümüzü kulağımızı çevireceğimiz bir İslâm coğrafyasıdır.

Mustafa Gülali'nin Araştırmacı-Yazar Musa Abdulehed Er ile yaptığı Doğu Türkistan röportajı ibretlik sahnelerle dolu. Ayrıntısını okuyuculara bırakmak kaydıyla kısaca şunu söyleyelim ki siyasetçisinden cemaatlerine varıncaya kadar Müslümanlar bugün Doğu Türkistan zulmünü dile getirmede hiç de iyi bir imtihan vermemektedirler. Binlerce mazlum Müslüman, adeta “unutulan bir Filistin” gibi çok uzaklarda bir ilgi, bir yardım beklemektedir.

Dr. Abdüsselam Teklimakan'ın Müslüman Uygurları anlattığı makalesi de yukarıda sözünü ettiğimiz röportajla güzel bir bütünlük arz etmektedir. Ayrıca yaşanan zulümleri içeriden birinin anlatması da makaleyi daha değerli kılmakta.

Mücahit Aslantaş, en çok ihtiyaç duyduğumuz bir meseleyi, ümmete sirayet eden yedi ölümcül hasleti ve bunların çözüm yollarını anlatıyor okuyucularına. Şiirle de yakından ilgilenen yazarımızı ilerleyen sayılarda farklı çalışmalarla da aramızda görmek isteriz.

Ayhan Yavuz Açıkgöz, İsmail Ammar ve Sadettin Yıldız, üç nefis şiirle aramızdalar. Üçü de birbirinden güzel şiirler.

Eski siyasetçilerden Av. Mehmet Beşir Ayanoğlu, bir güzel dostu, Abdurrahman Ceylan'ı anlatıyor “Ey Ebu Yetim” yazısıyla. Oldukça şiirsel bir yazı bu. Hem yazarımıza hem kadim dostumuza selâm ve muhabbetlerimiz arz ediyoruz.

Yusuf Mir’at, 80'li yılların bir çocuk dizisini gündemlerimize taşıyor. İyi de ediyor Mir’at. Eğitimci bir gözle ve eleştirel bir üslûpla kaleme alınan yazı, üzerinde düşünmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Maarif müfettişi olan Hacı Fidan, çok nefis bir kalem. Kendisini sizlerle daha önce buluşturamamanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Dergilerin işte bu tür bir hizmeti de var: Yeni kalemlerin keşfine vesile olmak. Hikâyesini bir solukta okuyacağınızı ümit ediyoruz.

Kitaplık köşemizde edebî türlerin pek çok nevinden eserler kaleme alan tanıdık bir yazarımızın, Mustafa Uçurum'un yeni çıkan bir öykü kitabı var: Uçurumda Bir Gömü. Gazeteci-Yazar Ali Bal sizler için kalem aldı bu değerlendirme yazısını. Her iki yazarımıza da teşekkür ediyoruz.

Bir sonraki sayıda görüşmek ümidiyle…

Bülteni indirmek için tıklayınız.

medeniyet bulteni 52.sayi

 

tefsir dersi 2020

ilka kayit 2020 sinav

Yazanlarımız