TOPLUMSAL ÇÖZÜLME VE NEDENLERİ

toplumsal cozulme ve nedeneleri

Çözülme, bir toplum düzeninin bütün boyutlarıyla işlerliğini kaybetmesi ve tıkanıklıklara yol açmasına denir.1

1. Toplumsal Çözülme

-Bir topluluğu meydana getiren sosyal ilişkilerin, bütünlüğü bozacak şekilde gevşemesi,

-Bir toplumu ayakta tutan inanç ve değerlerin etkilerini kaybetmesi,

 

-Sosyal değerlerin yeni norm ve değerlere uyum sağlayamaması,

-Bir toplumda maddi ve manevi kültür unsurlarının bir araya gelerek bir anlam ifade edecek ve işleyen bir bütün meydana getirecek tarzda birbirlerini tamamlayamama hâlidir.2

Çeşitli olaylar, toplumun içinden geçtiği birtakım süreçler, sistemin birbiriyle dengeli olarak işleyen çeşitli parçaları arasındaki dengeyi bozabilir ve bir örgütsüzlük, yapısızlık, erime hâli belirir. Bu durum çözülmedir.

Toplumsal açıdan çözülme, bir anda olup bitiveren bir olgu değildir. Aksine belli bir birikime bağlı olarak zaman içerisinde gerçekleşen bir süreçtir.

Toplumsal yapı, temel grup ve kurumlardan oluşur. Toplum, fertlerin ahenkli bir bütünüdür. Bu nedenle çözülmeye kurumdan ve fertten hareketle bakabiliriz.

20. yüzyılda gerçekleşen kültürel değişimin en önemli özelliği, ahlâk ve dinin birbirinden ayrılması olmuştur. Dinin toplumsal kurumlar ve normlar üzerindeki etkisinin/otoritesinin gerilemesiyle birlikte, dinamiğini/kaynağını dinden alan ahlâk kuralları yeni bir temele/kaynağa ve içeriğe kavuşturulma durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Bu durumdan itibaren ahlâk, bireysel faziletten çok, sosyal adalete öncelik vermeye başlayarak toplumsal bir nitelik kazanmıştır.

2. Kurumsal Çözülme

Ahlâkî Çözülme: Ahlâkın dinden ayrılmasından itibaren ahlâkî çözülme başlamıştır. Çünkü ahlâkın dinden ayrılması ve sosyal ahlâk anlayışına bürünmesi demek; kişinin başkalarının hayatına müdahale etmemesi ve özel hayatında ahlâk kavramının ortadan kalkması demektir.

Somut bir örnek verecek olursak günlük hayatında çeşitli cinsel sapıklıklar peşinde koşan birisi suç işlemediği sürece, onun ahlâkî bozukluğundan söz etmek mümkün olmayacaktır.

Ahlâkın dinden ayrılması aynı zamanda, dini çözülmenin bir yönünü teşkil eder. Dini çözülmeden kastettiğimiz, dinin fert ve toplum üzerinde veya bireysel yaşayış ve sosyal kurumlar üzerinde yaygın etkisini kaybetmesidir.

İktisadi Çözülme: Ekonomik kurumun toplumun ahenkli işleyişine yardımcı olacak görevlerini yerine getirmemesi durumudur. Toplumun dengeli olarak yaşayabilmesi için arz ve talep dengesinin korunması, iş bölümü ve istihdam koşullarının düzenlenmesi, kişi başına düşen milli gelirin belli bir seviyenin üstünde olması, gelir dağılımında eşitliğin sağlanması gerekir. İktisadi çözülmenin temel sebepleri, toplumun ahlâk ve zihniyet dünyasında yatmaktadır.

Siyasi Çözülme: Siyasal kurumlarda görülen çözülmedir. Siyasal kurumlar içerisinde devlet, sahip olduğu hukuki ve fiziki güç ile en önemli sosyal kontrol gruplarından biridir. Günümüz dünyasında devlet, eğitim kurumundan ekonomi kurumuna ve boş zamanlara kadar pek çok kurum ve grup üzerinde politikalar üretmekte ve geleceğe dönük planlar, yatırımlar yapmaktadır. Siyasal kurumlarda çözülme, siyasal istikrarsızlık olarak kendini gösterir.Bürokrasinin artması,

  • Bürokrasinin Artması
  • Rüşvet,
  • Adam kayırma,
  • Usulsüzlük,
  • Devlet adamlarının yetersizliği

siyasi çözülmenin en belirgin göstergeleridir.

3. Bireysel Çözülme

Bireysel çözülmeden kastımız, ferdin psikolojik yapısında meydana gelen birtakım patolojik durumlar değil, sosyal bir varlık olarak gerek diğer fertlerle gerekse sosyal grup ve kurumlarla arasında ortaya çıkan kopuş hâlidir. Ama bireyin sosyal yaşantısındaki düzensizlik, direkt bireyin psikolojisi üzerinde etkili olmaktadır.

Sosyal dünyada yaşamak, düzenli ve anlamlı bir hayat sürmek demektir. Toplum, yalnız nesnel olarak kurumsal yapılarda değil, aynı zamanda subjektif olarak ferdin bilincini oluşturma konusunda da düzen ve mananın koruyucusudur. Bu nedenle sosyal dünyadan köklü bir uzlaşma veya düzensizlik, birey için oldukça güçlü bir tehdittir.

Bireyler arasında meydana gelen çözülme, 20. yüzyılda, özellikle aile yapısında meydana gelen değişmeyle belirginleşmiştir. Çekirdek aile geleneksel ailenin yerini almıştır.

Toplumdaki Ahlâkî Çöküntü ve Nedenleri

Ahlâk çöküntü, toplumumuzu derinden yaralayan çok önemli, temel bir meseledir. İçinde yaşadığımız toplumdaki sosyal, ekonomik ve kültürel problemlerin temel nedeni, kirlenmiş bir Ahlâkî çevrede yaşıyor olmamızdır.

• Toplumu çepeçevre saran bu ahlâkî çöküntü;
• Dinden uzak,
• Hiçbir ahlâkî değeri olmayan,
• Hiçbir şeye inanmayan,
• Hiçbir şeyi ve hiç kimseyi umursamayan,
• Sadece kendini düşünen bir toplumsal yapı oluşmasına neden olmuştur.

Ahlâk çöküntüsünün temelinde yatan neden, insanların manevi değerlerini kaybetmeleri ve dinden uzaklaşmalarıdır. Manevi değerlerini kaybeden insanlar da dünyayı yaşayabilecekleri tek yer olarak görürler ve dünyada kendileri için çıkar sağlamaya, kendi arzu ve isteklerini tatmin etmeye, mümkün olduğunca mala ve statüye sahip olmaya çalışırlar.

Toplumları ahlâkî çöküntüye götüren neden, kapsamlı ilişkileri ve karanlık bağları olan büyük bir ‘oluşum’ tarafından idare ediliyor olmasıdır.

Günümüzde en çok da medya yoluyla modernlik, çağdaşlık, özgürlük ve cesaret söylemleriyle ahlâksızlık propagandası yapılmaktadır. Söz edilen modernlik ve çağdaşlık, gelişmelere ve yeniliklere açık olmak değil; ahlâksızlık ve sapkınlıkların insanlara olağan davranışlar gibi gösterilmesidir. İnsanlar, kınadıkları davranışları bu propagandalar nedeniyle zamanla olağan karşılamaya başlarlar. Ve bu yoğun telkinlerle, yaşanan ahlâksızlığı çağdaşlığın bir gereği olduğu hatasına düşerler.

Ahlâkî çöküşün en önemli nedeni, dinsizlik nedeniyle kendini başıboş ve sorumsuz zannetme yanılgısıdır.

Islah mekanizması, iyiliği emredip yayma ve kötülükten sakındırma çalışmaları, toplumların varlığının devamı için hayati öneme sahiptir. Toplumun sürekliliğinin sağlanması, mevcut yapının korunarak sosyal dengenin kurulması; iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan ıslah mekanizması çalışanlarının varlığına bağlıdır.

“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” buyrulmuştur.3

İyiliği emreden, yayan, çoğaltan, kötülük ve bozgunculuktan sakındıran kimselerin veya kurumların olmadığı toplumların çöküşlerinin hızlandığını, geçmiş toplumlardan birçoğunun da aynı şekilde yıkılıp gittiklerini Kur’ân-ı Kerim'den anlamaktayız.

“Sizden önceki asırlarda yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak faziletli kimseler bulunsaydı ya! Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır (bunlar görevlerini yaptılar). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkâr idiler. Halkı iyi olduğu hâlde Rabbin, haksızlıkla memleketleri helâk etmez.”4 denilen bu toplumların kaderinin, o toplumdaki salihlerin etkinliğine bağlı olduğunu açıkça anlamaktayız.

“Bir toplum kendi nefislerinde olanı değiştirmedikçe Allah onlarda olanı değiştirmez.”5 ayetinin verdiği mesaj, bireyden başlayan değişimin topluma yansımasıdır. Birey olarak insanın değişime açık olması ve değişimi arzulaması, kendinde olanın değişimine zemin hazırlamakla beraber bunun değişmesi, toplumu etkilemesiyle mümkündür. Ayetten, değişimin öncelikli olarak bireyden başladığını da anlamaktayız.

Toplumların değişim ve dönüşümüne neden olan etkenlerin başında toplumların önde gelenleri yer alır. Toplum genel itibariyle ‘bilinçsiz ve ne yapacağını bilmeyen’ insanlardan oluşmaktadır. Toplumu etkileyen, onların değişim ve dönüşümüne neden olan, toplumun genel olarak benimsediği liderlerdir. Toplumların liderlerini körü körüne taklit etmeleri, toplumsal çöküntüye de neden olabilir.

Toplumların Çöküş Nedenleri:

1. Önderlerin Etkisi / Zenginlerin ve Güç Sahiplerinin Azgınlaşması

Toplumun temel dinamiğini oluşturan liderler, toplumu istedikleri yöne doğru yönlendirebilme yeteneklerinden ötürü çöküşte de etkin rol oynarlar. Önderlerin basiretsiz davranışları, toplumda bir kargaşanın oluşmasına neden olur. Bu kargaşalar toplumsal dengenin ve bütünlüğün bozulmasına neden olur. Bu konuda yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.”6

2. Adaletsizlik ve Zulüm / Bozgunculuk

Adalet, toplumsal yapıyı ayakta tutan en önemli faktörlerin başında gelmektedir. Adalet, sağlıklı toplumu doğurur. Adaletsizlik ise insan fıtratına aykırılığı arz etmektedir. Adaletsizliğin olduğu yerde de sükûnetin olması imkânsızdır. Zulmeden ve zulme uğrayan kutupların oluşması, toplum içinde kendiliğinden bir çatışma ortamını doğurmaktadır. Adaletsizlikle hükmeden ve zulmeden bir kesimin var olması Allah'ın azabının gelmesini hızlandırmaktadır.

“Halkı zulmetmekteyken helâk ettiğimiz, böylece duvarları çökmüş, çatıları üzerlerine yıkılmış nice memleketler, nice kullanılmaz kuyular, nice muhteşem saraylar vardır.”7

3. Ölçüsüz Davranışlar

İnsan fıtratına aykırı davranışların sergilendiği, israfın yaygınlaştığı bir toplumun çöküşü kaçınılmazdır. Kur’ân bu ölçüsüz davranışları günah olarak isimlendirmektedir. Birçok toplumun fıtrata aykırı/ölçüsüz davranışlar içinde olduklarında Allah'ın azabıyla cezalandırdığını görmekteyiz.

“Lût'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?”8

Peygamberler; ölçüsüz davranışlar ve israf içinde boğuşan toplumları uyarmışlar, onları Allah'ın adaletinden haberdar etmişler. Mesaja kulak tıkayıp aldırış etmeyenler olmuşsa da bunlar helâk olmuşlardır.

4. Hak Olana Karşı Tavır Takınma/Ataların Dinine Sığınma

“Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.”9

Cehalet içinde olan, hakikatin anlaşılmasından yana idrak yetisini kaybetmiş olan toplumlar/ insanlar “Hak olana karşı” bir tavır içine girmişlerdir. Bu tavırlarını çeşitli yollarla göstermişlerdir. Kimi zaman uyarıcıları öldürmüşler, kimi zaman hicrete zorlamışlar, onları toplumdan tecrit etmeye çalışmışlar vs. Bütün bunlara karşı savundukları şey ise atalarının dini olmuştur.

5. Alay, Tahkir ve Yalanlama

Alay, tahkir ve yalanlama kimi insanların baş edemediği, gelişimini ve kabul görürlülüğünü engelleyemediği insanlara karşı bir ön yargı durumu olarak ortaya çıkar. Yıpratmaya yönelik olan bu tutumlar, alternatif bir düşüncenin ortaya konamadığı anlarda kendini daha belirginleştirmektedir. Bu durum, bir çöküşün başlangıcı olabilmektedir.

“Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.”10

6. Baskı ve Şiddet

Toplumun dönüşüme karşı olan tavrının belirginleşmesi aşamasıdır. Bu aşamadan sonra toplum değişim ve dönüşüme kapalı olduğunu ortaya koyar. Toplumun mevcut durumdan ötürü çöküş süreci yaşanmaya başlar.

7. İşi Ehline Vermemek

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“... İş, ehil olmayana verilince kıyameti bekle.”11

Bir toplumda düzenin altüst olmasının temel sebebi, işi ehline vermemektir. Ehil olmayanların, Kitap ve Sünnet gibi dinî esaslara dayanmadan istekleriyle halka din adına önderlik yapmaya kalkmalarıdır. Aslında dinin Kitap, Sünnet ve İcma‘ gibi temellerine dayanan görüşler, hem övülmüş hem de kabul edilmiş re’y ve görüşlerdir.

İşin, ehil olanlara verilmemesi cehaletin yaygınlığından ve ilmin ortadan kalkmış olmasından ileri gelir.

İşin aslını bilenlerin bulunduğu bir ortamda, ehil olmayanlara işlerin verilmesi normalde düşünülemez. İlim, çözüm demektir. İlim ayakta ve önde olduğu sürece işlerde mutlaka bir kolaylık bulunur.

Çözümsüzlüğün ve çöküntünün asıl sebebi –dış etkenleri bir tarafa bırakacak olursak- bilgisizliktir.

“İlmin yok oluşu, âlimlerin yok oluşu demektir.” Ya da “Âlimlerin yokluğu, ilmin ortadan kaldırılmasıdır.”

İşin ehil olmayanlara verilmesi, emanetin zayi edildiğinin/kaybedildiğinin de açık işaretidir. Böylece âlimlerin yok oluşu ile emanetin zayi edilmesi/kaybolması arasında çok sıkı bir ilgi bulunmaktadır.

Emanet ise, maddî-manevî değer ve sorumlulukların hepsine birden verilen isimdir. Bu demektir ki emanet, ilme emanet edilmiştir. İlim kalmamışsa, emanet zayi edilmiş demektir. Bunun göstergesi ise, ehil olmayanların ümmetin işlerini üstlenmiş olmalarıdır.

Şunu da unutmamak gerekir; işe ehil insanların yetiştirilmesi, günün en büyük cihadı, Müslümanların en büyük başarısı anlamını taşımaktadır.

Toplumları yok olmaya sevk eden yukarıda belirttiklerimize şunları da ilave edebiliriz;

  • Allah'ın nimetlerini değiştirmek (Bakara, 211),
  •  Nimete karşı nankörlük (Nahl, 112),
  • Dini emirlere karşı hileye başvurmak (Bakara, 65-66),
  • Günahın yaygınlaşmasına kayıtsız kalmak (Enfal, 25),

İnsan(lar)ın baş(lar)ına gelen sıkıntılar –toplumsal çözülme gibi- kendi nefs(ler)inden ve yapıp ettiklerinden kaynaklanmaktadır. İnsanlar/toplumlar başlarına felaket geldiği zaman başkalarını suçlamadan önce kendilerini sorgulayıp bu duruma düşmelerine neden olan hususları araştırmalıdırlar. Üzüntüyle belirtmek gerekir ki insanlar/toplumlar, içine düştükleri sıkıntılar karşısında savunma mekanizmalarını devreye sokmakta ve başkalarını/ başka toplumları suçlama kolaylığına kaçmaktadırlar.

İsa Arı


Dipnotlar

1 İhsan Sezal, Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar, Birlik Yayınları.
2 Vecdi Bilgin, Sosyal Çözülme ve Din, Etüt Yayınları.
3 Âl-i İmran Sûresi, 104
4 Hûd Sûresi, 116-117.
5 Ra‘d Sûresi, 11.
6 İsra Sûresi, 16.
7 Hac Sûresi, 45.
8 A‘raf Sûresi, 80.
9 Hûd Sûresi, 62.
10 A’raf Sûresi, 80.
11 Buhâri, İlim 2.

Kaynaklar

1. Kur’ân-ı Kerim Meali, Diyanet Vakfı Yay.
Hazırlayanlar: Prof. Dr. Hayrettin Karaman,
Prof. Dr. Ali Özek, Prof. Dr. İbrahim
Kâfi Dönmez, Prof. Dr. Mustafa Çağırıcı,
Sadrettin Gümüş, Doç. Dr. Ali Turgut

2. Kur’ân'da Toplumsal Değişim ve Çöküş, Mehmet Şat, www.haksozhaber.net

3. İhsan Sezal, Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar, Birlik Yayınları, Ankara.

4. Vecdi Bilgin, Sosyal Çözülme ve Din, Etüt Yayınları, Samsun.

5. Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Son peygamber.info / Yazarlar, İşi Ehline Vermek.

6. Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

7. islamanahtari.com