• TÜRKİYE'NİN KARŞI KARŞIYA KALDIĞI MESELELER

      Türkiye, Birinci Cihan Harbi’nden bu yana bu kadar problemi aynı anda yaşamamıştır. Bir asırdır karşı karşıya kaldığımız her bir problemin birkaç katı kadar problemlerle yüz yüzedir ülkemiz. Bu durum; Türkiye’nin yanlışları yüzünden mi olmuş,...

DUYURULAR

İDEAL İNSAN İNŞASINDA TA'LİM, TERBİYE

ideal insan inşasında
Günümüzde dinlerin, milletlerin ve kültürlerin insan tasavvurları birbirlerinden çok belirgin farklılıklar göstermektedir. Bu ise dinlerin, milletlerin ve kültürlerin insana yönelik çalışmalarında farklı yol ve yöntemler takip etmesini doğurmuştur. Buna göre insan ortak varlık olmakta ama onun eğitim ve öğretimine dair yol ve yöntemler farklılık arz etmektedir. Peki, sorun nedir?

 

İnsan var olduğu günden bu yana hem kendini hem de çevresini merak etmiş, bunlara dair araştırmalar ve incelemeler yapmıştır. Yani kendini ve kendi dışındakileri tanıma ve tanımlama ihtiyacı hissetmiştir. Bugün de insanın bu faailiyeti durmuş değildir, aksine daha yoğun ve farklı imkân ve aletlerle devam etmektedir.

Bu araştırma ve incelemelerin neticesinde insan, kendi varlığını tanımlamada bazı sonuçlar ve tanımlar ileri sürmüştür. Örneğin, insan “Konuşan bir canlıdır.”, “Tarih sahibi bir canlıdır.”, “Zekâya sahip olan ve zekâya dayanarak eylemde bulunan bir varlıktır.”, “Aletler yapan canlıdır.”, “İki ayağı üzerine yürüyen, dik duran ve tabiatı itibariyle gülen bir canlıdır.”, “Tabiatı itibariyle başkalarıyla, kâinat ve âlemle ilişki kuran, içgüdülerinin ve organik yapısının gereği olarak ifade kabiliyetine hâiz bir canlıdır.”, “Düşünce, irade, işaret ve kelimelerle donanmış bir canlıdır.”, “Din, fen ve ilme önem veren bir canlıdır.”; “Ceset, ruh ve lügattir.”; “Canlı ve daima ilerlemeye giden varlıktır.”, “Akleden ve konuşan bir canlıdır.”1 gibi tanımlar yanında materyalist tanımlar da yapılmıştır. (Bu hususta daha ayrıntılı bilgi için varlık felsefesi ve felsefe antropolojisi konularında yazılmış eserlere bakılabilir.)

İnsanı merkez varlık ve halife/yetkili varlık gören İslâm, insanın varlığında “akıl, kalp ve nefis” diyeceğimiz üç önemli unsurun var olduğunu kabul etmektedir. Bu açıdan İslâmî eğitim metotları, insanın insan oluş özelliklerine göre dizayn edilmiştir. Burada ölçü insanın kendi yapısıdır. Metotların esaslarını, insan davranışlarını idare eden merkezlere göre koyar.2

Tüm dinler, milletler ve kültürler, insanı kendi amaçları doğrultusunda geliştirme, değiştirme ve iyileştirme hedef ve faaliyetlerinde bulunur. Örneğin; maddeci felsefe, ekonomiyi merkeze alıp diğer kurumları onun üzerine bina eder. Başka bir deyişle ekonomi alt yapıyı; din, ahlâk, hukuk, sanat ve eğitim gibi müesseseler üst yapıyı teşkil eder. Alt yapıda meydana gelen değişmeler üst yapıyı da etkiler. Böylece eğitim ekonomiye göre şekil alır.3

İnsan, beden ve ruh birlikteliğinde bir varlıktır. Bunlar birbirlerinden ayrı tutulamaz. Ayrıca Allah, insanın varlığına akıl, kalp ve nefis denen kimi mekanizmalar ve fonksiyonel cihazlar koymuştur. Bunlar insanın merkezi yönetim ve sevk birimleri olarak görev yapmaktadırlar. Bu mekanizmalar ise insanın ihtiyaçlarını, sorumluluklarını ve ideallerini temin ve tesis etme işini yürütürler. Burada beden ve uzuvları da bir alet olarak kullanırlar. İşte bu üç sistemin doğru ve planlı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Aksi hâlde insanda, kaos ve karışıklık baş gösterir ki psikolojik, sosyal ve ekonomik birçok problemin zuhuru söz konusu olur. İşte biz bu üç sistemin insanın yetiştirilmesi için önemli ve hayati olduğunu vurgulamak istiyoruz. Bunun için burada evvela, bu üç sisteme karşılık gelen üç kavramı doğru tespit etmekle işe başlayacağız. Bunlar; ta’lim, terbiye ve tezkiyedir.

Ta’lim; insan aklının eşyayı, varlığını ve sorumluluklarını yerine getirme işinde yaptığı tüm bilgi edinim ve öğrenme işidir. Bilgi öğrenmenin odağı akıl olup yapılan tüm bilgi edinimi, aklın faaliyeti dâhilinde olmaktadır.4

Terbiye; insanın kalp/gönül dediğimiz sistemi ki beğenme-reddetme, güzel-çirkin, sevgi-nefret gibi benimseme ve dışlama mekanizmasının düzenlenmesi ve işlevselleşmesi işidir. Terbiye ile istendik olan ve makbul addedilen hareketlerin kazanılması ve edinimi mümkün olmaktadır.5

Tezkiye ise insanın varlığında yani nefsinde bulunan negatif/olumsuz vasıf ve unsurların giderilmesi, pasif konuma getirilmesi ve güçlerinin tüketilerek etkisiz hâle getirilmesi işidir. Ayrıca bunun yanında insanın özünde ve varlığında bulunan, pozitif vasıf ve unsurların güçlendirilmesi, etkin konuma getirilmesi de diğer bir faaliyetidir.6

Ülkemizde yapılan insan yetiştirme ve ideal birey inşa çalışmaları, uzun yıllar yani Cumhuriyet’ten bugüne devam eden yenilenme, aydınlanma ve batılılaşma faaliyetleri mihverinde herkesçe malum olduğu veçhiyle seyretmektedir. Bu durum neticesinde toplumsal olarak niceliksel artmaya karşın, niteliksel bir artma henüz gözükmemektedir. Bireyin akıl, kalp ve nefis gerçeklikleri ışığında inşası ve ikmali yapılmamaktadır. Doğu Anadolu’nun bitmez terör sorununun, ülke genelinde gündemden düşmeyen ahlâk problemlerinin, dünya siyasetindeki pasif konumumuzun, bölge dindaşlarına yönelik çaresiz yaklaşımlarımızın merkezinde insanın doğru tanımlanmaması ve doğru yöntemlerle inşa edilmemesi yatmaktadır. Bir demirci ustasının elindeki madeni iyi tanımadan ateşe tutması ve ondan gerçekliği doğrultusunda değil de kendi bilgisi doğrultusunda hatalı üretim yapması ne kadar doğrudur? Bugün bizim durumumuz da aynen böyledir. Her madenin içeriği ve bileşeni farklıdır. Bu farklılık, onu başka bir isimle ve farklı bir vasıfla anılmasını sağlamıştır. Kimya ilmi, nasıl maddenin özüyle ilgili bir kısım yöntemler geliştirmiş ise insan odaklı çalışma ve faaliyet sistemleri de özle ilgili sistem ve mekanizmalar geliştirmelidir. Bunu da yanlış bir aletle değil, Kur’an-ı Kerim, Sünnet, insanlık tarihinin getirdiği birikim ve tecrübe ışığında yapmalıdır.

Kişi ve kurumlar tıpkı bir fabrikanın kurulma sürecinde yaptığı iş analizi, kurduğu makine bant sistemi, belirlediği mamül grubu, hedeflediği müşteri kesimi ve sorun süreçlerine müdahale yöntemleri gibi tüm işleri birlikte ve doğru hesaplaması gibi insan yetiştirme işini de etraflı, doğru, vahiy ve sünnet ekseninde tasarlayarak yapması gerekir.

Yine yıllarca yanlış çalışan bir sistemin sorun sürecine hiçbir müdahale yapılmamasını ne ile izah edebiliriz? Hammadde, işletim programı, işletim sistemi ve mamül arasında yaşanan büyük sıkıntılar yani insan hammaddesini, okul ve kurum denilen örgün ve yaygın yapılarla ideal bir fert olarak yetişmesi arzulanmaktadır; fakat ideal insan bir türlü inşa edilemiyor. Böylece “Bu sefer olacak (!)” diye diye insan israfı da -dünya ve ahiret açısından- maalesef sürüp gitmektedir. Batı dünyası, elimizde insan kaynağı ve mütefekkir azlığını fırsat bilerek son üç asırdır bize bilgiçlik taslayıp durmaktadır. Ortaya koyduğu bilimsel (!) kuram ve bilgilerle bizi epey etkilemiş ve kendine hayran bırakmıştır. Belirlediği ve kurguladığı düzeneği yıllarca çalıştırmış ve bize de “Buyrun, siz de deneyin.” diye dayatmıştır. Onların yıllarca modern, mükemmel, çağdaş vs. gibi mekanizmalarının mamülü olan ideal insanları, bugün Suriye, Irak, Filistin vd. İslâm memleketlerindeki zulme sırıtarak bakan fertler olmuştur.

Bizler din, tarih, kültür, medeniyet ve örf gibi toplumların ayırıcı ve belirleyici ölçütleri çerçevesinde farklılıklarımızı görerek, dikkate alarak ve bunları günümüz şartlarına taşıyarak yeniden bir insan yetiştirme düzeni kurgulamalıyız. İnsanı yetiştirirken, inşa ederken, ideali belirlerken onu “Yaratılmış, mümeyyiz, mükellef, halife, münasebetkâr, sosyal, misafir, ölümlü, tekrar var olacak, cennet ve cehennemde ebedi iskân edecek bir canlıdır.” tarifi ışığında ele almalı ve bu minvalde işimizi yapmalıyız.

Yıllarca insanın benliğine ve varlığına karşı işlenen zulme son vererek, adaleti yani her şeyi yerli yerine koyarak aklı ta’lim, kalbi terbiye ve nefsi tezkiye ederek ideal insan ve toplumu inşa edelim. Adaletli bir toplum için, insanın varlığına karşı adalet ekseninde bir eğitim ve adalet kavramında bir öğretim ile işe koyulalım.

Abdullah Servet Yılmaz


 

1 Bkz.: COŞKUN, Selçuk, Bir Eğitimci Olarak Hz. Peygamber’in İnsan Anlayışı, Erzurum, EKEV Yayınları, ts, s. 53- 54.

2 BAYRAKTAR, Bayraklı, İslâm’da Eğitim, İstanbul, Seçil Ofset, 2002, s. 201.

3 BAYRAKTAR, Bayraklı, İslâm’da Eğitim, İstanbul, Seçil Ofset, 2002, s. 80.

4 Bkz.: DİA, Ziya Kazıcı-Halis Ayhan (İstanbul: Diyanet Vakfı Yayınları, 1998), “Ta’lim ve Terbiye” maddesi.

5 SERİNSU, Ahmed Nedim vd., Dini Terimler Sözlüğü, Ankara, Milli Eğitim Basımevi, 2009, s. 361.

6 Bkz.: Cuma Suresi; 62/2; Serinsu, Dini Terimler Sözlüğü, 367; Karagöz, İsmail vd., Dini Kavramlar Sözlüğü, Ankara, DİB Yayınları, 2010, s. 662.

medeniyet bulten logo

ömer hoca ile röportajlar

tefsir 2017 2018 1

Yazanlarımız